24 Nisan 2010

SEN'din...



Gözümdeki bir damla yaştın aslında

Belkide bir türlü yüzüme yakıştıramadığım küçük bir tebessüm

Demli bir çayın ilk yudumuydun içimi yakıp kavuran

Gecenin karanlığıydın, gökyüzünün sonsuz mavisiydi  gözlerin

Gidende sendin kalanda, bense kaybolmuştum ayrılıkların arasında

Bir gün azraildin tüm hislerimin tek tek canın alan,

Bir gün can verendin yüreğimde asılı kalmış sevda yağmurlarına

Aynamdaki gölgeydin asla silemediğim

Bir çığlık gibi kalmış sesin çınlayan kulaklarımda

Lavları hep içinde kalmış bir volkan gibiydin

Yanardın için için ve yakardı kor gibi sözlerin

Severdin.. bilemiyorum ne kadar çok hiç belli etmezdin

Nefret miydi bu gözlerindeki yoksa aşkın en saf halimi 

Hiç bilemedim...

Öldürende sendin, can verende..

Beni benden alıp meçhule armağan edendin 

Yalnızlığın çöl ayazında bırakıp giden.. sendin..

Hiç bitmesini istemediğim kalın bir roman gibiydin

Sen olurdum çoğu zaman, unuturdum içimdeki tüm benleri

Usanmadan bekledim, gelmeyeceğini bile bile 

Bu sonbaharda vuslatın kıyısında...

Bir demli çay daha söyledim

Aynı ağacın altında, 

Yanmış yüreklerin kokusu vardı yine burnumda

Bir yanımda hasretin ağlamaklı gözleri 

Bir yanımda vuslatın rengi solmuş çiçekleri

Alacakaranlık bir gün daha, hava ayrılık havası

Seni sana bıraktım külleri savrulsada yüreğimin

Bir kilit daha vurdum kapattım yüreğimin kapısını....


leydielif
resim alıntı