29 Eylül 2009

Sonuda Bende Ehliyet Alıyorum


Uzun süren bir düşünce maratonundan sonra bende ehliyet almaya karar verdim. Biraz tedirgin birisi olarak kendime fazla güvenmiyordum açıkcası. Daha şöför koltuğuna bile oturmamış birisi olarak, araba kullanmak bana çok uzak geliyordu aslında. Ama içimdeki o korkuya bir dur demenin vakti gelmişti. Ve ilk derse dün itibariyle girdim ve çok eğlenceli geçti. Sanırım ben bu işi başaracağım. Lise yıllarıma geri dönmüş gibi hissetim kendimi. Sınıfımızda sanırım 15 -20 kişi var ve 15 inden fazlası bayan. Galiba artık erkekler ehliyet almayı bayanlara bırakmışlar. Bende çok şaşırdım. Hatta sohbet konusu bile oldu arkadaşlar arasında.Ama zaten istatiksel olarak da bayanlar trafik kurallarına daha çok uyduğu için , bayan sürücülerin trafikde olması daha iyiymiş. Sanırım bende kurallara harfiyyen uyan çok dikkatli bir sücü olacağım. Bir de güzel bir araba alırsam tamamdır. Tabi yukardaki gibi bir araba almak zor olsada benim hayalimdeki araba o. Şimdiden araba kullanma heyecanı sardı beni. Zevkli bir şey olsa gerek.
Üstelik benim şanslı bir olduğum bir taraf daha var. Yılbaşından sonra ehliyetlere yeni düzenleme geliyormuş ve oldukça zorlaşacakmış ehliyet almak. Özellikle direksiyon dersleri çok uzun olacakmış. Onun için benim bu sınavı geçip ehliyet almam gerkiyo yoksa bir daha zor alırım sanırım...İşte böyle sevgili dostlarım. Bana şans dileyin sevgiyle kalın...

27 Eylül 2009

Sevgili Blog Dostlarım

Uzun zamadır sizlerden gelen yorumların olmaması, gün geçtikçe daha bir incitir oldu yüreğimi. Her kelimeniz, her cümleniz benim için o kadar değerli ki , içimde bir şüphe kemirip duruyor bedenimi. Acaba bir tek kelime dahi yazılamayacak kadar kötü şeyler mi yazıyorum. Zaten yorum demek eleştiri demektir. Ben sadece iyi yorum beklemiyorum. Kalbinizden geçenleri iyi veya kötü yazmanızı, sizlerinde düşüncelerinizi bilerek yazmayı istiyorum. Hiç kimsenin okumadığı yada yorum yazmak istemediği bir bloğa daha fazla yazı yazmak da istemiyorum. Yanlış anlamayın sakın zorla sizden yorum istemiyorum. Sadece sizin düşüncelerinizin benim için ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Bu bloğu açmamdaki tek sebep hiç kimsenin bilmediği şiirlemi herkesle paylaşmak, bir kelime bile olsa oların yorumlarına göre kendimi daha iyi geliştirmekti. Eğer bir hatam veya yanlışım olduysa özür dilerim. Sanki bütün blog arkadaşlarım bana küsmüş gibi geliyor. Ve ben kendimi sokağa terk edilmiş bir kedi gibi hissediyorum. İnanın çok kötü bir duygu. Ve sizlere sormak istiyorum. Sizce Elif şiir mi yazmalı yoksa yaşadıklarını yazarak sanal bir günlük mü tutmalı. Sizden gelen düşüncelere göre bloğumu tamamen değiştirmeyi yada kapatmayı düşünüyorum. Tüm blog dostlarıma sevgi ve saygılarımla...

Ruhumun Öteki Yarısı


Sonsuz maviliklerim var

Grileşmiş gözlerimdeki yansımalar

Süngüsü düşmüş bir asker gibi

Hem korkak hem cesaretli,

Dünden kalanlar...

Hiç bitmeyen yollarım var

Mayınlar döşenmiş sokaklarına

Her adımı azrail gibi almış canımı

Karşımda durur ruhumn öteki yarısı

Sonbaharı gelmiş düşlerim var

Solsada bir bir topladığım

Bir çöl fırtınası gibi kavurur bedenimi yalnızlık

Gözlerimde hiç bitmeyen yağmurlar

Her gece yeniden doğarım

Sarıp sarmalar beni karanlığım

Damarlarımda dolaşır sanki

Bitip tükenmeyen yalnızlığım...



leydielif
resim alıntı

24 Eylül 2009

Çelişkilerin Seremonisi




Aşk mı hayatın kısa yazılışı


Nefret mi kalbimin görünmeyen giysisi

Vuslat mı duyguların tek öznesi

Ayrılıkı mı gözümdeki yaşın sahibi

Karanlık mı acıtır duvarların arasına gizlenmiş gölgemi

Aydınlık mı yaşatır mezarımdaki çiçekleri

Siyah mı kaplamış çöl ayazındaki yüreğimi

Beyaz mı renklerin en masum görüneni

Hayat mı yaşadığımızı sandığımız çelişkiler silsilesi

Ölüm mü gerçeğin tek efendisi...

leydielif
resim alıntı

23 Eylül 2009

Üç Bilinmeyenli Denklem




Çözümsüz bir denklem gibiydi  hayat çoğu zaman istesemde çözemediğim,

Üç bilinmeyeni vardı  bu denklemin, düğüm düğüm kalmış beynimin hücrelerinde.

Yüklemsiz  öznesiz cümlelerin arasında kalmış BEN 'dim asla bilinmeyecek olan,

Taştan heykellerin gözyaşlarında gizli kalmış çocuksu düşlerimdi ikinci bilinmeyen.

Solmuş yaprakların dilinde bir ağıttı sanki rengini kaybetmiş hayallerim.

Ölümün bilinmeyen mabedi gibi bedenimi saran yalnızlığımdı üçüncü bilinmezliğim,

Tüm umutları toplasamda mahşer yerine dönmüş yüreğimin ellerinde,

Hüznü kederi çıkırsamda çöle dönmüş gözlerimden,

Toz pembe hayalleri bölsemde ucu bilenmiş vedalarıma,

Etkisiz bir eleman gibi kalıyordu titreyen ellerimde sessiz haykırışlarım...

Çarpıp çıksam da yüreğimdeki tüm kapıları, yalnızlığıma kilit vursamda,

Bilinmeyenlerin sonuydu sonsuzluk, çaresizliğin azralili karşımda olsada,

Ruhum terkedecek bedenimi, bir avuç toprakda kalacak sessiz bakışlarım...


leydielif
resim alıntı

Son Sahne




Karanlık gecelerimin armağanıydı göz yaşlarım,

Yine baş köşeye oturup gözlerini bana  dikmiş yalnızlığım.

Üzerime örttüm kardanda soğuk taş kaldırımlarını,

Bir kıvılcım gibi yansada yüreğimin kırık dökük duvarları,

Kurşun yarası gibi durur sırtımda, dost bildiklerimin yok oluşları.

Dirhem dirhem parçalara bölünmüş ruhumun mezar taşları,

Kan gölüne dönmüş yalnızlığımın kör karanlık çukurları,

Bu son sahnesiydi ömrümün onunda kapandı perdesi,

Kıyamet koptu sanki yüreğimde, karşımda umudumun azraili..

Her gün can verir, içimdeki çocuğun ebruli hayalleri..

Gişeler kapandı bir bir, ömür denilen filmin bitti son sahnesi...


leydielif
resim alıntı

22 Eylül 2009

Düş Sokağı



Kimsesiz düşlerimin kimsesiz sokağında yürüyorum,

Cebimde son kalan umudumun kırıntıları,

Çığlık atsamda kimse duymayacak biliyorum,

Bir bir sönmüş sanki , düş sokağımın lambaları...

Geceler gardiyan olmuş uykusuz gözlerime,

Soğuk rüzgarlar savurmuş ruhumu çok uzaklara,

Yalan olmuş gülümsemeler, hüzün çökmüş yüzüme,

Ne can kalmış ne canan, yol verdim bütün hatıralarıma...

Demir atmış yüreğim yalnız şehrin limanına,

Kaybolup gitmiş haykırışlarım, çıkmaz sokaklarında,

Bir yokuş çıkmakla geçmiş ömrümün baharı,

Hediye etmişim yalnızlığıma,  bana küskün hatıralırımı..


leydielif
resim alıntı..

20 Eylül 2009

Bayramınız Kutlu Olsun


Sevgili blog dostlarım; Ramazan bayramınızı  en içten dileklerimle kutlar, daha nice güzel bayramlar geçirmenizi dilerim.

leydielif

19 Eylül 2009

Veda Mevsimi




Alıp başını gitmiş yine bakışlarım,

Bilmiyorum kaç kere, gitmelere yanmışım,

Unutulmuş bir roman gibiyim, birazda eski,

Sararmış yine yapraklar, geldi veda mevsimi...

Güneşe hasret, karanlık ruhumun çiçekleri,

Bir damla tebessüm yeter çöle dönmüş yüreğime,

Yine gün batımı var kırık dökük penceremde...


leydielif
resim alıntı

Bayram Sabahı


Akşamdan bir telaş bir sevinç başlardı bizim evde. Bayramlıklar alınmış, şekerler çikolatalar baş köşeye konmuş, evin her tarafı mis gibi tütün kolonyosı kokardı. O geceki uyku gibi rahat ve huzurlu bir uyku var mıydı...Evin erkekleri erkenden kalkar, bayram namazı için koştura koştura evden çıkarlardı. Ev ahalisi ise erkeklerin bayramdan dönmesini heyecanla bekler, kapı zili çalınca yüzlerindeki gülümsemeyle birlikte bayramda içeri giriverirdi sanki. Sonra evin en büyünğünden sırayla el öpmeye başlanır acaba ne kadar bayram harçlığım olacak sorusu çocukların gözlerinde ilginç bir tebessüme dönüşürdü. Sonra elimize döktüğümüz tütün kolonyası ve bir çift şeker mutluluğumuzu en üst seviyeye çıkarır ve artık gezme vaktinin geldiğini işaret ederdi. Çocukluğumun bayramları hep böyle tütün kolonyalı, daha sonra pek duyamadığım bir sevinçve mutlulukla geçerdi. Şimdi ne zaman bir tütün konolyası duysam eski o güzel bayramlara gider gelirim, gözlerimde eskilerden kalma bir tebessümle. Her yeri bir huzur kaplayıverir güneşin ilk ışıkları gibi. İçimde umudumun sesi yankılanıp durmakta; yarın ki bayram da çok güzel olacak.

Her günün bayram tadında geçmesi ve yüreğinizin her zaman huzurla dolması dileğiyle.
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

leydielif

17 Eylül 2009

Bitmeyen Vedalarım


Geçmişin izleri kalmış, her sokak başında,
Anılar gizli bir düşman gibi, her an karşımda,
Bir yaralı kalp kalmış eskilerden bana,
Yanarım şimdi bensiz kalmış sevdalara...

Dilimde bir ah kalmış, gözlerimde iki damla yaş,
Yalnızlık mı , hiç bitmeyecek bir savaş,
Geçip gidiyor ömür, bak yavaş yavaş,
Ne bir dost kalmış yanımda, ne bir yoldaş.

Kırılmış kanatlarım, kurumuş yapraklarım,
Yalnızlığıma değil vefasız dostlara yanarım.
Baş ucumda durur hep sessiz akşamlarım,
Alır götürür mechule hiç bitmeyen vedalarım.

Aldanışlarım var boş çerçevemin içinde,
Hüznün buğusu durur, hala penceremde,
Ruhum esir düşmüş ümitsizliğimin ellerinde,
Kaybolup gitmiş düşlerim, acısı hala yüreğimde...

leydielif
resim alıntı

Geceler


Sessizliğimin sesidir çoğu zaman,

Karanlık ruhumu aydınlatır,

Bir bir yanar içimde sokak lambaları,

Gözlerimde parlar yıldızları.

Geceler, kimsesiz duyguların sancısı...

Siyah bir deniz gibi sonsuz,

Kurumuş bir yaprak gibi ruhsuz,

Bomboş sokaklarda duyulur sesi,

Geceler, uykusuz gözlerimin bekçisi

Ebruli düşlerimin yalnız süvarisi

Solmuş hayallerimin gizli bahçesi

Yankılanırken ahlarım, taş duvarların arasında

Geceler, benim yalnızlığımın resmi....




yazan:leydielif
resim alıntı

Blogger Sana Neler oluyor


Üç gündür ne yaptıysam açamadım bloğumu. Ve hala da açamıyorum. Kumanda paneline girebildim çok şükür . Ama bloğun ana sayfası hala açılmıyor. Sinirden klavyenin tuşlarını kıracağım neredeyse. Bir tane sorumlu birisi çıkıp da tek kelime etmiyor ya o daha bir sinirlendiriyor beni. Binlerce hatta milyonlarca insan giriyor her gün bu bloglara. Nasıl böyle büyük bir sorun olurda bir yetkili çıkıpda işte şöyle şöyle yapmanız gerekiyo veya şöyle bir sorun var bir kaç gün sonra açılacak dese olmaz mı. İnsanları böyle çaresizce bekletiyorlar. Üstelik birde koskoca! google var arkasında. Böylesi bir durum hiç yakışmadı sanada güvenim kalmadı google. Sinirden ne yazacağımı bile bilemiyorum. Bir sürü çareler üretilmiş. DNS ayarlarını değiştirin bilgisayarı açın kapatın, modemi resetleyin, her halde blog kapanınca insanlar nasıl tepki verecek onu merak ettiklerinden yapıyorlar bunları. Neyse inşallah en kısa zamanda bu sorun çözülürde bizde kaldığımız yerden devam edebiliriz. Geçmiş Kadir Geceniz mübarek olsun sevgili dostlarım. En yakın zamanda görüşmek dileğiyle...

13 Eylül 2009

Yürüyorum



Yürüyorum, taş kaldırımların sessizliğinde,

Yürüyorum, alacakaranlığın mechul gölgesinde...

Dinliyorum, hüzünümün o buğulu bestesini,

Bilmiyorum, gözlerimdeki bu yas ne zaman bitecek ki.

Susuyorum, çığlıkların arasında, sükutla sırdaşım,

Yağıyorum, sağnak yağmur gibi geceler yoldaşım.

Esiyorum, bir deli poyraz gibi, kurumuş yaprakların arasında,

Üşüyorum, kimsesiz kalmış duygularımın soğuğunda.

Gidiyorum, yalnız akşamlarımı aldım yanıma,

Gidiyorum, bir veda demeden ağlamaklı hatıralara.

Biliyorum, hiç bitmeyecek hüznümün yağmurları,

Yanacak için için, yüreğimin terkedilmiş sokakları...


leydielif
resim alıntı

12 Eylül 2009

Yalnızlığın Gölgesi



Yalnızlığın gölgesi vurmuş gözlerime,

Bir parça umut kalmış ellerimde.

Ruhum kayıp, bedenim isyankar,

Küskünüm, beni unutan gecelere.

Yarım kalmış bir masal gibi,

Sonsuzluğa uzanıp gitmişim...

Penceremde sessizliğin ufuk çizgisi,

İstesemde silememişim....


leydielif
resim alıntı

11 Eylül 2009

Erkin Koray---Öyle Bir Gecer Zamanki


ErkinKoray oylebir gecer zamanki
">

Yüreklerimiz Birleşsin Türkiye Güzelleşsin


Önce sel felekatiyle sarsıldık. Sel öyle bir vurduki anne kucağındaki minik yavurusunu bile kurtaramadı. Selden geriye kalan çamursa dah ada kötü. Sonra yağmalama haberlerini duyunca kendime söylediğim ilk cümle bunlar bizim inisanımız olamaz .... Ama maalesef üstelikde kameraların kendilerini çektiğini bile bile birde yüzündeki pişkin gülümsemeyle insanların canımı nasıl kurtarırım diye düşündüğü bir zamanda sele kapılon eşyaları toplayan bizim insanımız(!)dı. Nasıl bir mal hırsıdır bu nasıl bir vicdansızlıktır onu anlayabilmiş değilim. Hala yağış uyarıları devam ederken sabah duyduğum ilk haber Konyada deprem oldu 150 yaralı ... İnanın sanki nefes alamadım bir an. Allahım bize ne oluyo diye düşündüm. Bu felaketlere sebep olan ne. Bir yerlerde hata yapıyoruz biliyorum . Bir sonraki haberse içler açısıydı. Elindeki molotof kokteylini polisin üzerine atan saldırganlar. Bir veba gibi yayılan bu vicdansızlık, inançsızlık insanlara neler yaptırabiliyormuş Allahım. Kendi memleketimizde görmek sanırım bunun en acı tarafı. Ama bunun böyle devam etmemesi ve bir an önce bir çözüm bulunması gerekiyo. Bu çağrımı duyan herkese sesleniyorum. Elele verelim Türkiyemizi güzelleştirelim. O eski güzel günlerine geri getirelim. Felaketi yaşayan insanlardan uzak olsak bile onlarla olan dualarımız güzel dileklerimiz insanları birazcık olsun ferahlatacak bizi güzel günlerin beklediğini hatırlatacaktır. ilk önce sel felaketinde zarar görmüş tüm insanlara geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Allah yardımcıları olsun . Asla yalnız değilsiniz bizim dualarımızı her an sizlerle olacak. Konya halkınada çok geçmiş olsun eminim bunuda atlatacağız.Hep birlikte el elele vererek yapamayacağımız hiç bir şeyin olmadğına inanıyorum. Bir karabulut gibi başımızda dolana bu felkatlerden dualarımızla , yüreğimizdeki inancımızla kurtulacağımızı biliyorum.Yüreklerimiz hep beraber olsun. Tüm Türkiye için;

YÜREKLERİMİZ BİRLEŞSİN TÜRKİYE GÜZELLEŞSİN...


leydielif

08 Eylül 2009

Söyleyemediklerim


Boşluğa uzanan gözlerim takılı kalmış kırık bir vazonun içindeki solmuş çiçeğin yapraklarına.Aynadaki yansımam gibi öylece duruyordu karşımda. Kadrosunu asla dolduramadağım bir film setine benzeyen ömrümde böyle solup gidecekti biliyorum. Senaryosunu tek kelime ekleyemediğim sadece bana verilen rolü oynamak zorunda olduğum kimsenin izlemek istemeyeceği bir filmdi benim hayatım. Rengi gri, mevsimleri güz, yalnızlığın sırdaşıydı günlerim. Yarım yamalak cümlelerim vardı dudaklarımda. Hep içimde kalan , yüreğimin kırıklarından sızan yakarışlarım. Hani toz pembe olur ya hayaller , alır götürür seni mutluluğun en sonuna. Ilık bir yaz akşamı, huzuru getirir odanın her bir yanına. Mehtabın pırılıtıları gibi okşar saçlarını. Hiç dömemek üzere giden bir yolcu gibi uğurladım hayallerimden geriye ne kaldıysa. Yalnızlığın, hasret kokan, özlem kokan elbisesini giydim, umudum baş ucumda ağlarken. Biriktirdim sevgimi, beni unutan düşlerimi yüreğimin bir köşesinde, ressamsız bir tablo gibi astım soğuk duvarlarımın en tenha yerine. Kimse görmesin istedim, onuda benden almasınlar. Hançer saplı yüreğime birde kurşun atmasınlar istedim. Yok oldum sanki vefa(sızlığın)nın çıkmaz sokaklarında. Bir omuz aradım başımı yaslayabileceğim, göz yaşlarımı hediye edilebeceğim. Gül bahçesi istemedim hiç bir mevsim, dikenlere razıydım ben, tek bir gül(ümseme) yeterdi güze dönmüş ömrüme.


leydielif
resim alıntı

Ömür Dediğin Üç Gündür

SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..

SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..


'









demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden iğrendim...
onun derdini gördüm, derdime imrendim....
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...

07 Eylül 2009

Bilinmeyen Başlangıçlar


Zamanını hiç bilmediğim başlangıçlar var yolumun üzerinde. Belkide asla yetişemeyeceğim. Ömür dediğin ne ki aldığın bir nefes , peki en son nefes nerede bekliyor beni.... Hep ertelenmiş hayallerim var ; bir tarafı yarım kalmış sanki mahkum edilmiş yalnızlığın zindanına. Üşüyen umutlarım var hala, kanadı kırık kuş misali çırpınıp dursada. Ansızın uçup gidecek diye yüreğime zincirlediğim umutlarım... Yapmak istemediklerim var hep dünlerimde ; kendime olan kızgınlıklarım. Keşkelerden yoruldum artık gelmeyin mühürlenmiş dudaklarıma. Kaybolun gidin gecenin karanlığında. Anlamsız kelimelerim, öznesinin kim olduğunu bilmediğim ne çok cümle var beynimde. Yanlış olan ben miyim bu doğruların dünyasında. Hiç sonu olmayan cevabını istesemde bulamadığım onca soru, her an karşımda. Cevabını bilsemde asla söyleyemeyeceklerim, istesemde anlatamayacaklarım çivi gibi çakılıp kalmış yüreğimin ortasına. Yağmıyorum artık gözlerimdeki her karabulutta, her mevsimi seviyorum kışıda, baharıda...
Kimi zaman bir yoldaş buluyorum hüzün sokağımın loş sokaklarında, kimi zaman haykırıyorum ahlarımı, kayıp şehrin sessiz akşamlarına.
Geceler sessizce akan bir nehir gibi akıp gidiyor uykuyu unutmuş gözlerimden. Yıldızlar kayıyor belki olur diyerek tuttuğum dileklerimin arasından.


Bütün dileklerinizin gerçek olması dileğiyle.....


leydielif
resim alıntı

İnsan Hayatı Neden Bu Kadar Değersiz

Bu dehşet verici görüntüleri izleyince ne diyiceğimi bilemedim. Zaten haberin başlığıda kaza değil cinayetti. Allah böylelerini nasıl bilirse öyle yapsın. İşte kaza videosu;



Kaynak:www.internethaber.com

06 Eylül 2009

Ayaz Geceler


Batıyor güneş gözlerimde,

Rüzgar akşamı fısıldıyor.

Yanıyor sokak lambaları,

Sanki geceyi çağırıyor.

Taş kaldırımlar suskun,

Sokaklar asi ruhlu bir avcı,

Peşimde gölgesi yalnızlığın.

Üşütür bedenimi ayaz gecelerin,

Buz gibi esen poyrazı.

Bir bulut gibi kaplamış sanki,

Bu koca şehri, sesiz çığlıklarım...

Kaderine küsmüş kalmış öylece,

Yalnızlığın adı kaldırımlar.

Yıldızları topladım bir bir,

Solmuş bahçeme savurdum.

Kapattım gözlerimi geceye inat,

Karanlığımda kayboldum.


Yazan:leydielif

resim alıntı

İlginç Duvar Yazısı


Dünyaya parmak izlerinin arkasından bakmak istemiyorsan, gözlüklerini iyi sileceksin.

05 Eylül 2009

Elif'in Futbol Merakı


Aslında uzun zanamdır futbol maçlarını seyredemiyordum taki Türkiye'nin maçları başlayıncaya kadar. Nasıl özlemişim o heyecanı size anlatamam. Önceleri yani lise çağlarında bırakın Türkiye maçlarını birde avrupa ligilerinide seyrederdim.Bütün futbolcuları bilir transfer haberlerini yakından takip ederdim. Hele O Galatasarayın UEFA kupası maçları yok mu hiç unutulumyacak günlerdi. Öyle güzel anılırım var ki o günlerle ilgili sormayın. Bir defasında yine Galatasaray maçı izliyoruz kupa maçı bababam ve teyzemin oğlu birde erkek kardeşim heyecanlı bir şekilde maç seyrediyoruz. Ellerimizde çay bardakları hiç farkında değiliz gooool diye bir çığlık attık ama babam elindeki bardağı fırlatmış ben havaya sıçramışım bardakların olduğu sehpa yuvarlanmış ama biz sadece gol diye bağırıyoruz. Bir kaç dakika sonra baktıkki yerler çay, bardak yerde yuvarlanıyo ama biz gülmekten ölüyoruz bunca şey ne zaman oldu diye. Ne güzel anılardı o günler. Bu günde çok güzel bir futbol izleme şansım oldu tüm oyuncuları tebrik ediyorum çok iyi bir futbol oynadılar ve kazandılar. İnşallah diğer maçlarıda alacağız. İşte böyle futbol maceralarımdan bu kadar. Bir sonraki maça kadar görüşmek üzere...

leydielif

04 Eylül 2009

Sorgusuz Suallerim


Zamansız gidişler kaldı gözlerimde,

Bir elveda bile diyemeden,

Kal diyemediğim gidişler...

Bir boşluk var şimdi yüreğimin tam ortasında,

Hiç bir zaman dolduramayacağım, çukurlar.

İnceden bir sızı yakıyor canımı durmadan,

Sorgusuz suallerim var aynadaki yansımama,

Hiç sonu gelmeyen tozlu yollarım.

Acı bir tebessüm var şimdi yüzümde,

Penceremde hüzünlü eylül,

Bulutlarımda yağmurlar beklemekte,

Tek bir söz yeter sanki,

Sağnak sağnak yağmaya gözlerime...

Hep başucumda durur sanki ,

Gidenlerden kalma dünlerim...

Hiç açılmamış kapılarım var,

Yalnızlığın arka bahçesinde.

Yine aynı şarkı yankılanıyor,

Odamın her köşesinde.

Her giden bir parçamıda götürmüş sanki,

Beni yavaş yavaş öldürmüş.

Bazen süzülüveriyor gözlerime,

Mehtabın pırıltıları,

Bir ah diye çıkıveriyor dudaklarımdan,

Ellerimde tuttuğum anılarım.

Geçip gidiyor yanıbaşımdan,

Ağlamaklı hayallerim, düşlerim...

Belkiler var hala dilimde,

Bende bulurum bir gün sevginin harflerini,

Yine son bahar kapımda, kuruyor yapraklarım,

Esip duruyor başımda, hüzün rüzgarlarım...


yazan:leydielif
resim alıntı

03 Eylül 2009

Fırında Karnı Yarık


Arkadaşlar bu tarifi annemden aldım canm annemden. Ve gerçekten çok harika oldu. Tabi böyle lezzetli bir yemeği sizlerlede paylaşmak istedim. Ve işte geçiyoruz yemeğin tarifine.

Malzelemer:

8 adet patlıcan ( patlıcanın cinsi çok önemli . içi bembeyaz olan şişko patlıcanlar var ya onlardan sanırım kemer patlıcanı )
Yarım kilo dana kıyma
4-domates
5-6 tane sivri biber
1- tane orta büyüklükte soğan
kimyon
kırmızı pul biber
kararbiber
tuz

Yapılışı: İlk önce patlıcanların kabuklarını çizgili olacak şekilde soyduktan sonra güzelce kızartıyoruz ve bir kenarda bekletiyoruz . Harcına gelince. Kıymamızı biraz suda haşlıyoruz ki etimiz yumuşak olsun. Sonra suyu tamen çekilmeden zeytinyağımızı ilave ediyoruz . Etimiz biraz kavrulduktan sonra ince ince doğradığımız soğanı biberi ilave ediyoruz. Biraz bu şekilde pişiyorlar. Sonra iki tane domates doğrayarak etimize ilave ediyoruz. Baharatlarınıda kattıktan sonra tuzu en sona koyuyoruzki etimiz sertleşmesin. Bu harcımızı domatesin suyu tamamen çekilinceye kadar pişiriyoruz. İç harcımızda hazır. Sonra fırın tepsisine patlıcanlarımızı güzelce yerleştiriyoruz. Patlıcanların orta kısımlarını ayırarark içlerini harçla dolduruyoruz. En sonda ise geriye kalan sivri biber ve domateslerimizi patlıcanların yanlarına diziyoruz üstüne gelmemesi lazım eti sulandırıyor.Ve kesinlikle su eklemiyoruz. Sonra fırına veriyoruz. 280 derecede yaklaşık yarım saat pişiriyoruz.Servise hazır..
Afiyet olsun...

Not: Aslında dün pişirdiğim karnıyarığın fotoğrafını koymak isterdim ama o karmaşada resmini çekemedim maalesef bu resimde idare eder :)

leydielif

Yemek Yeme Sanatı


Yine hüzünlü , yalnızlığı anlatan cümleler bekliyorsunuz biliyorum ama bu gün çok başka bir yazı yazmak istiyorum. Aslında dün iftar yemeğinden sonra aklıma gelen ve maalesef hayatın en acı ve en gerçek taraflarından bir tanesi. Ömür gelip geçiyor maalesef. Her geçen gün bedenemiz buna karşılık olarak bir sinyal daha vermeye başlıyor. Asıl konumuz ise neden en lezzetli yemekler sağlığa zararlı. Evet biraz ilginç olsada öyle . Dün akşam sordum kendime eğer tansiyon hastasıysanız , bütün lezzetleri unutun demektir. Eğer kalp kirizi geçirdiyseniz otçullar ailesine girdiniz demektir. Hele bir de şeker hastalığı varki onu hiç sormayın şekere özlemle geçen bir ömür hayal bile edemiyorum. Yemekte şöyle bir cümle geçti 'nasılsa yaşlanınca yiyemeyeceğiz tatlı, tuzlu, şekerli en iyisi şimdi içimizden ne geliyorsa yemek ' valla çok doğru . Niye böyle düşündüğüme gelince ben beslenmesine çok dikkat edenlerdenim diyebilirim. Devamlı kepek ekmeği yiyen, çok sevmeme rağmen ayda bir kez kızartma yapan, yemeklerde zeytinyağ kullanan, evinde katı yağ bulundurmayan, tereyağ bile yemeyen, sağlığına düşkün biriyidim taki dün akşam kadar. Ben şimdiden böyle dikkat ediyorum ama bu hastalıkların birde genetik faktörü var. Babaannem (Allah rahmet eylesin) şeker hastasıydı ve üç kez kalp kirizi geçirmişti. Anneannem (Allah rahmet eylesin) ondada kolesterol, tansiyon ne ararsanız vardı. Yani ben ne kadar dikkat edersem edeyim bu hastalıklar ansızın kapımı çalabilir Allah korusun. En iyisi şu sevdiğim yemekleri yemeye başlayayım tabi abartmadan. Sonra birde kilo derdi çıkıveriyor ortaya. Neyse kısaca anlatmak istediğim bu hayattan lezzet almadığımız zaman geçip gidiyo azda olsa sağlığımızı bozmadan sevdiğimiz yiyicekleri yemeliyiz diye düşünüyorum. Artık çok fazla kendimi engellemeyeceğim. Kendimi bildim bileli hep böyle diyet yemeği gibi yiyeceklerle beslenmekten lezzetli yemeğin tadını unutmuşum sanki ama dün akşamki yemek müthişti bir sonraki yazıda onuda anlatırım. Özlellikle karnı yarık yemeğe damgasını vurdu.Daha fazla uzatmadan bitireyim lezzetli bir ömür dileğiyle...Afiyetle kalın...

leydielif

01 Eylül 2009

Bir Aldanışın Hikayesi


Yine kendimle başbaşayım. Nedenlerim ve niçinlerimle karşı karşıya öylece sessiz akşamı dinliyorum. Güneşin batışımı bu gözlerimdeki karanlığın sebebi, yoksa söyleyemediklerimi hep içimde saklamak mı...
Dudaklarımda yüklemi olmayan cümleler, kalemimin ucunda hiç sonunu getiremediğimi şiirlerim var sanki... Yorgun bir savaşçıyım artık, yalnızlığını asla yenememiş, yorgun bir savaşçı.. Boşa geçip giden ömrümemi üzüleyim, yoksa hala hiç bir şey yapamadan durgun sular gibi kalışımamı bilemiyorum...
Kozasından hiç çıkamayan kelebekler gibi hep saklı kalmış, toz pembe hayallerim. Kanatlanıp uçmak istemiş ama, her gün bir biraz daha kırılmış kanatları, maviye hasret geçip gitmiş günleri ....
Bazen her şey rüya gibi geliyor sanki. Birilerinin uyandırmasını bekler gibi boşluklarda kaybolup gidiyorum.
İçimde hiç susturamadığım bir ses yankılanıyor durmadan kulaklarımda, kandırma kendini , bu gerçeğin ta kendisi ; diyor. Ne kadar kaçmak istesemde; gerçekler(!) dikiliveriyor karşıma ansızın. Unutmak istediklerimse gölgem misali peşimde, adım adım takip ediyor sanki kaybolmuş ruhumu..

İçimdeki bütün BEN leri susturuyorum , sadece yalnız tebessümlerim kalıyor içimi aydınlatan. Hüznü kilitliyorum yüreğimin karanlık bir köşesine, üzerine kilitler vuruyorum hiç açılmasın diye. Yağmurlar yağmasın artık , gece yarısı gözlerime...
Aldanışlarım kıs kıs gülüyor sanki , korkularım fırsat kolluyor.. Soğuk nefesler, yalan sevgiler sarıyor dört bir yanımı. İstesemde kaçıp kurtulamıyorum, boğazıma düğümlenmiş cümleler, dudaklarımda mühürlenmiş kalıveriyor.
Biliyorum....istesemde anlatamayacağım...


leydielif