27 Şubat 2010

Mutlu bir kadın olmanın tek yolu zayıf olmak değildir!

 

 
Aile hayatı ve bir dizi diğer görsel faktör nedeniyle (Çok ince ya da kaslı insanlara ait medya görselleri gibi) etkilenerek, özgüvenimizi yitirebiliyor ve vücudumuzdan şikayet edebiliyoruz.
 
Bazı kişilerin daha ince ya da daha kaslı bir vücuda sahip olsalardı, çok daha mutlu olacaklarını söylemeleri yeni duyumlarımızdan biri değil. Neticede; birtakım genellemeler mutluluk ile ince bir bedene sahip olmayı aynı kefeye koymamıza neden olabiliyor. Bu nedenle tüm yaşam sorunları çözülecekmişçesine diyete başvuruyoruz. Aslında sorun kilo olmadığı gibi, diyet yapmak da bir çözüm değil! Gerçek mutluluk içeriden gelir. Duygularınızı tatmin etmek, sağlıklı ilişkiler kurmak, sınırları belirlemek ve huzur bulmak... İçinizdeki gerçek mutluluğu bulmak, dışınıza (vücudunuza) örneğin sağlıklı beslenerek ve fiziksel aktivite yaparak, daha iyi bakmakla sonuçlanabilir. Sadece dışarının (vücudun) bakımına odaklanmak, içerideki acıyı dindirmeye yeterli olmayabilir.

Vücut imajınızı geliştirmek için bazı ipuçları
• Vücut tipinizi değiştiremeyeceğinizi kabul ederek, vücudunuzu sevmek, ona saygı duymak ve elinizde olanı daha iyi yapmaya odaklanmak iyi bir ilk basamak olabilir.
• Kendinize gerçekçi bir kilo hedefi koymak ve sık sık tartılmamak, kendinizi daha iyi hissetmenize yardım edecektir. Gerçekçi olmayan bir kiloya ulaşmayı hedeflemek, kendini kötü hissetme, yanlış beslenme ve düşük yaşam kalitesine davetiye çıkartmaktır.
• Siz çok özelsiniz. Kendinizi asla başkalarıyla kıyaslamayın. Fit olduğunuz ve doğru beslendiğiniz zaman, vücudunuzu ve yapabildiklerinizi önemseyin. Bunları çoğunlukla küçümseriz. Kendinizin içsel gücünü değerlendirin. Sizi daha başarılı ve özel yapan karakter kalitenize odaklanın.
• Vücudunuzun keyfini çıkartın. Yüzmeye, dans etmeye gidin, yürüyüşe çıkın, bisiklete binin. Egzersiz yapın. Mecbur olduğunuz için değil ama sizi enerjik ve güçlü hissettirdiği için... Bunlardan size uygun olanı seçebilirsiniz.
• Mümkün olduğunca, sağlığına önem veren, kendileriyle ve diğer insanlarla iyi ilişkiler kurabilen insanlarla birlikte olmak, kendinizi nasıl hissettiğiniz konusunda fark yaratacaktır. Aynı zamanda, aileniz veya arkadaşlarınızla beraberken,'fazla kilolardan bahsetmekten kaçınarak, olumsuz sohbetlerin bir dereceye kadar önüne geçebilirsiniz.
• İçinizdeki'ben'i şımartın. Onu huzura kavuşturanları bulun. Örneğin; müzik, köpük banyosu, sinemaya gitmek, okumak, masaj yaptırmak ya da doğaya yakın olup bahçede çalışmak, sahilde yürümek, yüzmek, güneşin batışını seyretmek. Esas vücut imajı, içinizdeki 'ben’in hissettikleridir ve içinizde iyi hissetmek, dışarıda iyi yansıtmanızın anahtarıdır.

Dilara Koçak
Kaynak:http://www.ekolay.net

20 Şubat 2010

Elif Hasta Oldu... Dikkat! Virüs Var



Bloğuma uzun süredir birşey yazamıyorum maalesef. Aslında bir süredir çok yoğun geçiyordu günlerim. Hiç bir şeye vakit yetmiyordu. Koştur koştur geçip gidiyordu günler . Taki henüz adını öğrenemediğim bir mikrobun gelip boğazıma yerleşmesine kadar. İlk gün boğazınızın indiğini sanıyonsunuz hafif rapatınız kaçıyor başınız ağrıyo. Bende öyle zannettiğim için eve yakın sağlık ocağına gittim ( not: bizim eve en yakın hastane maalesef 15 kilometre uzaklıkta) ve doktorun soğuk algınlığı için verdiği ilaçları aldım ve içmeye başladım. İkinci gün artık ayağa kalkamıyorum boğazım neredeyse tamamen kapanmış vücudumda ağrımayan hiç bir yer yok ve hala hapları yutmuya devam ediyorum. Tabi geceleri hiç sormayın çünkü uyumak artık işkence haline gelmişti. Üçüncü gün ve artık benim dayanacak gücüm kalmadı ilaçların hiç bir etkisi olmuyor ancak birisinin yardımıyla ayağa kalkabiliyorum. Artık dayanamayacağımı anlayınca hemen özel bir hastaneden randevu alıp kulak burun boğaz doktoruna gittim. Hayatımda geçirdiğim en kötü dakikalardı sanırım. Ben boğazım inmiş zannederken doktor; aslında bir virüs kaptığımı eğer bunu yılda üç kez geçiyorsam bademciğimi aldırmam gerektiğini ve bu mikrobun kalbi ve böbrekleri etkildeğini söyleyince nasıl şoka uğradığımı anlatamam. Tabi böylesi ağır bir hastalık içinde iğne yazdığını söyledi. Çok şükür iğne korkum falan yok olsa bile o kadar ağrının arasında onu duyacağımı bile düşünemiyorum.Ayrıca bulaşıcı olduğunu evde kullandığım herşeyi ayırmam gerektiğini insanlarlada fazla yakın olmamam gerektiğini söyledi. Tabi bu benim için ayrı bir korkuydu çünkü bu mikrobun oğluma yada eşime bulaşmasını asla istemiyordum. Doktordan çıkar çıkmaz hemen iğneleri aldık ve birini yaptırdım. İlk gün hiç bir şey fark etmsede ikinci günden sonra ağrılarımın hafiflediğini birazcıkta olsa rahatladğımı söyleyebilirim. Bu günse yani üçüncü iğneyide yaptırdıktan sonra artık ayağa kalkabiliyorum hala yutkunma problemim olsada ilk günlerime göre oldukça iyi sayılırım. Sevgili dostlar hastayken öyle çok şey düşünme vaktiniz oluyorki hayattaki herşey siz olmadanda öylece ilerliyor. Siz sadece bakmakla yetiniyorsunuz. Tabi ağrılar sızılar içerisinde. Ne içinde bulunduğunuz evin ne sahip olduğunuz diğer şeylerin hiç bir önemi kıymeti yok. Eğer sağlığınız yerinde değilse dünyanın bir anlamı yaşamın bir anlamı yok. Ayağa kalkıp kendiniz için aldığınız bir bardak suyun bile ne kadar önemli bir şey olduğunu keşfediyor yediğiniz her yemeğin aslında ne kadar lezzetli olduğunu tekrar hatırlıyorsunuz. Daha önce neden kendime daha çok dikkat etmedim neden böyle hasta oldum diye kendi kendinize kızıp duruyorsunuz.İnsan başına gelmeden anlamıyo bazı şeyleri yada aldırmıyo nedense. Ama ben öyle bir anladımki EN büyük zenginliğin SAĞLIK olduğunu, ve bunun asla unutulacak bir şey olmadığnı. Bunun için sizde böyle olmak istemiyorsanız kendinize dikkat edin HASTA OLMAYIN.. Sağlıklı günler dileklerimle....

leydielif

11 Şubat 2010

Sessizliğimin Sesi



Sessizliğimin sesiydi sonsuzluğa uzanan gözlerim

Damla damla gözyaşıydı içime akan ağlamaklı şiirlerim

Acı bir selaydı şarkılar, kulaklarımda çınlayan

Ve bir vedanın son sözleriydi, hiç unutulmayan

Haykırıştı aslında gülümseyişim, belkide bir ah!

Bir yıldızın kayıp gitmesiydi, dönmemek üzere gidenler

Hüzün iklimi hüküm sürüyordu yalnızlığa açılan bahçemde,

Yas tutan çiçeklerim kurumuş yapraklarına ağlıyordu sessizce

Çok uzaklardan bir ses geliyordu, yankılanıyordu kimsesiz sokaklarda

Ölüm gibi bekliyordu yalnızlığın nefesi bir adım ötede

Sinsi bir avcı gibi kurmuştu tuzağını gülümseyen gözlerime

Kapatmıştı tüm yollarımı karanlık gölgesiyle

Demir atmış gümüş renkli güneşin kızıl düşmüş sahiline hayallerim

Belki yolunu bulur da gelir bir gün kapıma unutulmuş düşlerim

Ne desem boş ne desem yalan gibi gelir sözler, cümleler

Şair olmak buysa eğer, bir ömür yalan söylemeye değer...


leydielif
resim alıntı

09 Şubat 2010

Bir Varmış Bir Yokmuş

Bir varmış bir yokmuş, bir kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş.
                         "Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!."

Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!.

Ertesi gün kalkmış,
aynaya bakmış,
Kafasında iki tel saç kalmışmış....
"H-M-M," demiş,
"Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş..

Bir ertesi gene kalkmış,
aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
"Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..."
Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...

Daha bir ertesi,
aynaya baktığında,
Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!.
"WoW!" diye bağırmış.
"Bugün saç derdim yok!!!!"
Bakış açısı herşeydir!!!.
Gerektiğinden kibar ol!!!,
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!!!!.
Basit yaşa,
cömertçe sev,
yürekten düşün sevdiklerini,
Tatlı konuş.......
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!...
Yağmurda dansetmeyi becerebilmektir!!!!!!.


 alıntı....

06 Şubat 2010

05 Şubat 2010

Sevgi Bildirimi



Sevgili arkadaşım Demet'in bu bildirimi beni gerçekten çok mutlu etti. Sevginin, dostluğun, arkadaşlığın varlığını tekrar bana hatırlattıkları, en zor zamanlarımda yanımda oldukları için tüm blog dostlarıma en içten, en samimi sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Burada edindiğim dostluklar, arkadaşlıklar, sıcak sohbetler hayatıma yeni bir yön verdi diyebilirim. Artık kocaman, içi sevgi dolu bir evde tüm dostlarımla birlikte yaşıyor gibi hissediyorum kendimi.
Kimi zaman hüznümü mutsuzluğumu paylaştım sizlerle yaslanacak bir omuz oldunuz her zaman hissettim varlığınızı; kimi zaman mutluluğumu sevicimi paylaştım sizlerle ortak oldunuz bir kat daha mutlu ettiniz beni. Aslında öyle güzel şeyler yazmak içimde sevgiye dair ne varsa anlatmak istiyorum ama bu duygularımı anlatacak kelimeyi bulamıyorum. Ve tüm blog dostlarıma itafen yazdığım dörtlükle sevgilerimi gönderiyorum:


Bir çiçek bahçesi gibi renk renk açmış yürekleriniz
Mehtapta parlayan yıldızlar gibi sevgi dolu gönülleriniz
Ve bir çocuğun tebessümü kadar samimi dilekleriniz
Tüm güzellikler güzel dilekler armağan olsun size
Bu dostluğun ömür boyu sürmesi dileğiyle
Kucak dolusu sevgiler, benden herkese....

leydielif

04 Şubat 2010

Kaan Erdem in Resim Merakı ve Cillou

 
Caillou resim yapıyor.

 

ve işte tablolarımızdan biri

Bu aralar oğlumla yaptığımız tek şey durmaksızın resim yapmak boyama yapmak. Elinde boya kalemleri evin tüm odalarını gezerek her odaya ayrı tablolar yapıyor. Sonrada yapıştırıcıyı bulup duvarlara tek tek asıyoruz. Evimiz artık resim galerisi gibi oldu diyebilirim. Sanırım bu resim merakı benden geçti ona. Bende kendimi bildim bileli resim yapmayı çok severim. Okul yıllarında da arkadaşlarımın resimlerini bile ben yapardım. Aslında tek isteğim herkesin tablolarına hayranlıkla baktığı bir ressam olabilmekti ama neyse... İnşallah eğer oğlumun resim yapmaya kabiliyeti olursa onu sonuna kadar destekleceğim.Belki benim hayalimi o gerçekleştirebilir...
Kaan pek fazla tv seyretmeyen bir çocuk olmasına rağmen bu aralar aslında uzun bir süredir bir çizgifilme takıldı ki sormayın gitsin. Onunla yatıp onunla kalkıyoruz. Cillou adında çok şirin 4 yaşında bir erkek çocuğunun başından geçen olayları anlatan aslında benim de sevdiğim bir çizgifilm. Oğlumun seyrettikleri konusunda çok hassas bir anne olarak neden bu kadar çok sevdiğini anlamak için bende onunla beraber çizgi filmi seyrediyorum. Ve gerçekten uzun süredir çocuklar için yapılmış, şiddetten uzak aile sevgi ile güzel mesajlar veren çocuğun ailesiyle  olan ilişkisini oldukça güzel bir şekilde ortaya koyan nadir çizgifilmlerden diyebilirim. Bazen çok mükemmelmiş gibi görünsede oğlumun seyrederkenki o mutlu hali beni çok mutlu ediyor.Ve gözlemlediğim kadarıyla konuşma şeklinden tutunda söylenenlere karşı verdiği tepki dahi değişti diyebilirim. Cillou ne yapıyorsa ne öğreniyorsa Kaan da onunla birlikte öğreniyo. Bazen diyorum keşke diğer çizgi filmlerde böyle güzel ve çocuklara örnek teşkil edecek çizgi filmler olsada bizde kaygı içerisinde olmasak. 
Birde annelere bir tavsiyede bulunmak istiyorum .Bazen hiç yapmak istemediği şeyleri oyuna dönüştürerek isteyerek hatte seve seve yapabileceği şeylere dönüştürmemiz mümkün. Mesela sayı saymayı  çok sevdiği şekerlerle yaparsanız , ve sayabildiği zaman bir tane verirseniz emin olun saymayı daha çabuk öğrenecektir. Çocuklarda ödüllendirme gerçekten işe yarıyor. Yoksa hem siz üzülüyorsunuz hemde çocuğunuzla aranızda ciddi problemler çıkmasına neden oluyor. Onun için ne siz üzülün nede çocuğunuz üzülsün. Ailenizle beraber geçireceğiniz mutlu ve huzurlu bir ömür dileğiyle....

02 Şubat 2010

EZEL



 Bu dizi ile ilgili ne çok şey söylendi. İlk bölümünden beri takip ettiğim senaryosuyla olsun oyuncularıyla olsun gerçekten kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyorum. Kimileri yabancı bir dizinin kopyası olduğunu kimileri çok karışık  olduğunu kimileri de çok saçma olduğnuu söylediler. Ama bence bu dizi hayatımızdaki tüm duyguların harmanlandığı gerçeklerin anlatıldığı hemde en gerçeklerin anlatıldığı bu güne kadar yapılmamış çok kaliteli ve izlenmeye değer bir dizidir. Günümüz dizilerine şöyle bir bakacak olursak hayatımızda olan biten şeyleri anlatan kaç tane dizi var. Sadece aşk ve ayrılık üzerine kurulu bu dizilerin artık popülaritesini yitirdiği de bir gerçek. Bu dizide ne arıyorsanız var. İntikam, aşk, ihanet, ihtiras, dostluk, arkadaşlık, aile sevgisi, gözyaşı, mutluluk.....
En önemliside ne biliyormusunuz bu dizide insanlara verilmeye çalışılan öyle güzel bir mesaj var ki bilemiyorum kaçımız anlıyor kaçımız görüyor.Bir insan ne kadar iyi olursa olsun kötülük düştümü peşinize bir kere, asla kaçamazsınız. İhanet girmişze gözlerinize , intikam kurşun gibi saplanmışsa yüreğinize, artık sizde,  size kötülük yapanlardan olmuşsunuz demektir. Siz ne kadar ben onlar gibi değilim, ben kötü değilim deseniz de aslında onlar başarmıştır. Sizide aralarına almışlardır. Sonra çıkmaya çabalarsınız hatta vazgeçtim artık herşey bitti dersiniz ama bir de bakmışsınız ki boağazınıza kadar gömülmüşsünüz çamurun içine. Her çırpınış biraz daha içine çekiyordur sizi içine. Hayatın kendiside böyle. Siz ne yapmak isterseniz isteyin, ne düşünürseniz düşünün, hiç bilmediğiniz bir rüzgar alıp götürmüş sizi hiç bilmediğiniz bir yere. Farkına bile varamamışsınız. Vazgeçmişsiniz hayallerinizden, anılarınızı bir uçurumdan aşağı bırakmışsınız...Terkettiğinizi sandığınız geçmişiniz bir düşman gibi çıkıvermiş karşınıza. Öyle bir hale gelmişki yaşamaya çalıştığınız hayat bile vazgeçmiş sizden. Herşeyden hatta kendinizden bile kaçar olmuşsunuz. İşte böyle bence bu dizi hayatın kendisini bizzat anlatan insanları kendi gerçekleriyle başbaşa bırakan ve düşünmeye sevkeden bir dizi. Bakalım daha neler olacak.. Bekliyoruz...

leydielif..