29 Mayıs 2009

Hasret Kokan Şehir



Gidiyorum ey hasret kokan şehir....

Terkediyorum seni , belkileri sana bırakıyorum.

Gidiyorum yansada yüreğimin bir ucu,

Yalnızlığm çıkmaz sokaklarında, başı boş ağlmaklı.

Ucu yırtık resimlerim hediyem olsun sana,

Aldım yanıma senden bir parça ,

Biraz ayrılık biraz hatıra...

Gün gelir unutursun beni, belki özlersin,

Gidenlere alışkınsın yeni hayatları beklersin.

Ne savdalar yaşanmış loş kaldırımlarında,

Kaç tane ayrılığa tanıklık etmiş taş duvarların.

Gözlerimde tablo misali güneşin batışı,

Öğrettin bana gurbeti, hasreti yalnızlığı.

Sanadır bu ahlar bilirsin harcadın günlerimi,

Hala kulağımda sessiz şehrin ayak sesleri...

Sessiz kaldım, çaresiz kaldım , çoğu zaman yalnız,

Saçlarıma aklar düşürdün bıraktın beni yarsız.

Geçti gitti seneler şimdi günlerim sayılı,

Seni beni unutsanda yağmurların gözlerimde saklı.

Gidiyorum hasret kokan şehir yol göründü bana,

Gelirim belki bir gün sana şimdilik elveda....


yazan:leydielif
resim alıntıdır

Oğlum Kaan Erdem ne yuttu?


Yine sakin ve sessiz geçen bir gün olacaktı aslında bu gün benim için. Taki Kaan Erdem'i öğleden sonra boğulurken yakalayana kadar. Nasıl bir andı o an ne ne yaptım inanın tamamını hatırlamıyorum. İlk aklıma gelen şey elime ağzına sokup boğazındaki nesneyi çıkarmaya çalışmak oldu ama malsef ne olduğunu bilemeden gitti midesine. Evet zaten herşey bundan sonra başlıyor. Apar topar hastaneye gittim aklımda binbirtane soru cevabını bir türlü söyleyemedimğim. Ne yuttuğunu bilememek ayrı bir işkenceydi benim için. Neyse acile gittiğimde hemen röntgenini çektiler midesinin, yemek borusunun. Ve tabiki metalik bir cisim yuttuğu belli oldu ben bile görebeliyorum röntgenlere bakınca. Benim şansımmıdır nedir bilemiyorum öyle ilgisiz bir doktora düşmüşümkü anlatamam size. On dakikalık bir işi tam 1 saatte yaptı . Üstelik bir de devlet hastanesine gidin demezmi. Bu arada şunudu söylemeden geçemeyeceğim benim başıma ne zaman böyle bir şey gelse eşim illaki işte olur kalırım tek başına. Bu günde olduğu gibi. Çok şükür başıma ne gelirse gelsin üstesinden gelecek kadar cesaretli biriyim ama hastane işlerinde illaki yanınızda size yardım eden en azından cesaret veren birilerinin olması gerekiyo. Adana' nın devlet hasatenesinin acline gittim ilk defa. Allah hiç kimseyi düşürmesin buraya nasıl bir yer anlatamam size. Her yerde hastalar hasta yakınları bir tarafata yeni gelen yaralılar ne yapacağımım şaşarıdmıki sormayın gitsin. Kendi derdimi unututtum bi ara gelen giden hastalara bakmaktan. Doktoru bulmak zaten bir mucize. Neyse en sonunda benimle ilgilenen bayan bir doktora anlattım bütün derdimi ilgilendi sağolsun ve tek yapmamız gerekenin doğal yollarla çıkarmasını beklemek olduğunu söyledi. Eğer çıkarmazsa pazartesi tekraa röntgen çektirmemiz gerektiğini söyledi. Sonunda bir oh çekerek tam acilden çıkıyordum ki hasta getiren ambulansın önünden kılpayı kurtuldum. Öyle zor bir gün geçirdimki hiç sormayın . Siz siz olun benim düştüğüm hatayı yapmayın. Eğer çocuğunuz böyle büyük bir şeyler yuttuysa tek yapmanız gereken hemen baş aşağı çevirmek anında çıkar boğazındaki nesne. İnşallah başınıza böyle bir şey gelmez bu korkuyu yaşamazsınız. Ama inanın böyle bilgileride her annne babanın bilmesi gerekiyo . Çocuk bu başına ne zaman ne geleceğini bilemiyorsunuz ki. Çok şükür şimdilik kötü bir şey yok. Oğluşumuda olanlardan öyle yorulmuşki hemen uyudu . Bu gün sanırım ömrümden bir yıl gitti diyebilirim. Öyle bir korku kaplamıştıki bedenimi aklıma geldikçe hala tüylerim diken diken oluyo. Neyse daha fazla uzatmayayım. Bir kez daha anladımki hayatta herşeyin başı sağlık. Allah hepimize sağlık sıhhat versin geresi nasılsa bir şekilde oluyo. Şunuda söylemeden geçemeyeceğim tüm hastanede yatan hastalara acil şifalar diliyorum... Sağlıklı sıhhatli bir ömür geçirmeniz dileğiyle....

28 Mayıs 2009

Hayaller....


Hayallerimiz.... Bakışlarımızın sonsuzluğa uzandığında , içimizden bir ah olarak çıkan, kendi dünyamıza gizli bir kapıdır, hayallerimiz... Acaba bir gün gerçek olacaklar mı sorusuna bir türlü cevap veremediğimiz , en zor anımızda bile aklımızdan çıkmayan, belkide bu dünyadaki yükümüzü hafileten masmavi hayallerimiz....
Kimi zaman kocaman bir ev düşleriz içinde mutlu huzurlu yaşadığımız, kimi zaman bir yelkenliyle masmavi denizde alabildiğince uzağa gitmeyi isteriz.Bazen dünyayı baştan başa dolaşmayı, bazense tek başına bir adada yaşamayı..
Bitmek tükenmek bilmeyen uçsuz bucaksız bir okyanus gibidir, yada inanmak istediğimiz güzel bir masal. Bir perinin sihirli kanatlarında saklıdır, yakamozların göz alıcı pırıltılarında.Kızıl alacası bir şafakta güneşin doğuşu habercisidir, gerçek olası hayallerimizin. Yüzümüzde küçük bir tebessüm damlasıdır, umutsuzluğun ayaz gecelerinde, hüzün yağmurları yağarken...
Yüreğimiz çaresizlikten için için yanmaktayken, yaz yağmuru gibi ferahlatır sanki, aklımıza gelince bir gün gerçek olacağına inandığımız hayallerimiz...
Yorun akşamların, sessiz bakışların bazense bir damla gözyaşının ismidir, bizi biz yapan hiç kopamadığımız hayallerimiz. Demli bir çayda buluruz belki, yada uzun zamandır görmediğimiz ama hiç unutamadığımız bir dostun gülüşünde. Uzun uzun anlatırız hüzünlü bir gülümsemeyle birlikte.. olmadı diyemeyiz .....
En büyük sırrımızdır kimseye söyleyemediğimiz, tek kişilik sevda gibi hiç bırakmayız peşini.Belkiler en yakın dostumuz olmuştur, hayalimizle yan yana durur her zaman. Bazen bir nefes kadar yakındır, bazense gökteki yıldızlar kadar uzak.
Ne onlarsız yaşayabiliriz ne de onların içinde kalabiliriz. Pervasızca akıp giden zaman bir düşman gibi karşımıza çıksada asla vazgeçemeyiz, hep bir parçada olsa vardır umuduz, gerçek olacak bir gün diye bekleriz gerçeklerin inadına...
Benim inandığımsa eğer vazgeçmezsek onlardan, bırakmazsak peşini, hep inanırsak bir gün gerçek olacağına, bizim hayallerimizde elbet gerçekleşek, ansızın çalacaktır kapımızı....
Hayallerimizin gerçekleşmesi dileğiyle....( en büyük hayalim bir gün şair olmak ve şiir kitabı çıkarabilmek. Kim bilir gerçek olur belki bir gün....)

Leydielif
resim alıntıdır

26 Mayıs 2009

Düşlerimin Peşinde


Ne çok şey var anlatamadığım, boğazıma düğümlenmiş dudaklarımdan bir ah diye çıkıveren. Gözlerimde son veda, akşamdan kalma bir hüzün, aklımda ne olacak sorusuna bulmaya çalıştığım cevaplar. Bekleyişler... Ne zaman biteceğini bilmediğim hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bekleyişler....

Zaman bir nehir gibi akıp gitmekteyken, ömür denizinden damlayan her gün, bir daha gelmemek üzere gözlerimin önünden öylece akmakta. Ne dur diyebiliyorum, ne geçmesine engel olabiliyorum. Sanki bana inat geçip gitmekte hayatımın en güzel saniyeleri dakikaları.

Sıkıca tuttum umudumun ellerini hiç bırakmamacasına. Kulaklarımı kapadım bana hüznü hatırlatacak en küçük bir fısıltıya. Ahlarımı üzüntülerimi sarıp sarmaladım gelmesinler peşimden bir daha...
Bekliyorum elimde bavulum içinde hiç gerçek olmayacağını sandıım hayellerim, peşine düştüm düşlerimin. Yorgun bedenim daha ne kadar bu bitmek bilmeyen bekleyişe dayanır hiç bilmiyorum. Sonu hiç gelmeyen bir roman gibi geçip gitmekte dünlerim bu günlerim...Habersizim yarınlar bana ne getirecek yada ne götürecek...
Adım adım ilerliyorum ne olacağını hiç bilmeden, durmadan dua ediyorum son bulsun Allahım bu bekleyişler...
Üzerimde hasretin ağırlığı her gün biraz daha canımı yakmaktayken, vuslatın sesisini duyar gibiyim çooook uzaklardan...

leydielif
resim alıntı

22 Mayıs 2009

Bir Hoş Seda



Esiyor başımda vuslatın rüzgarları,

Bir hoş seda gibi çınlıyor kulaklarımda.

Yürüyorum umudun çiçek kokulu yollarında,

Gülümsüyor bana hatıralarım anılarım.

El sallıyor sanki bana hasret kaldıklarım.

Hiç bitmez sanırdım gurbeti özlemi,

Gitmeler hiç bitmeyecek gibiydi, sanki.

Nemli bakışlarımda saklıydı tüm ümitlerim,

Çalacaktı bir gün kapımı ansızın mutluluğun elleri.

Ve alıp götürecekti hep düşlediğim güzelliklere...

Bazen bir rüyaydı, bazen gözlerden süzülen bir damla yaş,

Yıldızlar kadar uzaktı hayallerim, düşlerim.

Şimdi elimi uzatsam dokunucak gibiyim,

Yüreğim kuş gibi çırpınıyor uçacak sanki göklere,

Savurdum rüzgara derdi kederi birde özlemlerimi,

Bir tebüssüm kondurdum hüzün kaplamış yüzüme.

Aldım yanıma renk renk açmış menekşelerimi,

Gidiyorum işte bende tükettim sonunda hasretlerimi......


yazan:leydielif
resim alıntıdır

20 Mayıs 2009

Oğlum iyileşti...Sonunda taşınıyorum


Evet sevgili dostlarım 4 uykusuz geceden sonra bu gün galiba oğlum iyileşmeye başladı. Tam iyileşti diyemiyorum çünkü bir ara yine ateşlenir gibi oldu nasıl korktum anlatamam. Nasıl bir virüsmüş anlayamadım valla. Bir türlü ateşini düşeremedim. Bu aralar öyle çok çocukta bu şikayetleri duydumki sormayın. Galiba salgın gibi birşey var. Çevremdeki tüm çocukların nerdeyse hepsi hasta olmuş vaziyette. Aman dikkkat edin arkadaşlar gerçekten çok zor geçiyo. özellikle ateşin aniden yükselmesi inanın çok korkutuyordu beni. Neyse kötü günler geride kaldı çok şükür. Bu gün rahat bir uyku uykuyacak sonunda oğluşum.
Güzel bir haberim daha var sizlere. Yaklaşık üç aydır beklediğim taşınma işide aydınlığa kavuştu sonunda. Eğer sürpriz bir sorun çıkmazsa inşallah haftaya taşınıyorum memlekete. Annemler dört gözle beni bekliyorlar. Bense buradaki arkadaşlarımdan ayrıldığım için çok üzülsemde annemlere kavuşuyor olmam beni içten içe öyle mutlu ediyorki sormayın.
Bu günlerde böyle hep telaş içerisinde geçiriyorum günlerimi. En çokda yeni şiir yazamıyorum ona üzülüyorum. İnanın siz dostlarımı öyle özlüyorumki hayatımdaki yerinizi hiç bir şey dolduramıyor. Akılımın bir köşesinde duruyorsunuz hep. Yorumlarınızla o güzel dileklerinizle beni öyle çok mutlu ediyorsunuzki anlatamam. Sizleri çok seviyorum. Bir kötü haberse sizlerden belki uzun bir süre ayrı kalabilirim. Nedeni ise yeni evimde internet bağlantısını nasıl yapacağımız konusunda henüz net birşeyler yok . Ama en büyük dileğim en kısa zamanda daha umutlu daha güzel şiirlerle aranızda olmak. Her birinize ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum . Bolg dünyasına iyiki girmişim sizleri iyiki tanımışım. Bütün güzelliklerin umudun ve huzurun sizlerle olmasını diliyorum. Benden şimdilik bu kadar sevgili dostlarım. Taşınma telaşı arasında vakit bulabilirsem yine yazmaya çalışacağım. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle.Yukarıdaki çiçekler sizin için. Sevgiyle kalın......

17 Mayıs 2009

Ateşler içinde yanıyor Oğluşum


Güzel haberlerle başlamak isterdim aslında yazıma ama maalesef üç gündür oğluşum ateşler içinde yanıyor benim halimse içler acısı kendi derdimi unuttum oğlumun iyileşmesi için dualar ediyorum. İnşallah bu gecede sabahlamayız . Ne olduğunu bile anlamadan bir ateşle başladı hastalık. Bir kış boyu sadece öksürükle geçirdik tam sevinirken aman yaz geldi artık oğlum hasta olmaz derken yataktan kalkamaz hale geldi oğluşum. Ne yapacağımı bilemez haldeyim. Birde hafta sonuna gelmesi daha bir kötü oldu doktora götüremedim ama antibiyotik vermeye başladım şimdiden. Yarın da iyileşmezse doktora götürüceğim . Bir telaştır gidiyor bakalım Allah herşeyin hayırlısını versin.
Adanada havalar öyle ısındıki sormayın gitsin. Bir ara sıcaklık 40 dereceye kadar çıkmış. Ne oldu anlamadım. Daha bir hafta önce yağmurlar yağıyordu nasıl serindi hava . Ani hava değişikliği hastalıklarada davetiye çıkardı sanırım. Aman dikkat edin arkadaşlar bu aralar sizde benim düştüğüm duruma düşmeyin.
İnşallah oğlum iyleştikten sonra şiirlerimle tekrar aranızda olacağım sevgili dostlarım. Şimdilik bu kadar kendinize iyi bakın sevgilerimle...

15 Mayıs 2009

Hazan Sabahı


Nemli bir hazan sabahı, ellerimde gül yaprakları,

Yüreğimde, senden kalan sevdanın kırıntıları.

Bir ah var içimde, düğümlenmiş duduklarımda,

Sen miydin beni sensiz bırakan sevdiğim çıkmaz sokaklarda.

Geçmiyor aklımın hükmü gözlerime seni arar durur,

Ne ihanetti bizi ayıran ne yalan sözler , sadece gurur.

Bu hasret niye, elemle keder ektin aşkımın topraklarına,

Yangın yerine dönmüş ruhum külleri savrulmakta.

Gitmeler bıraktın bana hiç dönüşü olmayan,

Özlemler bıraktın hiç vuslatı hatırlatmayan.

Bir yudum sevgi, bir yudum aşktı tek isteğim,

Sevme artık beni sevme, en yakın arkadaşm sensizliğim.

Peşini bırak düşlerimin, gelme artık rüyalarıma.

Unutur bu gönül seni hep sever sanma,

Yalansın biliyorum alışırım sensiz geçen yıllara,

Sende yanarsan benim gibi, belki o zaman gelirim aklına...


yazan:leydielif
resim alıntıdır

12 Mayıs 2009

Yalnızlar Rıhtımı


Gözlerimde sonsuzluğun hüzünlü fotoğrafı,

Ellerimde geçmişten kalan bir tutam sevgi,

Ne can kalmış ne canan yüreğimde hasretin acısı.

Biraz sessiz, biraz üzgün, burası yalnızlar rıhtımı.

Alıp başını gitmiş düşler hayaller, umutlar ağlamaklı.

Nemli yüzler sarmış her yanı dudaklarda yalnızlığın şarkısı.

Alabildiğine uzanıp gitmiş taşlı yolları,

Yürüyorum boş kaldırımlarda, içimde yalnızlığın çığlıkları.

Geceler yine küskün bana göstermiyor yıldızları.

Can çekişiyor sanki sevinçlerim, günlerim yaslı,

Bir gün daha eksildi ömürden, her şey aynı.

Bir ferman yazdım duysun sesimi dağlar taşlar,

Ağlasın durmasın sema, benim için yağsın yağmurlar.

Yine sessiz yine hüzünlü, burası yalnızlar rıhtımı

Elimde kırık bir kadeh, içinde umutlarım saklı...


Yazan:leydielif
resim alıntıdır

10 Mayıs 2009

Unutamam Seni


Sana hasret yaşıyorum çok uzaklardayım,

Vuslata küskün yüreğim, bitmeyen bir yastayım.

Ey yüreğimin mechul sahibi hangi yerdesin,

Gözlerimde umut pareleri, ellerimde sen den kalan anılarım,

Kulağım kapıda, belki bir gün ansızın çalarsın.

Beni çok seven bir vardı dersin, ağlarsın.

Hiç dert etme kendine, bir gün sende benim gibi yanarsın,

Tam yüreğinin ortasına, hançeri kendi elinle saplarsın.

Karar gündüzlerin, gecelerin en büyük düşmanın olur,

Elbet senide bir gün, senin gibi vefasız bir sevgili bulur.

Ahlarım var dağlardan büyük, çıkmıyor dudaklarımdan,

Bazen iki damla yaş olur, süzülürsün yanaklarımdan.

Yüreğim yangın yeri aşkın alevden bir kor,

Kan damlıyor yüreğimden sensizlik öylesine zor.

Alışırsın diyorlar, buda geçer diyorlar,

Ah nasıl sevmişim seni, ölsem unutamam, bilmiyorlar...

Tüm dualarım sanadır sevdiğim, sen unut beni,

Sensizde yaşarım ben, ama asla unutamam seni...

Yazan:leydielif
resim alıntıdır

Elif'in Bitmeyen Telaşı


Bu aralar hayatım kendimi kaptırdığım ve hızla sürüklendiğim bir deniz fırtınası gibi geçiyo. Uzun zamandır bloğuma dahi bir şey yazamıyorum. Siz dostlarımı yazılarınızı okumayı nasıl özledim anlatamam. İçimde bir eksiklik bir boşluk var sanki. En sonunda bu gün oturabildim pc nin başına. Bu aralar bel ağrısı yüzünden günlerim çok güzel geçmesede, oğlumun doğum günü anneler günüyle birleşince güzel bir kutlama yapalım dedim. Taşınmadan komşularımlada vedalaşmak adına güzel olacağını düşündüm. Tabi ben bir işe kalkışınca her şey üst üste geldi yine her zamanki gibi . Bir telaş bir heyecan sormayın gitsin. Önce pasta siparişi verdim oğluşuma güzel bir doğum günü pastası olsun diye . Sonra daha önce söylediğim bel ağrısı için doktora gittim . Bu bildiğiniz tarafı. Bilmediğiniz tarafı ise gittiğim poliklinik evimden öyle uzaktaki iki otobüs değiştiriyorum yaklaşık 1 satte varıyorum. Neyse doktora gittim Mr çektirmem gerektiğini söylemezmi . Sonunda korktuğum şey başıma geldi. Kapalı alanlarda fazla duramayan ben o tabut makinenin içine nasıl gireceğim aldı beni bir korku. Üstelik MR çektireceğim gün öyleden sonra doğum günü partisi var. Nasıl yetiştereceğim şaştım kaldım. Akşamdan herşeyi hazırladım birde pen pasta yaptım ne olur ne olmaz diye ama yorgunluktan ve bitkinlikten ayakta uyur hale geldim.Bu gün erkenden kalktım ilk önce oğluşum anneler günümü kutladı bir öpücük kondurdu yanağıma hediyemi önceden almıştı :) canım benim onsuz ben ne yapardım. Sonra ben annemin anneler gününü kutladım sonra Mr ı çektireceğim saat geldi yani bu gün sabah 10: 45 benim içimde acayip bir korku kalbim heyecandan yerinden çıkacak . Nede korkak biriymişim ya :) Polikliniğe geldiğimizde benden önce bir hasta varmış Allahtan yoksa oracıkta yığılıp kalacaktım. İsmim okunduğunda sanırım rengim dahi değişti. İçeri girdim ameliyet önlüğü gibi bir şey giydim ve o tabut gibi makinenin içine girdim ama bendeki korku hat safhasında gözlerimi öyle sıkı kapatıyorumki yoksa avazım çıktığı kadar bağıracağım beni burdan çıkarın diye. Neyse 20 dakika sürüyormuş ama inanın bana 1 saat gibi geldi onuda Allahın izniyle atlattık.Sonuçları almak için tekrar o uzun yolu bir kere daa gitmem gerekiyo Çarşamya inşallah alır kurlutulurum. Koştura koştura eve gelip doğum günü partisine hazırlanmaya başladım. Evi düzenle Kaanı giydir mutfağı düzelt giyin derken sonunda misafirler gelmeye başladı ve çok güzel bir doğum günü partisi oldu oğluşumun . Nasıl eğlendi anlatamam. Kolbastıya bile oynadı arkadaşlarıyla :) Gün bittiğinde öyle yorgundumki bu yazıyı yazacak dahi mecalim kalmamıştı ama sizleri öyle özledimki daha fazla ayrı kalamazdım ve son bir güçle yazdım kalbimden geçenleri. İşte böyle sevgili dostlarım bu aralar taşınma telaşı daha bir arttı benim için onun için çok fazla burada olmayabilirim ama inanın aklım ve yüreğim hep sizde. Sevgiyle kalın...

06 Mayıs 2009

Zamansız Serzeniş


Beş para eder mi siyah beyaz düşlerim,

Umursuz rüyalarımla başbaşa kalmışım.

Bir ses, bir nefes arasada kırgın yüreğim,

Ellerimde ateşten bir kor gibi göz yaşlarım.

Bilemiyorum hatam neydi, soruyorum duvarlara,

Kendimi unutup sevmek mi, adamak mı hayatımı,

Dost bildiğim ruhsuz bedenlere.

Gitmeler kalmış bana, kayboluşlar,

Yalanmış yüreğim, bir rüyaymış anılar.

Her giden bir çizik atmış, kalbimin tam ortasına,

Yalnızlığın kelepçelerini vurmuşlar bileklerime.

Bir küçük tebessümdü, umutsuzluğumun umudu.

En güzel nameydi, benim için kapımdaki zilin sesi.

Ne günler geçirmiştik halbuki hiç unutulur muydu...

Çıkmaz sokaklarında kayboldum bu koca şehrin ortasında

Aradım durdum tanıdık bir yüz yabancıların arasında.

Yine batıyor güneş, elveda diyor gözlerime,

Doğacak elbet bir gün dostun güneşi, kararmış gönlüme.

Bir nefeslik kalmış, bitmiş tükenmiş ömrüm,

En acısı unutulmakmış,hiç hatırlanmamak

Hasretle geçer olmuş gecem gündüzüm.

yazan:leydielif

resim alıntıdır

05 Mayıs 2009

Sende Git


   

Yine bir sevda hikayesindeyim,

Harbi devran içinde biçare gönül.

Ahlarım var, kanlı göz yaşlarım,

Soldu gitti pervasızca üç günlük ömür.

Kar yağmış yüreğimin dağlarına,

Kapkara sisler çökmüş göz kapaklarıma.

Yine çınlıyor aşkımın sesi kulaklarımda.

Zincire vurulmuş ellerim,

Bir bir kilit vurmuşum kalbimin kapılarına.

Sende git sevdiğim öylece kalayım,

Yalnız gecelerimle başbaşa...

Her gün canımı alan sevdama, ağıtlar yakayım

Türküler söylesin rüzar benden sana.

Gözü yaşlı akşamlarımda avuturum ruhumu,

Yalnızlığın girdabında sensizliğe yalvarırken.

Ah YAR!...sen miydin beni ölesiye seven,

Mezara girsemde senden vazgeçemem diyen.

Asılı kalmış sözlerin hatıralarımın tellerine,

Benden sana armağan olsun bu şarkı,

Bak ne diyor dinle..

Güz gülleri gibiyim, hiç bahar yaşamadım,

Ya sevmeyi bilmedim yıllarca, ya sevince geç kaldım...


yazan:leydielif

resim alıntıdır

Otizmin farkındayım, onların yanındayım



Beyaz Show

“Beyaz Show” bu hafta, “Tohum Otizm Vakfı” yararına düzenlenen “özel bölümü” ile ekrana geliyor!

“Otizmin farkındayım, onların yanındayım!"

Tohum Otizm Vakfı’nın “Otizmin farkındayım, onların yanındayım” isimli bilinçlendirme ve destek kampanyası için Beyazıt Öztürk’ün ev sahipliğinde; Orhan Gencebay, Emel Sayın, Fatih Terim, Cem Yılmaz, Acun Ilıcalı, Hülya Avşar, Demet Akbağ, Kubat, Tuğba Büyüküstün, Cemal Hünal ve Prof. Dr. Yankı Yazgan otizmli çocuklar için biraraya geliyorlar!
Kanal D ve Türkiye’nin en sevilen showman’i Beyazıt Öztürk’ün destekleri ile “TOHUM OTİZM VAKFI ÖZEL BEYAZ SHOW” programı 8 Mayıs 2009 Cuma akşamı tüm Türkiye ile buluşuyor.
Kurulduğu yıldan bu yana Otizmli çocukların erken tanısının konulması, çocukların erken özel eğitim ile topluma kazandırılmasına öncülük etmek ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması için çalışan Tohum Otizm Vakfı, “Otizmin farkındayım, onların yanındayım!” İsimli bilinçlendirme ve destek kampanyasını başlatıyor.
Otizm’in tek çaresi eğitim. Türkiye’de 100 bin’i aşkın çocuk eğitim için sıra bekliyor. “Otizmin farkındayım, onların yanındayım” kampanyası ile otizmli çocukların eğitimlerine destek sağlanacak.
8 Mayıs Cuma akşamı, Kanal D ‘de gerçekleşecek “Tohum Otizm Vakfı Özel Beyaz Show” programında, Türkiye’nin en tanınmış ve topluma duyarlı isimleri sadece otizmli çocuklar için ilk defa bir araya gelecek ve canlı yayında otizmli çocuklara destek çağrısında bulunacaklar. İzleyiciler direk Orhan Gencebay, Emel Sayın, Fatih Terim, Cem Yılmaz, Acun Ilıcalı, Hülya Avşar, Demet Akbağ, Kubat, Tuğba Büyüküstün ve Cemal Hünal ile canlı olarak bağlantı kurabilecek. Beyaz Show izleyicileri yine ünlülerin yanlarında getirdikleri hatıra eşyalarını da kazanma şansı elde edebilecekler. Tohum Otizm Vakfı Başkanı Mine Narin’in de Prof. Dr. Yankı Yazgan’la birlikte katılacağı bu özel gecede SMS, telefon ve banka hesap numaraları üzerinden bağış toplanacak.
8 Mayıs Cuma akşamı, Otizmli çocukları hayata kazandırmak için tüm Türkiye tek yürek olalım! Türkiye’nin devlerinin buluştuğu “Tohum Otizm Vakfı Özel Beyaz Show” programında Kanal D’ de buluşalım!

Otizmin farkındayım, onların yanındayım gecesinde neler yaşanacak?

Ünlüler yanlarında getirdikleri, kendileri için önemli ve hatıralarını yansıtan eşyalarını canlı yayına bağlanan topluma duyarlı bağışçılara rasgele hediye edecekler.
Hülya Avşar’ın tenis raketi, Orhan Gencebay’ın sazı gibi sürpriz hediyelerin dağıtılacağı gecede, yine izleyiciler ünlülerle canlı bağlantıda sohbet etme şansı da elde edebilecekler.
Gece boyunca tüm ünlülerin yanı sıra sevilen dizi oyuncularının da telefonla izleyici bağışlarını toplayacağı Beyaz Show Özel’de, tüm operatörlerden tohum yazıp 5290’a SMS atarak, 0212 413 62 00 no’lu telefondan canlı bağlantı ile ya da Akbank, Garanti Bankası, Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Vakıflar Bankası’nın 5055 numaralı Türk Lirası hesap numaralarına havale yapmak suretiyle otizmli çocukların eğitimine destek olacaklar.

TOHUM OTİZM VAKFI
Bugüne Kadar Neler Yaptı?

Tohum Otizm Vakfı; otizmli çocukların diğer tüm çocuklar gibi potansiyellerini geliştirebilmeleri ve toplum içinde yer alabilmeleri için uzman ve öğretmen yetiştirilmesi, eğitiminin içeriğinin yeterli hale getirilmesi konularında Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile çalışmalarını yürütmektedir. Bu amaçla; 1450 devlet öğretmenine “otizm” konusunda, 1250 sağlık görevlisine “otizm tarama” konusunda eğitimler vermiştir. Ülkemizin ilk “Otizm Tarama Proje” sini gerçekleştirmiş, bu sayede 46.000 çocuğun otizm taramasından geçirilmesini sağlamıştır.
Öğretmenlere verilen eğitimler ile yaklaşık 15.000 otizmli çocuğa daha nitelikli eğitim hizmeti gitmesi sağlanmıştır. Sağlık görevlilerinin verilen eğitimler ile yaklaşık 100.000’in üzerinde çocuğa otizmin farkında olarak ve erken tanıya olanak sağlayacak şekilde hizmetlerini verebilmeleri sağlanmıştır.
Açılışını gerçekleştirdiği; Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu’na gidebilmek için birçok öğrenci okulun genişletilmesi ek inşaatının yapılabilmesi ve burs almak için sıra beklemektedir. Bilimsel ve yararlılığı ispatlanmış yöntemlerle eğitim veren bu örnek okulun müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da yararlılığı benimsenmiş ve öğretmen yetiştirmek için kullanılmaktadır. Otizmli çocukların eğitimi için ülkemizdeki yeni veya yeniden yazılacak müfredatlarda esas alınması kabul edilmiştir.
Ancak; tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz, maalesef bizleri de son derece olumsuz etkilemiştir. Öncelikle Okulumuzu ayakta tutabilmek; bugüne kadar otizmli çocuklarımızın ve ailelerinin yaşamlarında yarattığımız farklılığın devamını sağlayabilmek için siz basın mensuplarının değerli desteğine şimdi daha çok ihtiyacımız bulunmaktadır.

www.tohumotizm.org.tr
info@tohumotizm.org.tr


Kaynak:www.kanald.com.tr


Ayşe Kulin'den Umut " Hayat Akan Bir Sudur" Romanı


Umut

Hayat Akan Bir Sudur

Ayşe Kulin

Osmanlı'nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,
Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.

Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.

Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...

Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.

Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

Ayşe Kulin romanlarının hayranı olarak bende en yakın zamanda bu romanı okuyacağım sizlere de tanıtmak istedim. Yine şahane bir eser olduğundan eminim. Okuduktan sonra kendi yorumlarımıda sizlere ileteceğim sevgiyle kalın...


04 Mayıs 2009

Suskun Akşamlar


Söz verin bana yıllar,

Habersizce geçip gitmeyin,

Saçlarımda tel tel beyazlar,

Sizden kalan hediyelerim.

Yine suskun akşamlar,

Yine bana küskün.

Alır götürür martıların sesleri,

Elimde demli bir çay.

Bir ayrılığın şarkısıdır,

Sessizce gelen akşamlar.

Bir damla sevgidir,

Hiç bitmeyen hasretin kokusu gelir,

Çok uzaklardan.

Güneş elveda derken insanlara,

Yıldızlar göz kırpar gecenin karanlığında.

Bir bir dizilmiş karşımda anılarım,

Sanki bir sevda masalı, 

Sanki bir damla yaş,

Suskun yine akşamlarım.

Sessiz bakışlarım anlatır ,

Derdimi, kederimi,

Bir küçük tebessüm olur yüzümde,

Akşam üstü eser saçlarımın arasında, 

Sessiz akşamın meltemi.

Bir nefes gibi muhtacım sana,

Beni benden aldınız akşamlar.

Elinden tutarım düşlerimin,

Yürürüm tozlu yollarda.

En yakın dostu hayallerimin,

Beni seyreder hüzün dolu akşamlarda.

Bir arkadaştır kimi zaman,

Kimi zaman bır sırdaş.

Beni benden de iyi anlar, 

Ah bu suskun akşamlar...

yazan:leydielif

resim alıntıdır

02 Mayıs 2009

Ömürümün Baharı


Korkmuyorum unutulmaktan,

Zamansız sevdalarda kaybolmaktan.

Hüzün bulutlarını savurmuşum çok uzaklara,

Umudun yıldızları parlamış gecemin mehtabında.

Yüzümde eskilerden kalma bir tebessüm,

Avuçlarımda mutluluğun fotoğrafı,

Papatyalar açılmış penceremdeki saksılarda.

Penceremde beni çağıran sevdanın güvercini,

Bir ses var kulaklarımda beni çağırıyor, gel diyor sanki.

Radyomda eskilerden bir şarkı , Zeki Müren söylüyor,

'Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin' nakaratı dudaklarımda.

Yalnızlığı uçurmuşum hiç bilmediğim uzak diyarlara.

Demlendi yine hayellerim, yudum yudum içiyorum düşlerimi,

Keşkeleri bir bir siliyorum, düşünüyorum gelecek güzel günleri.

Yağsada üzerime karamsar düşüncelerimin kapkara yağmurları,

Gökkuşağı bekliyor beni sonunda, hiç bitmeyecek ömrümün baharı.


Yazan:leydielif

resim alıntıdır

01 Mayıs 2009

Terk-i Diyar


Yangınlar var içimde bir türlü söndüremediğim,

Gözlerimde senden kalan günlerin pırıltısı.

Bir birine karışmış gecelerim gündüzlerim,

Elimde duruyor sonsuz aşkımın ayrılık fermanı.

Gönlüm acıyor, ağlıyorum, sensizlik bana bakıyor,

Ellerim titriyor, bakarken resmine sevdamın.

Çiçekler ağlıyor çaresizliğime,

Güz yağmurlarında ıslanıyorum.

Sorgusuzca alıyorum içeriye sensiz geceleri,

Güneşe veda ediyorum, karanlığa selam verirken.

Susturuyorum kulaklarımda çınlayan sesini,

Çıkartsam parçalanacak biliyorum,

Kalbime sapladığın ayrılğın hançerini.

Yaktım mektuplarını tek tek,

Bir kurşun attım kalbinin tam ortasına.

Adını ihanet koydum, yalan sevgini pişmanlığım,

Son sözlerini mıh gibi aklıma kazıdım.

Hiç unutmasın yüreğim,

Ölene dek hatırlasın.

Aşka küskünüm, günlere kırgın,

Terk-i diyar eyledim,

Sensiz kalmış kalbimi.

Sevdamın vebali sana, tüm ahlarımda,

Sevemezsin sen kimseyi ,

Kendini kandırma.

Yıldızsız gecelerime gömdüm seni,

Aşkını söküp attım içimden.

Bir daha severmiyim bilmiyorum,

Kırık dökük sevdam hala yüreğimde...


yazan:leydielif
resim alıntıdır

Yalnızlığın Sorgusu


Suskunum yine; akıp giden zamana çok uzaklardan bakıyorum sanki. Boşluğa takılı kalmış

umutlarımı, adı konmamış hayallerimi düşünüyorum. Çıkmaz sokaklarda kaybolan bakışlarımı,

hücrelerime kadar işlemiş yalnızlığı terketmek istiyorum uzun zamandır. Yorgunum, ruhum

kanadı kırılmış kuş misali çırpınıp durmakta. Suya yazılmış bir şiir gibi kaybolup gidiyorum

sessiz sedasız. Hüzünlerimi biriktiriyorum başucumda, rüyalarımıda alıp yanıma yürüyorum

ıssız kaldırımlarda. Yıldızlar aydınlatıyor karanlık gecenin kararttığı yolları. Bir bir kırılmış

geçtiğim yolların, sokak lambaları. Hasreti yüklemişim omzuma, gözlerimde hatıralarımın izleri,

bilmiyorum ayaklarım nereye götürüyor bedenimi. Göz kapaklarımın üzerinde tonlarca ağırlık

var sanki, kafamda uçuşup, duran düşünmek istemediğim düşüncelerim. Sanki kapalı kalmışım,

küçük bir kutuda geçiyor günlerim, nefes dahi alamıyorum ölüm elinde ebedi hayatın anahtarı

kapıda beni bekliyor sanki. Biliyorum... karabasanlar gibi gelsede üzerime yalnızlığın haykırışları,

her anım bin yıl gibi geçsede, sevgi tohumları var yüreğimde göz yaşlarıyla büyüttüğüm.

Tebessümle yetiştirdiğim sevgimin, bir gün çınar gibi olacak olan yüreğimin bahçesindeki

umudun ışıkları aydınlatacak karanlık gecelerimi.

Koparıyorum bir bir solmuş çiçekleri, savuruyorum rüzgara kuruttuğum gülleri birde yalnız

ruhumun küllerini. Korkularımı atıyorum kör bir kuyuya gölgem misali gelmesinler peşimden bir

daha. Alıp götürmesin beni sessiz duvarlarımın, sessizliği. Bir yol var önümde beni umuda

götürecek biliyorum. Küskünüm gecelere , gündüzlere dargın. Yüzümde bir tebessüm sadece

bekliyorum...

yazan.leydielif
resim alıntıdır

Kardeşlik Ödülü


Sevgili Öykü beni kardeşlik ödülüna layık görmüş kendisine kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum beni çok mutlu ettin öykücüm. Bende bu güzel ve anlamlı ödülü tüm bloğ dostlarıma gönderiyorum. Sizleri çok seviyorum....