Yüreğimden Damlayan''Hüzün'' Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından, Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum. Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından, Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.
31 Aralık 2009
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Sevinciyle hüznüyle koskoca bir yıl daha geride kaldı. Hayat ağacından bir yaprak daha düştüde diyebilirim aslında..Hiç açılmayacağını sandığımız kapılar çıktı önümüze. Umudumuzun son damlasına kadar bittiği anlar oldu hiç unutamadığımız.. Mutluluktan dilimiz tutuldu beklide, yetmedi kelimeler .. gözlerimizden süzülen damlalarla anlatmaya çalıştık içimizden coşan sevinci.. Yalnızlığı ruhumuzun en ücra köşelerinde bile hissettik kimi zaman gözlerimiz hep birilerini aradı.. Gidenler oldu bir daha dönmemek üzere. Dünyaya gözlerini yeni açan küçük canlar geldi .. Bir umut ışığı gibi yandı karanlık gözlerimizin gecelerine.. İsyan ettik bazen, hiç cevabını bilemeyeceğimiz nedenlerin arasında kaybolduk. Çıkmaz sokaklarda yankılanan sesimizin yankısıydı bazen tek duyabildiğimz ses. Aynı anda yaşadık sevinçle kederi. Bir yanımız ölürken diğer yanımız tekrar canlanıverdi sanki...Bir bir geçti günler biz farkına varamasak bile.. Koşturup durduk hayatı daha yaşanılır bir hale getirmek için.. Vazgeçtik kendimizden hayallerimizden düşlerimizden.. Uykusuz geceler kaldı yorgun bedenimize...İçimize attığımız buda geçer dediğimiz hiç bitmeyen hayal kırıklıklarımız. Geceler gündüzleri kovalarken güneş veda ederken gözlerimize, küçük bir tebessümle andığımız anlar, hatıralar kaldı geriye.Ne olursa olsun , nasıl geçerse geçsin geşmişte kalan günlerimiz, gözlerimiz hep ileriye bakmalı umutla herşeye rağmen ... Bize bir armağan olarak verilen bu hayatı en güzel şekilde yaşamak dileğiyle.. Sağlık, mutluluk, huzur ve bol kazançlı bir ömür geçirmeniz dileğiyle YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...
leydielif
22 Aralık 2009
Alacakaranlık
Bir nehir misali hayat akıp giderken, akıntıya kapılıp bir daha bize verilmeyecek bu ömrü ziyan etmek niye diye sordum kendime. Umuda tutunabilmek için bütün gücümle sarıldım hayatın dikenli dallarına. Acıtsada canımı, yüreğimi kanatsada, vazgeçmedim hayatın yokuşlu yollarında yürümekten. Aklımda zamanın habersizce geçip gitmesine anlam veremediğim sorgularım olsada, aslında hayatın bizim elimizde şekillenen bir hamurdan ibaret olduğunu ne yaparsak yapalım kendi irademizle yaptığmıızı unutmuş gibi davrandım nedense.
Zamana yenik düştüğüm bedenimin en ücra köşesine kadar işleyen yalnız akşamlarımı aldım karşıma. Aklımdan geçen tüm sorları soracaktım, belkide cevabını hiç duymak istemediğim, cevabının sessizlik olacağını bildiğim yorgun akşamlara.Kulaklarımda güneşin veda çığlıkları uğuldarken, gece tüm ihtişamıyla karanlığa davet ediyordu sanki bana dargın hayallerimi. Sisli gözlerimde yalnızlığımın perdesi izin vermiyordu bana seslenen yıldızları görmeme. Biliyorum içimde biriktirdiğim isyanlarımı bırakmalıyım artık, gün yüzüne çıkarmalıyım.Kurtulmalıyım içimdeki kilitli zindanlardan. Hasret kalmış ruhum mavi düşlerimin şarkısına. Buğulu camlara yazmamalıyım kanadı kırık sevdamın şiirlerini.
Zamansız gidişlerde kaybolmamalıyım, sessiz bakışların yorgun akşamlarında. Gecelere inat mehtabı hissetmeliyim tüm ruhumda. Yıldızları bir bir yakmalıyım alacakaranlık sokaklarıma. Bir şarkı tutturmuşum söylüyorum durmadan, bu aralar kendimi onunla avutuyorum.
Ne ağlarsın benim zülfü siyahım,
Buda gelir, buda geçer ağlama...
Göklere erişti figanım ahım
Buda gelir buda geçer ağlama..
leydielif
resim alıntıdır
19 Aralık 2009
BEN'den Kalan Ne Varsa
Derin bir nefes alıyorum, içime çekiyorum sanki özlemlerimi
Güneşin batışı gibi sönüyor ışıklar gözümde, biraz da asi
Kırık dökük anılarımın elinde kalmış bir kaç damla gözyaşı
Yağmalanmış, sevdamın bahçesindeki çiçeklerin ebruli yaprakları
Savrulup durmuşum gecenin karanlık sahilinde, bir kum tanesi gibi
Yapıp yapıp tekrar bozmuşum, yapboz tahtasındaki ümitlerimi
Ne kadar yağsamda sağnak sağnak, sönmemiş içimdeki yangınlarım
Bir çocuğun gülüşünde saklı kalmış, avare anılarım
Gerçekler duyun sesimi aslında en büyük yalan sizlersiniz biliyorum
Karşıma dikilivermiş azrail bakışlı dönüşü olmayan gidişlerim
Hasretler kalmış aklımda, asla yetişemediğim sevinçler
Bir çığlık kopmuş yüreğimin çıkmaz sokaklarında,
Hançeri saplamış yalnızlığımın kanlı elleri, şah damarıma
Bir cesed kadar soğuk, bir katil kadar acımasız
Uykuya küskün gecelerimin simsiyah gözleri
Bir şiirin son dizesi belkide karşılıksız bir aşkın ağlamaklı bestesi
Sarhoş cümlelerimin attığı naralar belkide
Demir bir kafese kapatılmış, unutulmuş sevdamın sesi
Kahırlar biriktirmişim ahlar etmişim hiçliğime, yok oluşuma
Mezarlar açıp gömmüşüm odamın duvarlarına..
Benden kalan ne varsa...
leydielif
resim alıntı
Hükümsüz Kalmış Yüreğim
Taşlar basmış en derin yaralarına, anlatamamış susmuş,
Ağıtlar yakmış yitik sevdalarna,kor misali yanmış...
Can vermiş her gidenin ardından, elinde keşkeler kalmış,
Yağmış usul usul hüzün yapraklarının üzerine, hala umudu varmış.
Kaybolup gidenlerin arasındaymış, sessiz çığlıkları yankılanırken,
Mühür vurmuş kapısına, meçhul güneşi batarken.
Yokluğun ortasında kalmış, varlığı yavaş yavaş kaybolurken,
Hiç bitmyen bir yasmış gözlerindeki, yalnızlığın sükutunu dinlerken.
Söküp atmış düşlerini, hükümsüz serzenişlerini, haykırmış,
Yangınların ortasında her günü, mahşer gibi yaşamış.
Fırtına gibi esmiş karanlık gölgelerin kuytu bahçelerinde,
Bir kuru yaprak gibi savrulup gitmiş, kimsesizliğinin içinde...
leydielif
resim alıntıdır
18 Aralık 2009
Çok Uzaklardayım Sanki....
Aslında uzun zamandır farkındayım . Bloğumla eskisi gibi ilgilenemiyorum ve bu beni çok üzüyor. Nedendir bilemiyorum ama sanki yazacak bir şeyler bulamıyormuş gibi hissediyorum. Kayıt bölümünü açıyorum dakikalarca öylece bakıyorum acaba ne yazsam diye. Sonra vazgeçiyorum. Bu bir ara sanırım. Ne vazgeçebiliyorum nede bir şeyler yazabiliyorum. Öyle karmakaraşık hallerdeyim. Siz dostlarımıda çok özledim. Sanki uzun bir yolculuğu çıkmışım ama istesemde geri dönemiyormuşum gibi geliyo. Çok uzaklardaymışım gibi bir his var içimde....
Güzel şeylerden bahsetmek istiyorum aslında... Yeni bir yıla daha girmemize günler kala, yaşanılan güzel günlerden anılardan bahsetmek istiyorum. Tabi bir o kadarda hüzünlü ve mutsuz geçen günlerimizden de...
Şu an aklıma ne gelirse yazıyorum.. Geri dönme umudumu yeşertmek için belkide. Buraya olan özlemimi gidermek, belkide söylemediğim kelimeleri tek tek yazmak istiyorum.. Belkide saçmalıyorumdur... Öyle çok şey söylemek istiyorum ki.. Ama anlatamıyorum... Harfler sözcükler pek bir anlamsız pek bir kifayetsizler sanki bu gün. Ne desem ne anlatsam olmayacak. Yetmeyecek hiç bir anlam yüreğimde saklı kalmış duygularımı anlatmaya... Varlıkla yokluk arasında bir yerdeyim... Susuyorum....Bir gidenin arkasından dökülen göz yaşı gibiyim.. Öylesine masum öylesine samimi....Biliyorum...Nerde olursam olayım geri döneceğim...
leydielif
06 Aralık 2009
BEN
Gecenin karanlığını ilmek gibi geçirdim yalnızlığımın boynuna
Dar ağacından aldım nefesi tükenmiş umudumun yorgun bedenini
Mahkum ettim BENden kaç tane varsa içimde, ruhsuz yaşamaya
Sakladım eski bur kutuya, kırılmamış yüreğimin çocuksu tebessümlerini...
leydielif
05 Aralık 2009
Küçük de Olsa Ameliyat Ameliyattır
Bu aralar sesim soluğum çıkmıyor ya sizde tahmin etmişsinizdir kesin ;yine başına bir şeyler gelmiştir demişsinizdir. Haklısınız da üstelik. Yine öyle şeyler oldu ki bayram nasıl geçti biz ameliyata nasıl karar verdik nasıl bitiverdi herşey anlamadım bile. En baştan başlayayım. Bayram gayet güzel geçmekle beraber eşimin elini kesmesiyle biraz telaşlansamda idare ederdi. Sonra oğlumun bitmek bilmeyen öksürük krizleri durmaksızın içtiğimiz şuruplar antibiyotikler ve uykusuz geceler. Sanki hiç bitmeyen bir kabus gibi günlerdi. iki yıldır çektiğimiz hastalığın meğerse sebebi bambaşka birşeymiş. Ve götürdüğümüz çocuk doktorları fark edememişler. En sonunda artık dayanamadım ve oğlumu kulak burun boğaz doktoruna götürdüm. Doktorun ilk söylediği şey oğlunuzun burnu tamamen tıkalı geniz eti var ve ameliyet yaptırmazsanız bu hastalığı asla geçmeyecek. O anki uğradığım şok eve gelene kadar devam etti. En korkutucu tarafı ise genel anestezi ile yapılıyor olması idi. Daha 4.5 yaşında bir çocuğa nasıl genel anestesi yaptıracaktım. Neyse doktorun verdiği ilaçları aldık bir hafta kullandıktan sonra heyecanlı bir şekilde doktora gittik. Ameliyat olmaya karar verdik iyi bir araştırma yaptıktan sonra. Doktor birde işitme testi yaptıralım dedi. Yaptırdık sonucu ne çıktı dersiniz. Sol kulağı neredeyse duymaz hale gelmiş ve tüp takılması gerekiyormuş. İşte bir şok daha. Bu kadar şey ne zaman olmuş nasıl fark edilmemiş hala şaşkınlık içerisindeyim. Onca ilaç onca tedavi boşunaymış .. Gelde sinirlenme..Doktora sorduk ne zaman yapabilirsiniz ameliyatı diye, hemen yapibilirim demez mi. Eşimle birlikte küçük bir sessizlikten sonra tamam hemen yaptıralım dedim. Ama içimdeki endişeyi tahmin bile edemezsiniz. Bir anda gelen bir cesaretle evet demiştim çünkü. Ve aileden hiç kimseye haber vermeden ameliyatı yaptırdık toplam 15 dakika sürdü ve oğlum şimdi çok iyi .. Çok şükür daha sonra bir problemde çıkmadı ve bundan sonrada çıkmaz inşallah. Geniz eti ile ilgili bilgileri daha sonrak iyazımda sizlerlede paylaşacağım. Çünkü çocukların çoğunda görülen ve annelerin tedirginliği yüzünden yaptırmadıkları bir ameliyat. Şimdilik benden bu kadar en kısa zamanda görüşmek üzere sevgili dostlar sağlıklı günler dileklerimle....
leydielif
Etiketler:
ameliyat,
geniz eti,
kulak tüpü,
küçük,
oğlumun hastalıkları
01 Aralık 2009
Yalnızlık mı...
Buz gibi soğuk çoğu zaman, içimi ürpertiyle dolduran;
Her an canımı alacak mış gibi, bedenimi pervasızca sarsan.
Bir kor sanki yüreğimin ayazında ruhumu yakıp kavuran,
Yağmak yağmur gibi alabildiğine, deli gibi esmek rüzgar misali.
Kaybolmak taş kalplerin arasında , unutulmak..
Tek kurşunla vurmak bütün hislerini, anlatamamak.
Beklemek hiç usanmadan , ömrünü tüketmek,
Sevmek hiç olmayan sevgiliyi, umudunu kaybetmek.
Vazgeçmek herşeyden, herkesten, düşleri savurmak,
Hayalleri gömmek ruhundaki mezarlara, haykırırcasına ağlamak.
Hüzünlenmek her keman sesinde, karanlık gecelerin tutsağı olmak.
Zehir gibi içmek yudum yudum ,ruhunu parçalara bölsede,
Alıp başını gitmek yalnızlığın bilinmeyen sahiline
Bir masaldı aslında , gerçeklerimin arasına sıkıştırdığım
İstemesemde biliyorum, benim tek gerçeğim, yalnızlığım...
leydielif
resim alıntı
28 Kasım 2009
Gölgeler
Sessizliğimle başbaşayım yine, biraz solgun kelimelerim
Enkazlar var içimde istesem de kaldıramadığım, bitmeyen çaresizliklerim
Unutulmuşların içine hapsolmuş bir bedenin içinde yaşarken
Umudu umut etmekle geçip gidiyor gündüzlerim, siyah gecelerim
Varlığım yokluğun anlamını yeniden tanımlarken
Bazen kaybolup gidiyorum sanki onca gölgenin arasında
Gülümsüyorum, yüzüme hiç yakışmasa da, hep aynı maskeyi takıyorum
Çukurlar kazıyorum ruhumun taş kesmis yollarına
Bir bir gömüyorum düşleri, ebruli hayalleri, aslında kendimi
Belki bir ışık yanar diye bekliyorum, yıldızları kaybolmuş gecelerimin gözlerine
Bir kurşun gibi beynimde saplı kalmış yalnızlığın yankılan sessizliği
Hep bomboş kalacak biliyorum yüreğimin kırık çerçevesi...
leydielif
27 Kasım 2009
Bayramınız Kutlu Olsun
Mutluluklarınızın çoğalması, gönüllerinizin neşeyle dolması, tüm hayatınızın bayram günleri gibi geçmesi dileğiyle tüm müslüman aleminin Kurban Bayramı Kutlu Olsun. Nice bayramlara....
leydielif
22 Kasım 2009
Gözlerimde Sonbahar
Hüzünlü bir şarkı var dilimde durmadan tekrarladığım
Demli bir çay misali biraz acı, karşımda yaslı hatıralarım
Canım yanıyor aklıma her gelişinde geride bıraktıklarım
Bitmiş tükenmiş ömür heyhat! beyhude geçen yıllarım,
Düğüm düğüm dudaklarımda kalmış şiirler şarkılar
Bir yanımda yalnızlığın kor ateşi, bir yanımda sisli anılar..
Hiç mi bitmeyecek bilmiyorum ki , gözlerimdeki sonbahar
Aklımda keşkeler, pişmanlıklar, yüreğimde yarım kalmış aşklar..
Ne sevmeyi bilmiş, ne sevilmeyi, hicranla dolmuş yüreğim
Kah ağlamış kah gülmüş yalan olsada , ışıkları sönmüş gözlerim
Bir elimde vafesız dostlarım, diğerinde umutsuzluğum, hayallerim
Bir küçük tebessümdü sadece, dualarım dileklerim...
leydielif
resim alıntı..
18 Kasım 2009
Bunu Hak Etmedim Biliyorum...
Bir hafta boyunca çektiğim mide ağrısınıdna sonra ilaç almayı başladım ve sanırım biraz daha iyiyim. Sağlığımın kıymetini bir nebze olsun daha öğrendim derken biliyorsunuz sevgili dostlar direksiyon sınavım vardı. Cumartesi günü erkenden kalktım koşa koşa sınav alanına gittim. Nasıl kalabalık bir yer ama bir görseniz, heyecanlı değilseniz bile heyecan basıyor insanı. Neyse bizim komisyondan dolayı bize sıra biraz geç geldi ama sonunda bindim arabaya. Her şeye en ince detayına kadar dikkat ediyorum aman puan kıracaklar diye. Emniyet kemerimi taktım, aynaları düzelttim. Arabayı çalıştırdım güzelce ve çok iyi bir kalkış yaptım sorunsuz neyse bir kere stop etti araba oda ikinci vitese geçerken hızını yeterince artırmamışım. Ama sınava girenlerin içinde stop ettirmeyen ya iki kişi vardı yada hiç yoktu. Yapmam gereken herşeyi yaptım sanırım sinyal vermeyi unutmuşum .Hatalarım bundan ibaret. Direksiyon hocama görede kalmama imkan yok çünkü ciddi bir yanlış yapmadım. Sınav bitti ve ben evde bir heyecanla hocanın beni aramasını bekliyorum. Artık dayanamadım ben aradım ve sonuç ne dersiniz; kalmışım. Aslında kalmış olmama hiç üzülmedim desem yeridir nedeni ise bir hafta sonra tekrar sınav var ve onda geçeceğime eminim. Ama benim kızdğım ve hatta iki gün sakinleşemediğim durum benden çok daha kötü kullananların hemde yüksek bir puanla geçmiş olması .Yapılan gerçekten bir haksızlıktı ve ben hiç bir şey yapamadım. Bir kaç arkadaş daha var benim gibi iyi olmasına rağmen kalmışlar ve onlarıda duyunca sinirim bir kat daha arttı. İnsanları anlamak asla mümkün olmayacak bir kez daha aynı şeyleri düşünmeye başladım. Daha öncede başıma gelmişti bunun gibi bir olay. Bu iki oldu bakalım üçüncüsünde nasıl bir tepki vereceğim. Siz siz olun size yapılan haksızlığa asla izin vermeyin yoksa sonra benim gibi sinirden kendi kendizi yersiniz.
Şimdi ise iki günlük direksiyon eğitiminden sonra tekrar sınava gireceğim . Aynı stresi tekrar yaşayacağım bakalım bu sefer ne olacak. Ama aynı haksızlığı tekrarlayacak olurlarsa böyle sessiz olmayacağım kesin. Sınavdan sonra güzel haberlerle burada olurum inşallah öyle umut ediyorum, yine bir aksilik çıkmazsa. Ve günün sloganıyla bitiriyorum...SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK....
leydielif
17 Kasım 2009
Öylesine
Kör karanlığın ışığa hasret kalması gibi
Çöl ayazında susuz kalmış bir çiçek sanki
Biraz yalnız biraz karışık ebruli hayalleri
Kendi bedenine hapsolmuş, tek suçu sevmek miydi
İki ayrı parçaydı ruhu, gece ile gündüz gibi
Kimi zaman yaz güneşi gibi parlar, meltem gibi eserdi
Bir fırtına kopuverirdi, yüreğnin durgun denizlerinde
Her anı farklı bir iklimdi sanki, güz yağmurları gibi
Kaybolup giderdi, sualsiz soruların hiç bilinmeyen sahilinde
Elinde boş bir şişe içer dururdu yalnızlığın katran siyahı şarabını
Hep sarhoştu bedeni , gözleri hiç gelmeyeceğini bildiği düşlerini beklerdi
Biraz sessiz biraz yorgun , üç günlük ömür öylesine geçip gidecekti....
leydielif
resim alıntı
12 Kasım 2009
Bitmeyen İki Gece
Hayatımın hiç bitmeyeceğini sandığım iki gecesini geçirdim. Mide ağrısı bu kez dayanılır gibi değildi. Geçmesini uzun süre beklememe rağmen ağrı dahada şiddetini artırdı maalesef. Bedenim daha fazla dayanamayacağı için acile gitmek zorunda kaldım hemde iki gece üstü üste. Çektiğim ağrıyı kelimelere dökmem imkansız bunu biliyorum ama şunu iyi biliyorum ki hayatta en büyük servet sağlığımız. Eğer sağlığımız yerindeyse, emin olun hayatta hiç birşeye üzülmeye sıkıntı etmeye değemezmiş. Nedendir bilmiyorum ama iki şey var kaybetmediğimiz sürece kıymetini bilmediğimiz. Zaman ve sağlık. Bende dahil olmak üzere neden herkes aynı yanlışı yapıyor anlayamıyorum.
Ben bunun farkına vardım sanırım hala sanırımı diyorum çünkü tamamen iyileştiğimde yine aynı şeylere, hayatın akışına kendimi bırakıp gideceğim. Taki sağlğımı tamamen kaybedip bu günlerimi arayana dek. İster nasihat deyin ister bir dost tavsiyesi üzüm çekirdeğini doldurmayacak şeylere üzlmeyi bırakıp sağlığımızı düşünmeye başlamalı, hayattan beklentilerimiz neyse asla ertelememeli arada birde olsa kendimize vakit ayırmalıyız. Bu kelimeleri yazarken bile iki gecedir çektiğim ağrının etkisi hala geçmemiş gibi geliyor.Öyle yorgun öyle halsiz bırakıyorki beni uyur gezer gibi dolaşıyorum evin içinde. Neyse daha fazla içinizi karartmayayım. Bu arada hastalığamı üzüleyim yoksa cumartesi gireceğim direksiyon sınavınamı çalışayım şaşırdım. Hayır nasıl geçeceğim onuda bilemiyorum. Her şeyin hayırlısı diyelim. Onuda geçersem biraz daha hafiflemiş olacağım.
Sanırım yine bu gecede midem ağrıyacak yine sinyal vermeye başladı. Uykusuz bir gece daha beni bekliyor galiba... Benden şimdilik bu kadar sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle...
leydielif
Etiketler:
bitmeyen gece,
sağlıın kıymetini bilin,
sağlık,
zaman
09 Kasım 2009
Elif'in Mutfağı Açılıyor
Sevgili dostlarım yemek tariflerimi bundan sonra yeni açmış olduğum bloğum Elif'in Mutfağı nda sizlerle paylaşacağım. Tarifler tamamıyla bana ait olacak. Yöresel yemekler, kışlık zahireler, yepyeni tatlar, püf noktaları ve daha bir çok lezzetli yazılarla sizlerle olacağım. Herkesi bekliyorum. Beni orada da yalnız bırakmayacağınıza eminim. Sevgilerimle.....
07 Kasım 2009
Hamsi Tava
Genelde tavuk tüketen biri olarak bu aralar balık canım istiyor nedense. Özelliklede mısır unuyla tavada pişirilmiş hamsi. Nasıl bir lezzettir öyle anlalıtılır gibi değil. Kısaca tarif edecek olursak bir kilo hamsi alıyoruz ve iyice temizledikten sonra bir kaba aldığımız mısır ununa bulayarak teflon tavaya papatya gibi diziyoruz. Kuyrukları birleşecek şekilde.İsteğe göre tuz atıyoruz. Sonra üzerlerine çok az bir şekilde yağ gezdiriyoruz. Sonra alt tarafı pişinceye kadar bekliyoruz. Bir kapak yardımıyla balıkların şeklini bozmadan diğer tarafını çeviriyoruz. Ve her iki tarfafta pişinceye kadar bekliyoruz. Ve yemeğimiz hazır. Öyle lezzetli oluyorki ben çok seviyorum. Sizede afiyet olsun. Yanında göbek salata yada roka süper gidiyo ...Bu kadar balıktan bahsedipte yememek olmaz ama değilmi. Yarın balık yemeye davetliyim çok şükür yoksa kendim gidip alacaktım hamsiyi. Başka lezzetlerde görüşmek dileğiyle...
leydielif
04 Kasım 2009
Aşktan Kalan...Sadece Yalan
Uzaktayım senden ve senli herşeyden çok uzakta....
Şehir küskün bana kızgın sanki tüm sokakları
Bir sonbahar rüzgarı gibi geçivermişti sevdanın günleri
Düşleri hayalleri birde seni; kurumuş yaprak gibi savurarak
Can çekişen bir sevda kalmıştı gözlerimde, sensiz kalmış
Dizleri üzerine çökmüş yalvarıyordu aşkın sön sözleri
Ayrılığa mahkum du biliyordu..Kal diyememişti....
Ağlamaklı bir bakış kalmıştı elinde..Aşktan kalan
Bir çığlık vardı dudaklarında ve yankılanıyordu .
Yüreğinin en ücra köşesinde.Yalanmış diyordu..
Aslında aşk bir yalan...
leydielif
resim alıntı...
03 Kasım 2009
31 Ekim 2009
Kolay Poğaça Tarifi
Bu aralar eve misafir çok geliyor olunca benimde pasta,börek,kek,poğaça,gibi yiyiceklerle aram baya yakınlaştı. Tabi yeme konusunda değilde yapma konusunda. Nedense bu yeme konusunda hiç çok iştahlı olmamışımdır. Neyse ben tarifime geçeyim. Çok basit bir tarif. Misafir geliyorum dese yarım saatte yapabilirsiniz.İşte tarifimiz
Malzemeler
Bur paket yaş maya
Göz kararı un
Bir su bardağı sıvı yağ
Bir yumurta
Çörek otu
susam
bir tatlı kaşığı şeker
biraz tuz
isteğe göre harcını yapabilirsiniz.Ben siyah zeytinli sevdiğim için zeytinli yapıyorum.
Yapılışı :
Pratik bir bilgi ile başlayalım. Uumuzu derin bir kaba aldıktan sonra ortasını havuz gibi açıyoruz. Ve ne koyacaksak içine bu açtığımız havuzun içine koyuyoruz. Bir bardak ılık suya yaş mayamızı ve bir şeker kaşığı mayamızı koyduktan sonra beş dakika kadar bekletiyoruz. Maya kıvamına gelince unumuzun ortasına açtığımız havuzun içine mayamızı yağımızı ve yumurtamızın beyazını koyuyoruz. Sarısını sakın koymayın yoksa poğaça çok sert olur. Yoğurduğumuz hamurun kıvamı oldukça yumuşak olmalı ki çok kabarsın ve sert olmasın.Ceviz büyüklüğünde kopardığımız hamurumuza istediğimiz şekli verdikten sonra, içinide koyup kapatıyoruz. Fırın tepsisini güzelce yağladıktan sonra yumurtamızın sarısını sürüyoruz ve üzerine isteğe bağlı susam ve çörek otu atıyoruz. 180 derecede yüzleri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Servise hazır. Afiyet olsun.
Leydielif
Dilek Ağacı
Masmavi dilekler biriktirdim, dilek ağacının dallarında asılı.
Her gün kendime birini hediye ettim, umudun başını alıp gittiği zamanlarda.
Garip bir his var yüreğimin en kuytusunda, fısıldıyor arada bir çınlayan kulaklarıma
Vazgeçme düşlerinden, bırakıp gitmesin seni dileklerin, gerçek olacak tüm hayallerin... diyor
Düşler sokağında sayarken adımlarımı, bir avcı misali peşimde, yalnızlığın karanlık gölgesi
Ne pişmanlıklar kalmış ne keşkeler, bir yaz yağmuru gibi yağıyor yüzüme yaşama sevinci
Gel gitleri kaldırdım bir bir penceremden, mor menekşeleri düzledim akşamdan kalma güneşime
Kapılarımı kapattım hüzne, ümitsizliğe birde beni benden eden yalnızlığın siyah gözlerine
Bahar geldi rengi solmuş hayallerimin arka bahçesindeki kurumuş çiçeklerime....
Dilek ağacında saklı hayallerim, yarım kalan düşlerim,
Kimbilir belki bir gün gerçek olur diye öylece beklerim...
leydielif
resim alıntı
24 Ekim 2009
Bir Sınav Daha Geride Kaldı
Ehliyet kursuydu sınavdı derken bu gün itibariyle yazılı sınava girmiş bulunuyorum. Sınavın süresi iki buçuk saat olsada ben ilk bir satte çıkma cesaretini gösterdim. Neden derseniz soruların neredeyse % 80 i önceki sene çıkmış ve benim çözdüğüm sorulardı. Ve açıkçası çok fazla zorlanmadım. Bir iki tane yanlış çıkacaktır ama sanırım üç derstende geçeceğim. İşin zor kısmı zaten bence direksiyon sınavı.Devamlı olarak araba sürerek kendimi geliştiremiyor oluşum sanırım benim için büyük bir korku. Ama o sınavda da soğukkanlı olursam büyük ihtimalle onuda geçer sonunda ve inşallah ehliyet sahibi olurum. Pazartesiden itibaren bir haftalık direksiyon kursu başlıyor. Araba sürme konusunda hem pratik hemde teorik olarak bilgiye sahip olunca, araba sürmek gerçekten büyük keyif veriyor insana. Bende dört gözle bekliyorum pazartesiyi. inşallah bu kursuda bitirir son sınavıda geçerim. Birde araba alırsam yada eşim alırsa değemiyn keyfime gitsin derim :)
Bu arada annemde yeni evine taşındı. Biraz yorucu bir gün olsada çok keyifliydi.Annemin bir sokak ilerde oturuyor olması kadar güzel bir şey olabilir mi. Şimdilik benden bu kadar. Hayatı beşinci vitese takmış son sürat gidiyorum bakalım. Nerde ne zaman durucağım bilemiyorum. Ancak bir işe girebilirsem duraklayabeleciğim sanırım. Biri beni durdursun :)
leydielif
19 Ekim 2009
Yeni Bir Mim ve Ben
Bir mimle daha karşınızdayım sevgili dostlarım. Sevgili Medinem beni böyle güzel bir mimle mimlemiş . Kendisine çok teşekkür ediyorum. Biraz geç kalmış olsamda cevaplamaktan mutluluk duyacağım bir mim ve gelelim cevaplara...
1-En sevdiğiniz 3 çiçek ismi???
Kırmızı gülpapatya
hanımeli
2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz??
Şiir kitabımı çıkarabilmek
Mısıra gidebilmek
Hayalimdeki arabayı alabilmek
3-En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz??
Sevmediklerim ;
Çok fazla alınganım
Çok sulu gözlüyüm
Hayır demeyi bilmiyorum (Kendi zararıma bile olsa hayır diyemiyoru)
Sevdiğim huylarım
Ne olursa olsun gülümsemeyi biliyor olmam
Yapmak istediğim birşeyden asla vazgeçmiyor olmam
Affetmeyi biliyor olmam
4-Gıcık olduğunuz 3 hareket
İki yüzlü insanlar. Yüzünüze başka arkanızdan başka konuşan insanlara gıcık oluyorum
Kibirli insanlara gıcık oluyorum
En gıcık olduğum şey ise başka insanların mutsuzluğu ile mutlu olan insanlar..
5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündügünüz olay?
Sanırım hayatımın en kötü günüydü. Rahmetli babaannemin cenazesine yetişememişdim. Hala içimde bir yara gibi durur. Son kez göremedim o güzel yüzünü. Canım babaannem nur içinde yat.Bende bu mimi cevaplamak isteyen tüm blog dostlarıma gönderiyorum sevgilerimle beraber...
leydielif
Kendinizi ve İnsanları Keşfetmek Zordur
Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!
Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına
rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz? Bu sorunun
yanıtını vermeden önce lütfen aşağıdaki soruyu okuyun.
Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu
etkileyecek. İşte üç aday hakkındaki gerçekler:
1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara
danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10
bardak martini içiyor.
2. aday:İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken
uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski içiyor.
3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara
içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.
Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?
Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın
lütfen!
1. aday: Franklin D. Roosevelt
2. aday: Winston Churchill
3. aday: Adolf Hitler
ve bu arada... Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz, Beethoven'i
öldürdünüz !!!
Alıntı...
12 Ekim 2009
Bitmeyen Dönemeçler
Hayat bazen dönemeçlerle dolu bir yola dönüyor sanki. Birini geçeyim derken yeni bir tane çıkıveriyor karşına. Ve sonra bir tane daha. Arada bir düzlüğe çıkmayı başarsak bile, geçmeye çalıştığımız dönemeçler bizi öyle bir yoruyorki ne geçtiğimiz yolun farkına varabiliyoruz ne de nasıl geçitğimizi biliyoruz. Birileri arkamızdan itip duruyor sanki, hep bir yerlere, birşeylere yetişmek zorunda kalıyoruz. Zamansa hiç yetmiyor. Akşama yarım kalanlarla baş başa kalıyoruz. Yarını, hatta yarınları bugünden yaşayıp tüketiyoruz sanki. Ömür kendimizin belirlediği noktalar arasında geçip gidiyor. Yeni yollar, yeni yüzler yada şöyle söyleyelim hayatımıza YENİ ne katabiliyoruz.Aslında bu sorunun cevabı herkes için aynı sanki...
Arada bir derin bir nefes alıyoruz , omzumuza yüklenen sorumluluklar ağır basmaya başladığında. Görevler, ihtiyaçlar, karmaşa her gün birini giyiyoruz üzerimize, hiç biri bedenimize uymasada. Kendimizi aradığmız ne çok zaman oluyor..Programlanmış bir makine gibi her gün aynı şeyleri yaşamaktanda yapmaktanda başka çaremizin olmamamsı , sanırım hayatımızın en kötü tarafı. Arada bir ayanaya uzun uzun baktıktan sonra, daha ne kadar böyle devam edecek diye kendimle olan kavgalarımda, hep kaybeden oluyorum. Asla geri gelemeyeceğini bildiğimiz zamanı öyle gereksiz öyle boş işler içir harcıyoruz ki , birilerinin yolumuza DUR işaeti koymasını bekliyoruz sanki. Peki bizi gerçekte ne durdurabilir, hayatımıza küçük mutluluklar ve sevinçler eklemeyi nasıl başarabiliriz. Sanırım bunuda içimizdeki BEN den başkası yapamaz. Artık birşeylerin farkına varma zamanı geçiyor. Hayat bize verilmiş bir hediye ise bunuda en güzel şekilde yaşamak yine bizim elimizde. Ne olursa olsun, karşımıza ne kadar dönemeç çıkarsa çıksın, yinede bu hayatı yaşamak güzel. İçine biraz umut ve sevinç eklersek dahada güzel olur. Ne zaman biteceğini blmediğim bir ömrü üzülerek, sıkıntı içinde geçirmektense , var olan mutluluklarla yetinmeyi bilip hayatı daha yaşınılır hale getirmeyi yeğlerim. Umut dolu sevgi dolu bur hayat dileğiyle...
leydielif
resim alıntı
10 Ekim 2009
Ucu Bilenmiş Cümleler
Eskilerden kalma bir gülüş var yüzümde
Dokunsam kaybolacak sanıyorum
Soğuk bir rüzgar gibi vuruyor yüzüme yalnızlğın nefesi
Elimde ucu yanmış düşlerim, hiç bitmeyen bir yoldayım
Gidiyorum.....
Yorgun yıllarım kalmış bavulumda birde ebruli hayallerim
Canım çekilmiş ruhumdan, yalnızılğım karaya vurmuş,
Kimsesiz sokaklarda kaybolmuş sessiz çığlıklarım
Korkuyorum....
Karanlık yüzlerden, sevmeyi unutmuş yüreklerden
Damla damla içime akan gözyaşlarından
Yıldızları kaybolmuş gecelerin karanlık bakışlarından
Biliyorum...
Bitecek üç günlük ömür, kalacağım yine kendimle....
Yazan:leydielif
resim alıntı
06 Ekim 2009
Bir Gün Daha Bitti
Evet ömür denen limandan bir gemi daha eksildi bu gün. Ama ne gündü hala yorgunluktan ayaklarım ağrıyor. Ev işlerini halletikten sonra koştura koştura okula gittik. Çok şükür öğretmenimiz gelmiş. Ama okulu görmeyin bu gün ilk defa gelen çocukların sesler,i veliler , okul savaş alanı gibiydi. Bir tarafta ağlayan annesini isteyen çocuklar, bir tarafta çocuğu hangi sınıfta bulmaya çalışan veliler... Valla bizde oğlumla beraber girdik o kalabalığın içine. Sınıfımızı bulduk. Çok tatlı bir öğretmenimiz var ben çok sevdim kendisini. Çocuklarla olan iletişimi çok iyi. Neyse Kaan Erdemi iyice öğütledikten sonra yarım saat daha yanında kalıp çıktım okuldan. Koştura koştura çarşıya. Kızkardeşimle çarşıda girmediğimiz dükkan kalmadı sanırım. En son ayaklarımın uyuştuğunu hissediyordum. Nasıl yorulduk anlatamam. Sonra bir telefon Kaan Erdemin öğretmeni. Siz gittiniz gideli ağlıyo lütfen alırsanız iyi olur. Hadi bakalım. Bu yorgunluğun üstüne öyle güzel bir haber ki. Bu seferde koştur koştur okula gittim. Baktım ki hala ağlıyo.Beni görünce o an sustu. Öğretmeni nasıl üzülmüş. Siz gittiniz gideli ağlıyo diyor. Bu çocuk nasıl bir yıl okula gitti anlamıyorumki ben. Geçen senede gitti kreşe yabancılık çekmemesi lazım ama nerde . Bakalım yarın bahçede bekleyeceğim, artık çok ağlarsa öğretmeni çağıracak beni. Ters gibi evde okula çok uzak evede gidemeyeceğim. Yine zor bir gün beni bekliyor. Bir yandan Kaan Erdemin okuluna yetişeyim derkendiğer taraftan ehliyet kursunu aksatmaktan korkuyorum. Kazanamazsam çok kötü olur. Diğer taraftan ev taşıma heyecanı evin eksikleri tamiri falan derken bakalım benim hayat ne zaman düz bir yola girecek . Çok yorucu bir günün ardından sanırım daha fazla dayanamayacağım uyumam gerekiyo arıtk. Siz sevgili blog dostlarıma da iyi geceler diliyorum ...
leydielif..
leydielif..
05 Ekim 2009
Hayat mı Çok Hızlı Yoksa Ben mi Koşuyorum
Evet başlıktada söylediğim gibi bu günlerde birşey dikkatimi çekti. Günler öyle çabuk bir şekilde geçiyorki artık hangi gündeyim onu bile şaşırır hale geldim. Annemin taşınacak olması, oğlumun okulu, ehliyet derken artık kendime ayıracak bir dakikam bile kalmadı neredeyse. Ama tek bir şikayetim yok tabi. Birde kendime istediğim gibi bir iş bulabilirsim değmeyin keyfime. Hala arıyorum. Artık yapacaklarımı önceden programlıyorum yoksa hepsi birbirine karışıyor. Yakında bir ajanda tutacağım galiba :) Sabah 8.30 da kalktıktan sonra ilk önce bloğuma bakıp bu yazıyı yazdıktan sonra evi işlerini halledip şu bir türlü açılamayan okulumuzun yolunu tutacağız oğlumla. Bakalım bize yine öğretmen gelmedi mi diyecekler. Yİne öyle söylerlerse sanırım bu sefer tepkim farklı. olacak. Okulda birde özel sınıf varmış. Benim haberim bile yok. Öğretmenleride varmış. Peki benim oğlumun o sınıfa alınmamasının sebebi ne onu hala anlamış değilim. Bunuda tartışmayı düşünüyorum okul yöneticileriyle. Eğer oğlumu okula bırakabilirsem kız kardeşimle annemin yeni evi için alışverişe çıkmam gerekiyor. Annem çalıştığı için evin bütün işleri tabi bana ve kız kardeşime kaldı. Annem için herşeyi yaparım canım annem sen merak etme her şeyi halledeceğim ben senin yerine. Alışverişi çok uzatmamam gerekiyo akşam 5 buçukta kurs var ona yetişmem lazım. Bu arada akşam yemeği olarakda sanırım yine makarna yiyeceğiz :) olsun ben makarnayı çok seviyorum. Tabi oğlumda öyle. İşte akşama kadar işleri istediğim gibi halledebilirsem akşama görüşürüz dostlarım . Valla şimdiden yoruldum sanki ne çok şey varmış yapmam gereken. Şimdilik gidiyorum akşama görüşmek üzere sevgiyle kalın...
04 Ekim 2009
Talasemi Nedir? (Akdeni Anemisi)
Talasemi kalıtsal geçiş gösteren, önlenebilir bir kan hastalığıdır. Akdeniz bölgesinde daha sık görülen bu hastalık genellikle bir yaşından önce solukluk, dalak büyüklüğü ve gelişme geriliği ile kendini gösterir. İyi tedavi edilemeyen hastalarda yüz kemiklerinde değişiklikler, demir birikimine bağlı olarak da kalp, karaciğer, pankreas gibi organlarda bozukluklar ortaya çıkmaktadır
TALASEMİNİN FORMLARI:
1. TALASEMİ TRAİT: TALASEMİ TAŞIYICILIĞI: Bu bireyler, tamamen sağlıklıdır. Eğer her iki ebeveyn de talasemi taşıyıcı iseler, çocuklarına geçirdikleri talasemi geni ile talasemi hastalığına neden olabilirler. Talasemi taşıyıcılarına talasemi minör denir.
2.TALASEMİ İNTERMEDİA: Taşıyıcılar gibi tamamen sağlıklı olmayan, hastalık belirtileri genellikle ileri yaşlarda başlayan, kan gereksinimleri daha az olan hastalığın hafif formudur.
3. TALASEMİ MAJOR: Akdeniz anemisi olarakta bilinir. Erken çocuklukta başlayan, çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için yeterli hemoglobini yeterince yapamazlar.
Çocukta ilk belirtiler genellikle ilk 6 ayda ağır, ilerleyici bir hemolitik anemi şeklinde kendini gösterir. Bu çocukların yaşam boyu ortalama 3-4 haftada bir, kan transfüzyonlarına ihtiyaçları vardır. Anemiyi düzeltmek amacı ile yapılan konsantre kan transfüzyonları çocuğun yaşamını uzatırken, vücutta demir birikmesine yol açar ve çeşitli organların fonksiyonları bozulur. Demir birikimini önlemek amacıyla genellikle 3 yaş civarında özel bir pompa ile haftanın 5 günü demir bağlayıcı ilaç (Desferrioxamine) alınması zorunludur. İleri yaşlarda dalak alınarak, hastanın kan ihtiyacı geçici olarak azalır, fakat kesin çözüm değildir. Kemik iliği nakli, hastalığı tamamen düzelten bir tedavi yöntemidir. Çok pahalı bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, son 15 yıldır kemik iliği nakli konusunda yapılan çalışmalarda özellikle uygun verici kardeşi olan küçük hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Uygulanan ek tıbbi tedavi gereksinimleri ile beraber bir hastanın yıllık maliyeti yaklaşık 12.000-15.000$ civarındadır.
Bu tür kalıtsal hastalıklardan korunmada en etkili yöntemler;
1. Toplum eğitimi,
2. Taşıyıcıların taranması,
3. Genetik danışma,
4. Doğum öncesi tanı yöntemleridir. İki taşıyıcının evlenmesi halinde ise hamileliğin 6-22. haftasında doğum öncesi tanı yapılabilir. Böylece hasta bir çocuğun doğması önlenir. Doğum öncesi tanı ile sağlıklı olacağı belirlenen bebeğin doğmasına izin verilebilir.
Talasemi Taşıyıcılığı Nedir?
Talasemi taşıyıcıları sağlıklı görünen, hasta olmayan fakat hastalığı taşıyan ve çocuklarına geçiren kişilerdir. Antalya'da taşıyıcılık oranı %10 un üzerindedir. Yani 10 kişiden birisi talasemi taşıyıcısıdır. Her talasemili çocuğun anne ve babası taşıyıcıdır. İki taşıyıcı evlendikleri takdirde doğacak çocuğun talasemili olma ihtimali %25 dir. Bu nedenle evlilik öncesi her genç talasemi taşıyıcısı olup olmadığını test yaptırarak öğrenmelidir.
Talasemi'nin iki talasemi taşıyıcısının evlenmesi sonucu oluşacağını söylemiştik.Sağlıklı anne ve baba ile kendileri gibi sağlıklı çocuklar görünmekte. Bu aile ve cocukları talasemi ile hiçbir zaman karşılaşmayacaklar.
Anne ve baba dan biri taşıyıcı. Çocuklarda hastalığın oluşması için bu durum yeterli değil ve korkulacak bir durum yoktur. Bu durumda doğacak her çocuk için %50 taşıyıcı %50 sağlıklı çocuk olma ihtimali bulunmaktadır. Yapılacak iş ise çocuklara talasemi testi uygulayıp ilerde onların çocuklarının sağlıklı olmalarını sağlamaktır.
Anne ve baba ikiside taşıyıcı. Bu durumda taşıyıcı olduğunuzu bilmek size hem iyi hem kötü haber demek. İyi çünki hasta bir çocuk sahibi olmaktan kurtuluyorsunuz. Kötü çünki sağlıklı çocuk sahibi olabilmeniz için her doğum öncesi prenetal tanı yani doğum öncesi tanı uygulattırmanız gerekli.Oldukça pahalı ve zor olan bu işler inanın hasta çocuk sahibi olmanın 10 milyonda biri değildir. Hasta çocuk sahibi olmanız sizi hayatınız boyunca ardı arkası kesilmeyecek tedavilere sürükler.Bu durumda her doğumda %25 hasta çocuk %50 taşıyıcı çocuk %25 sağlam çocuk olma ihtimali bulunmaktadır.
Böyle evliliklerde sağlıklı çocuk doğurma ihtimali bulunmaktadır. Bu evlilikte anne yada baba dan biri hasta dır ve her doğumda çocukların %50 si hasta doğma riski taşımaktadır. %50 oranında da taşıyıcı çocuk doğma ihtimali bulunmaktadır. Talasemi hastaları düzenli tedavi sonucunda diğer sağlıklı bireylerle aynı hayat standardında yaşayabilirler.
Bizim için her ne kadarda istenmeyen bir durum olsada nadiren rastlanan bir durumdur. Çünki bu evlilikte sağlıklı çocuk doğurma ihtimali yoktur. Anne ve baba talasemi hastasıdır ve çocuklarda %100 hasta olarak doğar. Hastalığın genetik yapısı maalesef bu sonucu bizimle karşı karşıya getirmektedir. Bu evliliklerde kesinlikle çocuk düşünülmez.
Kaynak:www.talasemi.net
Bu bilgiyi vermek istememin sebebi bende talasemi taşıyıcısıyam ve gerçekten zor bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Hastası değilim çok şükür ama , ne olursa olsun taşıyıcılıkta yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Çok çabuk yoruluyorum. Kalp atışlarım aniden 120'ye fırlıyor. Küçük bir yokuşu bile çıkamıyorum. Merdiven hiç çıkamıyorum. Bazen öyle kötü oluyor ki oturduğunuz yerden kalktığınz zaman bile hemen yorgun düşüyorsunuz. Kanınızdakı demir oranı yükselmiyor. İllaki dışaridan takviye almanız gerekiyor. Kısacası hayatımı gün geçtikçe dahada zor bir hale getiriyor. Tüm talasemi taşıyıcılarına ve hastalarına acil şifalar diliyorum..
leydielif
TALASEMİNİN FORMLARI:
1. TALASEMİ TRAİT: TALASEMİ TAŞIYICILIĞI: Bu bireyler, tamamen sağlıklıdır. Eğer her iki ebeveyn de talasemi taşıyıcı iseler, çocuklarına geçirdikleri talasemi geni ile talasemi hastalığına neden olabilirler. Talasemi taşıyıcılarına talasemi minör denir.
2.TALASEMİ İNTERMEDİA: Taşıyıcılar gibi tamamen sağlıklı olmayan, hastalık belirtileri genellikle ileri yaşlarda başlayan, kan gereksinimleri daha az olan hastalığın hafif formudur.
3. TALASEMİ MAJOR: Akdeniz anemisi olarakta bilinir. Erken çocuklukta başlayan, çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için yeterli hemoglobini yeterince yapamazlar.
Çocukta ilk belirtiler genellikle ilk 6 ayda ağır, ilerleyici bir hemolitik anemi şeklinde kendini gösterir. Bu çocukların yaşam boyu ortalama 3-4 haftada bir, kan transfüzyonlarına ihtiyaçları vardır. Anemiyi düzeltmek amacı ile yapılan konsantre kan transfüzyonları çocuğun yaşamını uzatırken, vücutta demir birikmesine yol açar ve çeşitli organların fonksiyonları bozulur. Demir birikimini önlemek amacıyla genellikle 3 yaş civarında özel bir pompa ile haftanın 5 günü demir bağlayıcı ilaç (Desferrioxamine) alınması zorunludur. İleri yaşlarda dalak alınarak, hastanın kan ihtiyacı geçici olarak azalır, fakat kesin çözüm değildir. Kemik iliği nakli, hastalığı tamamen düzelten bir tedavi yöntemidir. Çok pahalı bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, son 15 yıldır kemik iliği nakli konusunda yapılan çalışmalarda özellikle uygun verici kardeşi olan küçük hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Uygulanan ek tıbbi tedavi gereksinimleri ile beraber bir hastanın yıllık maliyeti yaklaşık 12.000-15.000$ civarındadır.
Bu tür kalıtsal hastalıklardan korunmada en etkili yöntemler;
1. Toplum eğitimi,
2. Taşıyıcıların taranması,
3. Genetik danışma,
4. Doğum öncesi tanı yöntemleridir. İki taşıyıcının evlenmesi halinde ise hamileliğin 6-22. haftasında doğum öncesi tanı yapılabilir. Böylece hasta bir çocuğun doğması önlenir. Doğum öncesi tanı ile sağlıklı olacağı belirlenen bebeğin doğmasına izin verilebilir.
Talasemi Taşıyıcılığı Nedir?
Talasemi taşıyıcıları sağlıklı görünen, hasta olmayan fakat hastalığı taşıyan ve çocuklarına geçiren kişilerdir. Antalya'da taşıyıcılık oranı %10 un üzerindedir. Yani 10 kişiden birisi talasemi taşıyıcısıdır. Her talasemili çocuğun anne ve babası taşıyıcıdır. İki taşıyıcı evlendikleri takdirde doğacak çocuğun talasemili olma ihtimali %25 dir. Bu nedenle evlilik öncesi her genç talasemi taşıyıcısı olup olmadığını test yaptırarak öğrenmelidir.
Talasemi'nin iki talasemi taşıyıcısının evlenmesi sonucu oluşacağını söylemiştik.Sağlıklı anne ve baba ile kendileri gibi sağlıklı çocuklar görünmekte. Bu aile ve cocukları talasemi ile hiçbir zaman karşılaşmayacaklar.
Anne ve baba dan biri taşıyıcı. Çocuklarda hastalığın oluşması için bu durum yeterli değil ve korkulacak bir durum yoktur. Bu durumda doğacak her çocuk için %50 taşıyıcı %50 sağlıklı çocuk olma ihtimali bulunmaktadır. Yapılacak iş ise çocuklara talasemi testi uygulayıp ilerde onların çocuklarının sağlıklı olmalarını sağlamaktır.
Anne ve baba ikiside taşıyıcı. Bu durumda taşıyıcı olduğunuzu bilmek size hem iyi hem kötü haber demek. İyi çünki hasta bir çocuk sahibi olmaktan kurtuluyorsunuz. Kötü çünki sağlıklı çocuk sahibi olabilmeniz için her doğum öncesi prenetal tanı yani doğum öncesi tanı uygulattırmanız gerekli.Oldukça pahalı ve zor olan bu işler inanın hasta çocuk sahibi olmanın 10 milyonda biri değildir. Hasta çocuk sahibi olmanız sizi hayatınız boyunca ardı arkası kesilmeyecek tedavilere sürükler.Bu durumda her doğumda %25 hasta çocuk %50 taşıyıcı çocuk %25 sağlam çocuk olma ihtimali bulunmaktadır.
Böyle evliliklerde sağlıklı çocuk doğurma ihtimali bulunmaktadır. Bu evlilikte anne yada baba dan biri hasta dır ve her doğumda çocukların %50 si hasta doğma riski taşımaktadır. %50 oranında da taşıyıcı çocuk doğma ihtimali bulunmaktadır. Talasemi hastaları düzenli tedavi sonucunda diğer sağlıklı bireylerle aynı hayat standardında yaşayabilirler.
Bizim için her ne kadarda istenmeyen bir durum olsada nadiren rastlanan bir durumdur. Çünki bu evlilikte sağlıklı çocuk doğurma ihtimali yoktur. Anne ve baba talasemi hastasıdır ve çocuklarda %100 hasta olarak doğar. Hastalığın genetik yapısı maalesef bu sonucu bizimle karşı karşıya getirmektedir. Bu evliliklerde kesinlikle çocuk düşünülmez.
Kaynak:www.talasemi.net
Bu bilgiyi vermek istememin sebebi bende talasemi taşıyıcısıyam ve gerçekten zor bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Hastası değilim çok şükür ama , ne olursa olsun taşıyıcılıkta yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Çok çabuk yoruluyorum. Kalp atışlarım aniden 120'ye fırlıyor. Küçük bir yokuşu bile çıkamıyorum. Merdiven hiç çıkamıyorum. Bazen öyle kötü oluyor ki oturduğunuz yerden kalktığınz zaman bile hemen yorgun düşüyorsunuz. Kanınızdakı demir oranı yükselmiyor. İllaki dışaridan takviye almanız gerekiyor. Kısacası hayatımı gün geçtikçe dahada zor bir hale getiriyor. Tüm talasemi taşıyıcılarına ve hastalarına acil şifalar diliyorum..
leydielif
03 Ekim 2009
Milli Eğitim Bakanlığı Duy Sesimi!
Okullar açılalı bir haftayı geçmesine rağmen benim oğlum hala okuluna gidemedi. Sorunumuz ise Milli Eğitim Bakanlığı okula hala öğretmen göndermemiş. Nasıl bir çelişki bu anlayamadım. Binlerce öğretmen ataması yapıldı. Okulların açılacağı gün belli. Ve bir ilin merkezindeki bir okula öğretmen ataması yok.Bir heyecanla bekleyen oğlumun artık sabrı kalmadı.Oğlum hergün soruyo. Anne ben ne zaman okula gideceğim. Hem oğlumun sabrı tükendi hemde hiç bir şeyi düzene koyamayan benim de sabrım tükendi. Bakalım okuldaki görevlinin söylediklerine göre pazartesi gelecek. Bir umutla bekliyorum. Bir an önce öğretmenimiz gelsede okulumuz başlasa. Bende hayatımı ona göre düzene koyabilsem. Güzel haberlerde görüşmek dileğiyle...
02 Ekim 2009
Bir Elvedanın Anatomisi
Bakışların cam kırıkları gibi batarken,
bir kurşun gibi salınmışsın yüreğimin namlusuna
Şah damarıma saplanıp kalmış elveda deyişin,
her adımın azrail gibi almış canımı, ve soluksuz bırakmış
Şimdi sensiz karanlık gecelerim,
kelimelerim intahara meyilli,
şiirlerimse çoktan ölmüş
Gömülmüş aldınışlarımın dipsiz çukurlarına,
bağışlanmayı bekleyen bir mahkum gibi beklemekte
Depremler var şimmdi yüreğimin senli topraklarında,
vuslatlar paramparça olmuş,
kırılmış ruhumdaki aynalar
Gözlerimde kalsada senden kalan yağmurlar,
damla damla eritsede bedenimi,
bu gönül seni unutamaz
leydielif
resim alıntı..
bir kurşun gibi salınmışsın yüreğimin namlusuna
Şah damarıma saplanıp kalmış elveda deyişin,
her adımın azrail gibi almış canımı, ve soluksuz bırakmış
Şimdi sensiz karanlık gecelerim,
kelimelerim intahara meyilli,
şiirlerimse çoktan ölmüş
Gömülmüş aldınışlarımın dipsiz çukurlarına,
bağışlanmayı bekleyen bir mahkum gibi beklemekte
Depremler var şimmdi yüreğimin senli topraklarında,
vuslatlar paramparça olmuş,
kırılmış ruhumdaki aynalar
Gözlerimde kalsada senden kalan yağmurlar,
damla damla eritsede bedenimi,
bu gönül seni unutamaz
leydielif
resim alıntı..
Etiketler:
anatomi,
elveda,
gidişin,
gitme diyemedim,
vuslatlar
01 Ekim 2009
İşte Bloğumun Yeni Hali
Çok uzun bir araştırmadan ve içinden hiç çıkamadığım kararsızlıktan sonra hem başlığa hemde bloğumun içeriğine uygun bir template buldum. Ben çok sevdim bloğumun yeni halini. Peki sizce nasıl oldu.
29 Eylül 2009
Sonuda Bende Ehliyet Alıyorum
Uzun süren bir düşünce maratonundan sonra bende ehliyet almaya karar verdim. Biraz tedirgin birisi olarak kendime fazla güvenmiyordum açıkcası. Daha şöför koltuğuna bile oturmamış birisi olarak, araba kullanmak bana çok uzak geliyordu aslında. Ama içimdeki o korkuya bir dur demenin vakti gelmişti. Ve ilk derse dün itibariyle girdim ve çok eğlenceli geçti. Sanırım ben bu işi başaracağım. Lise yıllarıma geri dönmüş gibi hissetim kendimi. Sınıfımızda sanırım 15 -20 kişi var ve 15 inden fazlası bayan. Galiba artık erkekler ehliyet almayı bayanlara bırakmışlar. Bende çok şaşırdım. Hatta sohbet konusu bile oldu arkadaşlar arasında.Ama zaten istatiksel olarak da bayanlar trafik kurallarına daha çok uyduğu için , bayan sürücülerin trafikde olması daha iyiymiş. Sanırım bende kurallara harfiyyen uyan çok dikkatli bir sücü olacağım. Bir de güzel bir araba alırsam tamamdır. Tabi yukardaki gibi bir araba almak zor olsada benim hayalimdeki araba o. Şimdiden araba kullanma heyecanı sardı beni. Zevkli bir şey olsa gerek.
Üstelik benim şanslı bir olduğum bir taraf daha var. Yılbaşından sonra ehliyetlere yeni düzenleme geliyormuş ve oldukça zorlaşacakmış ehliyet almak. Özellikle direksiyon dersleri çok uzun olacakmış. Onun için benim bu sınavı geçip ehliyet almam gerkiyo yoksa bir daha zor alırım sanırım...İşte böyle sevgili dostlarım. Bana şans dileyin sevgiyle kalın...
Üstelik benim şanslı bir olduğum bir taraf daha var. Yılbaşından sonra ehliyetlere yeni düzenleme geliyormuş ve oldukça zorlaşacakmış ehliyet almak. Özellikle direksiyon dersleri çok uzun olacakmış. Onun için benim bu sınavı geçip ehliyet almam gerkiyo yoksa bir daha zor alırım sanırım...İşte böyle sevgili dostlarım. Bana şans dileyin sevgiyle kalın...
27 Eylül 2009
Sevgili Blog Dostlarım
Uzun zamadır sizlerden gelen yorumların olmaması, gün geçtikçe daha bir incitir oldu yüreğimi. Her kelimeniz, her cümleniz benim için o kadar değerli ki , içimde bir şüphe kemirip duruyor bedenimi. Acaba bir tek kelime dahi yazılamayacak kadar kötü şeyler mi yazıyorum. Zaten yorum demek eleştiri demektir. Ben sadece iyi yorum beklemiyorum. Kalbinizden geçenleri iyi veya kötü yazmanızı, sizlerinde düşüncelerinizi bilerek yazmayı istiyorum. Hiç kimsenin okumadığı yada yorum yazmak istemediği bir bloğa daha fazla yazı yazmak da istemiyorum. Yanlış anlamayın sakın zorla sizden yorum istemiyorum. Sadece sizin düşüncelerinizin benim için ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Bu bloğu açmamdaki tek sebep hiç kimsenin bilmediği şiirlemi herkesle paylaşmak, bir kelime bile olsa oların yorumlarına göre kendimi daha iyi geliştirmekti. Eğer bir hatam veya yanlışım olduysa özür dilerim. Sanki bütün blog arkadaşlarım bana küsmüş gibi geliyor. Ve ben kendimi sokağa terk edilmiş bir kedi gibi hissediyorum. İnanın çok kötü bir duygu. Ve sizlere sormak istiyorum. Sizce Elif şiir mi yazmalı yoksa yaşadıklarını yazarak sanal bir günlük mü tutmalı. Sizden gelen düşüncelere göre bloğumu tamamen değiştirmeyi yada kapatmayı düşünüyorum. Tüm blog dostlarıma sevgi ve saygılarımla...
Ruhumun Öteki Yarısı
Sonsuz maviliklerim var
Grileşmiş gözlerimdeki yansımalar
Süngüsü düşmüş bir asker gibi
Hem korkak hem cesaretli,
Dünden kalanlar...
Hiç bitmeyen yollarım var
Mayınlar döşenmiş sokaklarına
Her adımı azrail gibi almış canımı
Karşımda durur ruhumn öteki yarısı
Sonbaharı gelmiş düşlerim var
Solsada bir bir topladığım
Bir çöl fırtınası gibi kavurur bedenimi yalnızlık
Gözlerimde hiç bitmeyen yağmurlar
Her gece yeniden doğarım
Sarıp sarmalar beni karanlığım
Damarlarımda dolaşır sanki
Bitip tükenmeyen yalnızlığım...
leydielif
resim alıntı
Grileşmiş gözlerimdeki yansımalar
Süngüsü düşmüş bir asker gibi
Hem korkak hem cesaretli,
Dünden kalanlar...
Hiç bitmeyen yollarım var
Mayınlar döşenmiş sokaklarına
Her adımı azrail gibi almış canımı
Karşımda durur ruhumn öteki yarısı
Sonbaharı gelmiş düşlerim var
Solsada bir bir topladığım
Bir çöl fırtınası gibi kavurur bedenimi yalnızlık
Gözlerimde hiç bitmeyen yağmurlar
Her gece yeniden doğarım
Sarıp sarmalar beni karanlığım
Damarlarımda dolaşır sanki
Bitip tükenmeyen yalnızlığım...
leydielif
resim alıntı
24 Eylül 2009
Çelişkilerin Seremonisi
Aşk mı hayatın kısa yazılışı
Nefret mi kalbimin görünmeyen giysisi
Vuslat mı duyguların tek öznesi
Ayrılıkı mı gözümdeki yaşın sahibi
Karanlık mı acıtır duvarların arasına gizlenmiş gölgemi
Aydınlık mı yaşatır mezarımdaki çiçekleri
Siyah mı kaplamış çöl ayazındaki yüreğimi
Beyaz mı renklerin en masum görüneni
Hayat mı yaşadığımızı sandığımız çelişkiler silsilesi
Ölüm mü gerçeğin tek efendisi...
leydielif
resim alıntı
23 Eylül 2009
Üç Bilinmeyenli Denklem
Çözümsüz bir denklem gibiydi hayat çoğu zaman istesemde çözemediğim,
Üç bilinmeyeni vardı bu denklemin, düğüm düğüm kalmış beynimin hücrelerinde.
Yüklemsiz öznesiz cümlelerin arasında kalmış BEN 'dim asla bilinmeyecek olan,
Taştan heykellerin gözyaşlarında gizli kalmış çocuksu düşlerimdi ikinci bilinmeyen.
Solmuş yaprakların dilinde bir ağıttı sanki rengini kaybetmiş hayallerim.
Ölümün bilinmeyen mabedi gibi bedenimi saran yalnızlığımdı üçüncü bilinmezliğim,
Tüm umutları toplasamda mahşer yerine dönmüş yüreğimin ellerinde,
Hüznü kederi çıkırsamda çöle dönmüş gözlerimden,
Toz pembe hayalleri bölsemde ucu bilenmiş vedalarıma,
Etkisiz bir eleman gibi kalıyordu titreyen ellerimde sessiz haykırışlarım...
Çarpıp çıksam da yüreğimdeki tüm kapıları, yalnızlığıma kilit vursamda,
Bilinmeyenlerin sonuydu sonsuzluk, çaresizliğin azralili karşımda olsada,
Ruhum terkedecek bedenimi, bir avuç toprakda kalacak sessiz bakışlarım...
leydielif
resim alıntı
Son Sahne
Karanlık gecelerimin armağanıydı göz yaşlarım,
Yine baş köşeye oturup gözlerini bana dikmiş yalnızlığım.
Üzerime örttüm kardanda soğuk taş kaldırımlarını,
Bir kıvılcım gibi yansada yüreğimin kırık dökük duvarları,
Kurşun yarası gibi durur sırtımda, dost bildiklerimin yok oluşları.
Dirhem dirhem parçalara bölünmüş ruhumun mezar taşları,
Kan gölüne dönmüş yalnızlığımın kör karanlık çukurları,
Bu son sahnesiydi ömrümün onunda kapandı perdesi,
Kıyamet koptu sanki yüreğimde, karşımda umudumun azraili..
Her gün can verir, içimdeki çocuğun ebruli hayalleri..
Gişeler kapandı bir bir, ömür denilen filmin bitti son sahnesi...
leydielif
resim alıntı
22 Eylül 2009
Düş Sokağı
Kimsesiz düşlerimin kimsesiz sokağında yürüyorum,
Cebimde son kalan umudumun kırıntıları,
Çığlık atsamda kimse duymayacak biliyorum,
Bir bir sönmüş sanki , düş sokağımın lambaları...
Geceler gardiyan olmuş uykusuz gözlerime,
Soğuk rüzgarlar savurmuş ruhumu çok uzaklara,
Yalan olmuş gülümsemeler, hüzün çökmüş yüzüme,
Ne can kalmış ne canan, yol verdim bütün hatıralarıma...
Demir atmış yüreğim yalnız şehrin limanına,
Kaybolup gitmiş haykırışlarım, çıkmaz sokaklarında,
Bir yokuş çıkmakla geçmiş ömrümün baharı,
Hediye etmişim yalnızlığıma, bana küskün hatıralırımı..
leydielif
resim alıntı..
20 Eylül 2009
Bayramınız Kutlu Olsun
Sevgili blog dostlarım; Ramazan bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, daha nice güzel bayramlar geçirmenizi dilerim.
leydielif
leydielif
19 Eylül 2009
Veda Mevsimi
Alıp başını gitmiş yine bakışlarım,
Bilmiyorum kaç kere, gitmelere yanmışım,
Unutulmuş bir roman gibiyim, birazda eski,
Sararmış yine yapraklar, geldi veda mevsimi...
Güneşe hasret, karanlık ruhumun çiçekleri,
Bir damla tebessüm yeter çöle dönmüş yüreğime,
Yine gün batımı var kırık dökük penceremde...
leydielif
resim alıntı
Etiketler:
gün batım,
güneş,
güneşe hasret,
unutulmuş roman,
veda mevsimi
Bayram Sabahı
Akşamdan bir telaş bir sevinç başlardı bizim evde. Bayramlıklar alınmış, şekerler çikolatalar baş köşeye konmuş, evin her tarafı mis gibi tütün kolonyosı kokardı. O geceki uyku gibi rahat ve huzurlu bir uyku var mıydı...Evin erkekleri erkenden kalkar, bayram namazı için koştura koştura evden çıkarlardı. Ev ahalisi ise erkeklerin bayramdan dönmesini heyecanla bekler, kapı zili çalınca yüzlerindeki gülümsemeyle birlikte bayramda içeri giriverirdi sanki. Sonra evin en büyünğünden sırayla el öpmeye başlanır acaba ne kadar bayram harçlığım olacak sorusu çocukların gözlerinde ilginç bir tebessüme dönüşürdü. Sonra elimize döktüğümüz tütün kolonyası ve bir çift şeker mutluluğumuzu en üst seviyeye çıkarır ve artık gezme vaktinin geldiğini işaret ederdi. Çocukluğumun bayramları hep böyle tütün kolonyalı, daha sonra pek duyamadığım bir sevinçve mutlulukla geçerdi. Şimdi ne zaman bir tütün konolyası duysam eski o güzel bayramlara gider gelirim, gözlerimde eskilerden kalma bir tebessümle. Her yeri bir huzur kaplayıverir güneşin ilk ışıkları gibi. İçimde umudumun sesi yankılanıp durmakta; yarın ki bayram da çok güzel olacak.
Her günün bayram tadında geçmesi ve yüreğinizin her zaman huzurla dolması dileğiyle.
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
leydielif
Her günün bayram tadında geçmesi ve yüreğinizin her zaman huzurla dolması dileğiyle.
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
leydielif
17 Eylül 2009
Bitmeyen Vedalarım

Geçmişin izleri kalmış, her sokak başında,
Anılar gizli bir düşman gibi, her an karşımda,
Bir yaralı kalp kalmış eskilerden bana,
Yanarım şimdi bensiz kalmış sevdalara...
Dilimde bir ah kalmış, gözlerimde iki damla yaş,
Yalnızlık mı , hiç bitmeyecek bir savaş,
Geçip gidiyor ömür, bak yavaş yavaş,
Ne bir dost kalmış yanımda, ne bir yoldaş.
Kırılmış kanatlarım, kurumuş yapraklarım,
Yalnızlığıma değil vefasız dostlara yanarım.
Baş ucumda durur hep sessiz akşamlarım,
Alır götürür mechule hiç bitmeyen vedalarım.
Aldanışlarım var boş çerçevemin içinde,
Hüznün buğusu durur, hala penceremde,
Ruhum esir düşmüş ümitsizliğimin ellerinde,
Kaybolup gitmiş düşlerim, acısı hala yüreğimde...
leydielif
resim alıntı
Geceler

Sessizliğimin sesidir çoğu zaman,
Karanlık ruhumu aydınlatır,
Bir bir yanar içimde sokak lambaları,
Gözlerimde parlar yıldızları.
Geceler, kimsesiz duyguların sancısı...
Siyah bir deniz gibi sonsuz,
Kurumuş bir yaprak gibi ruhsuz,
Bomboş sokaklarda duyulur sesi,
Geceler, uykusuz gözlerimin bekçisi
Ebruli düşlerimin yalnız süvarisi
Solmuş hayallerimin gizli bahçesi
Yankılanırken ahlarım, taş duvarların arasında
Geceler, benim yalnızlığımın resmi....
yazan:leydielif
resim alıntı
Blogger Sana Neler oluyor

Üç gündür ne yaptıysam açamadım bloğumu. Ve hala da açamıyorum. Kumanda paneline girebildim çok şükür . Ama bloğun ana sayfası hala açılmıyor. Sinirden klavyenin tuşlarını kıracağım neredeyse. Bir tane sorumlu birisi çıkıp da tek kelime etmiyor ya o daha bir sinirlendiriyor beni. Binlerce hatta milyonlarca insan giriyor her gün bu bloglara. Nasıl böyle büyük bir sorun olurda bir yetkili çıkıpda işte şöyle şöyle yapmanız gerekiyo veya şöyle bir sorun var bir kaç gün sonra açılacak dese olmaz mı. İnsanları böyle çaresizce bekletiyorlar. Üstelik birde koskoca! google var arkasında. Böylesi bir durum hiç yakışmadı sanada güvenim kalmadı google. Sinirden ne yazacağımı bile bilemiyorum. Bir sürü çareler üretilmiş. DNS ayarlarını değiştirin bilgisayarı açın kapatın, modemi resetleyin, her halde blog kapanınca insanlar nasıl tepki verecek onu merak ettiklerinden yapıyorlar bunları. Neyse inşallah en kısa zamanda bu sorun çözülürde bizde kaldığımız yerden devam edebiliriz. Geçmiş Kadir Geceniz mübarek olsun sevgili dostlarım. En yakın zamanda görüşmek dileğiyle...
13 Eylül 2009
Yürüyorum

Yürüyorum, taş kaldırımların sessizliğinde,
Yürüyorum, alacakaranlığın mechul gölgesinde...
Dinliyorum, hüzünümün o buğulu bestesini,
Bilmiyorum, gözlerimdeki bu yas ne zaman bitecek ki.
Susuyorum, çığlıkların arasında, sükutla sırdaşım,
Yağıyorum, sağnak yağmur gibi geceler yoldaşım.
Esiyorum, bir deli poyraz gibi, kurumuş yaprakların arasında,
Üşüyorum, kimsesiz kalmış duygularımın soğuğunda.
Gidiyorum, yalnız akşamlarımı aldım yanıma,
Gidiyorum, bir veda demeden ağlamaklı hatıralara.
Biliyorum, hiç bitmeyecek hüznümün yağmurları,
Yanacak için için, yüreğimin terkedilmiş sokakları...
leydielif
resim alıntı
12 Eylül 2009
Yalnızlığın Gölgesi
11 Eylül 2009
Yüreklerimiz Birleşsin Türkiye Güzelleşsin

Önce sel felekatiyle sarsıldık. Sel öyle bir vurduki anne kucağındaki minik yavurusunu bile kurtaramadı. Selden geriye kalan çamursa dah ada kötü. Sonra yağmalama haberlerini duyunca kendime söylediğim ilk cümle bunlar bizim inisanımız olamaz .... Ama maalesef üstelikde kameraların kendilerini çektiğini bile bile birde yüzündeki pişkin gülümsemeyle insanların canımı nasıl kurtarırım diye düşündüğü bir zamanda sele kapılon eşyaları toplayan bizim insanımız(!)dı. Nasıl bir mal hırsıdır bu nasıl bir vicdansızlıktır onu anlayabilmiş değilim. Hala yağış uyarıları devam ederken sabah duyduğum ilk haber Konyada deprem oldu 150 yaralı ... İnanın sanki nefes alamadım bir an. Allahım bize ne oluyo diye düşündüm. Bu felaketlere sebep olan ne. Bir yerlerde hata yapıyoruz biliyorum . Bir sonraki haberse içler açısıydı. Elindeki molotof kokteylini polisin üzerine atan saldırganlar. Bir veba gibi yayılan bu vicdansızlık, inançsızlık insanlara neler yaptırabiliyormuş Allahım. Kendi memleketimizde görmek sanırım bunun en acı tarafı. Ama bunun böyle devam etmemesi ve bir an önce bir çözüm bulunması gerekiyo. Bu çağrımı duyan herkese sesleniyorum. Elele verelim Türkiyemizi güzelleştirelim. O eski güzel günlerine geri getirelim. Felaketi yaşayan insanlardan uzak olsak bile onlarla olan dualarımız güzel dileklerimiz insanları birazcık olsun ferahlatacak bizi güzel günlerin beklediğini hatırlatacaktır. ilk önce sel felaketinde zarar görmüş tüm insanlara geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Allah yardımcıları olsun . Asla yalnız değilsiniz bizim dualarımızı her an sizlerle olacak. Konya halkınada çok geçmiş olsun eminim bunuda atlatacağız.Hep birlikte el elele vererek yapamayacağımız hiç bir şeyin olmadğına inanıyorum. Bir karabulut gibi başımızda dolana bu felkatlerden dualarımızla , yüreğimizdeki inancımızla kurtulacağımızı biliyorum.Yüreklerimiz hep beraber olsun. Tüm Türkiye için;
YÜREKLERİMİZ BİRLEŞSİN TÜRKİYE GÜZELLEŞSİN...
leydielif
10 Eylül 2009
08 Eylül 2009
Söyleyemediklerim

Boşluğa uzanan gözlerim takılı kalmış kırık bir vazonun içindeki solmuş çiçeğin yapraklarına.Aynadaki yansımam gibi öylece duruyordu karşımda. Kadrosunu asla dolduramadağım bir film setine benzeyen ömrümde böyle solup gidecekti biliyorum. Senaryosunu tek kelime ekleyemediğim sadece bana verilen rolü oynamak zorunda olduğum kimsenin izlemek istemeyeceği bir filmdi benim hayatım. Rengi gri, mevsimleri güz, yalnızlığın sırdaşıydı günlerim. Yarım yamalak cümlelerim vardı dudaklarımda. Hep içimde kalan , yüreğimin kırıklarından sızan yakarışlarım. Hani toz pembe olur ya hayaller , alır götürür seni mutluluğun en sonuna. Ilık bir yaz akşamı, huzuru getirir odanın her bir yanına. Mehtabın pırılıtıları gibi okşar saçlarını. Hiç dömemek üzere giden bir yolcu gibi uğurladım hayallerimden geriye ne kaldıysa. Yalnızlığın, hasret kokan, özlem kokan elbisesini giydim, umudum baş ucumda ağlarken. Biriktirdim sevgimi, beni unutan düşlerimi yüreğimin bir köşesinde, ressamsız bir tablo gibi astım soğuk duvarlarımın en tenha yerine. Kimse görmesin istedim, onuda benden almasınlar. Hançer saplı yüreğime birde kurşun atmasınlar istedim. Yok oldum sanki vefa(sızlığın)nın çıkmaz sokaklarında. Bir omuz aradım başımı yaslayabileceğim, göz yaşlarımı hediye edilebeceğim. Gül bahçesi istemedim hiç bir mevsim, dikenlere razıydım ben, tek bir gül(ümseme) yeterdi güze dönmüş ömrüme.
leydielif
resim alıntı
Ömür Dediğin Üç Gündür
SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..
SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..
'




demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden iğrendim...
onun derdini gördüm, derdime imrendim....
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...
SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..
'



demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden iğrendim...
onun derdini gördüm, derdime imrendim....
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































