31 Aralık 2009

Yeni Yılınız Kutlu Olsun




Sevinciyle hüznüyle koskoca bir yıl daha geride kaldı. Hayat ağacından bir yaprak daha düştüde diyebilirim aslında..Hiç açılmayacağını sandığımız kapılar çıktı önümüze. Umudumuzun son damlasına kadar bittiği anlar oldu hiç unutamadığımız.. Mutluluktan dilimiz tutuldu beklide, yetmedi kelimeler .. gözlerimizden süzülen damlalarla anlatmaya çalıştık içimizden coşan sevinci.. Yalnızlığı ruhumuzun en ücra köşelerinde bile hissettik kimi zaman gözlerimiz hep birilerini aradı.. Gidenler oldu bir daha dönmemek üzere. Dünyaya gözlerini yeni açan küçük canlar geldi .. Bir umut ışığı gibi yandı karanlık gözlerimizin gecelerine.. İsyan ettik bazen, hiç cevabını bilemeyeceğimiz nedenlerin arasında kaybolduk. Çıkmaz sokaklarda yankılanan sesimizin yankısıydı bazen tek duyabildiğimz ses. Aynı anda yaşadık sevinçle kederi. Bir yanımız ölürken diğer yanımız tekrar canlanıverdi sanki...Bir bir geçti günler biz farkına varamasak bile.. Koşturup durduk hayatı daha yaşanılır bir hale getirmek için.. Vazgeçtik kendimizden hayallerimizden düşlerimizden.. Uykusuz geceler kaldı yorgun bedenimize...İçimize attığımız buda geçer dediğimiz hiç bitmeyen hayal kırıklıklarımız. Geceler gündüzleri kovalarken güneş veda ederken gözlerimize, küçük bir tebessümle andığımız anlar, hatıralar kaldı geriye.Ne olursa olsun , nasıl geçerse geçsin geşmişte kalan günlerimiz,  gözlerimiz hep ileriye bakmalı umutla herşeye rağmen ... Bize bir armağan olarak verilen bu hayatı en güzel şekilde yaşamak dileğiyle.. Sağlık, mutluluk, huzur ve bol kazançlı bir ömür geçirmeniz dileğiyle  YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...




leydielif

22 Aralık 2009

Alacakaranlık



Bir nehir misali hayat akıp giderken, akıntıya kapılıp bir daha bize verilmeyecek bu ömrü ziyan etmek niye diye sordum kendime. Umuda tutunabilmek için bütün gücümle sarıldım hayatın dikenli dallarına. Acıtsada canımı, yüreğimi kanatsada, vazgeçmedim hayatın yokuşlu yollarında yürümekten. Aklımda zamanın habersizce geçip gitmesine anlam veremediğim sorgularım olsada, aslında hayatın bizim elimizde şekillenen bir hamurdan ibaret olduğunu ne yaparsak yapalım kendi irademizle yaptığmıızı unutmuş gibi davrandım nedense.
Zamana yenik düştüğüm bedenimin en ücra köşesine kadar işleyen yalnız akşamlarımı aldım karşıma. Aklımdan geçen tüm sorları soracaktım, belkide cevabını hiç duymak istemediğim, cevabının sessizlik olacağını bildiğim yorgun akşamlara.Kulaklarımda güneşin veda çığlıkları uğuldarken, gece tüm ihtişamıyla karanlığa davet ediyordu sanki bana dargın hayallerimi. Sisli gözlerimde yalnızlığımın perdesi izin vermiyordu bana seslenen yıldızları görmeme. Biliyorum içimde biriktirdiğim isyanlarımı bırakmalıyım artık, gün yüzüne çıkarmalıyım.Kurtulmalıyım içimdeki kilitli zindanlardan. Hasret kalmış ruhum mavi düşlerimin şarkısına. Buğulu camlara yazmamalıyım kanadı kırık sevdamın şiirlerini.

Zamansız gidişlerde kaybolmamalıyım, sessiz bakışların yorgun akşamlarında. Gecelere inat mehtabı hissetmeliyim tüm ruhumda. Yıldızları bir bir yakmalıyım alacakaranlık sokaklarıma. Bir şarkı tutturmuşum söylüyorum durmadan, bu aralar kendimi onunla avutuyorum.
Ne ağlarsın benim zülfü siyahım,
Buda gelir, buda geçer ağlama...
Göklere erişti figanım ahım
Buda gelir buda geçer ağlama..

leydielif
resim alıntıdır

19 Aralık 2009

BEN'den Kalan Ne Varsa




Derin bir nefes alıyorum, içime çekiyorum sanki özlemlerimi

Güneşin batışı gibi sönüyor ışıklar gözümde, biraz da asi

Kırık dökük anılarımın elinde kalmış bir kaç damla gözyaşı

Yağmalanmış, sevdamın bahçesindeki çiçeklerin ebruli yaprakları

Savrulup durmuşum gecenin karanlık sahilinde,  bir kum tanesi gibi

Yapıp yapıp tekrar bozmuşum, yapboz tahtasındaki ümitlerimi

Ne kadar yağsamda sağnak sağnak, sönmemiş içimdeki yangınlarım

Bir çocuğun gülüşünde saklı kalmış, avare anılarım

Gerçekler duyun sesimi aslında en büyük yalan sizlersiniz biliyorum

Karşıma dikilivermiş azrail bakışlı dönüşü olmayan gidişlerim

Hasretler kalmış aklımda, asla yetişemediğim sevinçler

Bir çığlık kopmuş yüreğimin çıkmaz sokaklarında,

Hançeri saplamış yalnızlığımın kanlı elleri, şah damarıma

Bir cesed kadar soğuk, bir katil kadar acımasız

Uykuya küskün gecelerimin simsiyah gözleri

Bir şiirin son dizesi belkide karşılıksız bir aşkın ağlamaklı bestesi

Sarhoş cümlelerimin attığı naralar belkide

Demir bir kafese kapatılmış, unutulmuş sevdamın sesi

Kahırlar biriktirmişim ahlar etmişim hiçliğime, yok oluşuma

Mezarlar açıp gömmüşüm odamın duvarlarına..

Benden kalan ne varsa...


leydielif
resim alıntı

Hükümsüz Kalmış Yüreğim




Taşlar basmış en derin yaralarına, anlatamamış susmuş,

Ağıtlar yakmış yitik sevdalarna,kor misali yanmış...

Can vermiş her gidenin ardından, elinde keşkeler kalmış,

Yağmış usul usul hüzün yapraklarının üzerine, hala umudu varmış.

Kaybolup gidenlerin arasındaymış, sessiz çığlıkları yankılanırken,

Mühür vurmuş kapısına, meçhul güneşi batarken.

Yokluğun ortasında kalmış, varlığı yavaş yavaş kaybolurken,

Hiç bitmyen bir yasmış gözlerindeki, yalnızlığın sükutunu dinlerken.

Söküp atmış düşlerini, hükümsüz serzenişlerini, haykırmış,

Yangınların ortasında her günü, mahşer gibi yaşamış.

Fırtına gibi esmiş karanlık gölgelerin kuytu bahçelerinde,

Bir kuru yaprak gibi savrulup gitmiş, kimsesizliğinin içinde...


leydielif
resim alıntıdır

18 Aralık 2009

Çok Uzaklardayım Sanki....





Aslında uzun zamandır farkındayım . Bloğumla eskisi gibi ilgilenemiyorum ve bu beni çok üzüyor. Nedendir bilemiyorum ama sanki yazacak bir şeyler bulamıyormuş gibi hissediyorum. Kayıt bölümünü açıyorum dakikalarca öylece bakıyorum acaba ne yazsam diye. Sonra vazgeçiyorum. Bu bir ara sanırım. Ne vazgeçebiliyorum nede bir şeyler yazabiliyorum. Öyle karmakaraşık hallerdeyim. Siz dostlarımıda çok özledim. Sanki uzun bir yolculuğu çıkmışım ama istesemde geri dönemiyormuşum gibi geliyo. Çok uzaklardaymışım gibi bir his var içimde....
Güzel şeylerden bahsetmek istiyorum aslında... Yeni bir yıla daha  girmemize günler kala, yaşanılan güzel günlerden anılardan bahsetmek istiyorum. Tabi bir o kadarda hüzünlü ve mutsuz geçen günlerimizden de...
Şu an aklıma ne gelirse yazıyorum.. Geri dönme umudumu yeşertmek için belkide. Buraya olan özlemimi gidermek, belkide söylemediğim kelimeleri tek tek yazmak istiyorum.. Belkide saçmalıyorumdur... Öyle çok şey söylemek istiyorum ki.. Ama anlatamıyorum... Harfler sözcükler pek bir anlamsız pek bir kifayetsizler sanki bu gün. Ne desem ne anlatsam olmayacak. Yetmeyecek hiç bir anlam yüreğimde saklı kalmış duygularımı anlatmaya... Varlıkla yokluk arasında bir yerdeyim... Susuyorum....Bir gidenin arkasından dökülen göz yaşı gibiyim.. Öylesine masum öylesine samimi....Biliyorum...Nerde olursam olayım geri döneceğim...

leydielif

06 Aralık 2009

BEN



Gecenin karanlığını ilmek gibi geçirdim yalnızlığımın boynuna
Dar ağacından aldım nefesi tükenmiş umudumun yorgun bedenini
Mahkum ettim BENden kaç tane varsa içimde, ruhsuz yaşamaya
Sakladım eski bur kutuya, kırılmamış yüreğimin çocuksu tebessümlerini...


leydielif

05 Aralık 2009

Küçük de Olsa Ameliyat Ameliyattır




Bu aralar sesim soluğum çıkmıyor ya sizde tahmin etmişsinizdir kesin ;yine başına bir şeyler gelmiştir demişsinizdir. Haklısınız da üstelik. Yine öyle şeyler oldu ki bayram nasıl geçti biz  ameliyata nasıl karar verdik nasıl bitiverdi herşey anlamadım bile. En baştan başlayayım. Bayram gayet güzel geçmekle beraber eşimin elini kesmesiyle biraz telaşlansamda idare ederdi. Sonra oğlumun bitmek bilmeyen öksürük krizleri durmaksızın içtiğimiz şuruplar antibiyotikler ve uykusuz geceler. Sanki hiç bitmeyen bir kabus gibi günlerdi. iki yıldır çektiğimiz  hastalığın meğerse sebebi bambaşka birşeymiş. Ve götürdüğümüz çocuk doktorları fark edememişler. En sonunda artık dayanamadım ve oğlumu  kulak burun boğaz doktoruna götürdüm. Doktorun ilk söylediği şey oğlunuzun burnu tamamen tıkalı geniz eti  var ve ameliyet yaptırmazsanız bu hastalığı asla geçmeyecek. O anki uğradığım şok eve gelene kadar devam etti. En korkutucu tarafı ise genel anestezi ile yapılıyor olması idi. Daha 4.5 yaşında bir çocuğa nasıl genel anestesi yaptıracaktım. Neyse doktorun verdiği ilaçları aldık bir hafta kullandıktan sonra heyecanlı bir şekilde doktora gittik. Ameliyat olmaya karar verdik iyi bir araştırma yaptıktan sonra. Doktor birde işitme testi yaptıralım dedi. Yaptırdık sonucu ne çıktı dersiniz. Sol kulağı neredeyse duymaz hale gelmiş ve tüp takılması gerekiyormuş. İşte bir şok daha. Bu kadar şey ne zaman olmuş nasıl fark edilmemiş hala şaşkınlık içerisindeyim. Onca ilaç onca tedavi boşunaymış .. Gelde sinirlenme..Doktora sorduk ne zaman yapabilirsiniz ameliyatı diye, hemen yapibilirim demez mi. Eşimle birlikte küçük bir sessizlikten sonra tamam hemen yaptıralım dedim. Ama içimdeki endişeyi tahmin bile edemezsiniz. Bir anda  gelen bir cesaretle evet demiştim çünkü. Ve aileden hiç kimseye haber vermeden ameliyatı yaptırdık toplam 15 dakika sürdü ve oğlum şimdi çok iyi .. Çok şükür daha sonra bir problemde çıkmadı ve bundan sonrada çıkmaz inşallah. Geniz eti ile ilgili bilgileri daha sonrak iyazımda sizlerlede paylaşacağım. Çünkü çocukların çoğunda görülen ve annelerin tedirginliği yüzünden yaptırmadıkları bir ameliyat. Şimdilik benden bu kadar en kısa zamanda görüşmek üzere sevgili dostlar sağlıklı günler dileklerimle....


leydielif

01 Aralık 2009

Yalnızlık mı...






Buz gibi soğuk çoğu zaman, içimi ürpertiyle dolduran;
Her an canımı alacak mış gibi, bedenimi pervasızca sarsan.
Bir kor sanki yüreğimin ayazında ruhumu yakıp kavuran,
Yağmak yağmur gibi alabildiğine, deli gibi esmek rüzgar misali.
Kaybolmak taş kalplerin arasında , unutulmak..
Tek kurşunla vurmak bütün hislerini, anlatamamak.
Beklemek hiç usanmadan , ömrünü tüketmek,
Sevmek hiç olmayan sevgiliyi, umudunu kaybetmek.
Vazgeçmek herşeyden, herkesten, düşleri savurmak,
Hayalleri gömmek ruhundaki mezarlara, haykırırcasına ağlamak.
Hüzünlenmek her keman sesinde, karanlık gecelerin tutsağı olmak.
Zehir gibi içmek yudum yudum ,ruhunu parçalara bölsede,
Alıp başını gitmek yalnızlığın bilinmeyen sahiline
Bir masaldı aslında , gerçeklerimin arasına sıkıştırdığım
İstemesemde biliyorum, benim tek gerçeğim, yalnızlığım...


leydielif
resim alıntı


28 Kasım 2009

Gölgeler




Sessizliğimle başbaşayım yine, biraz solgun kelimelerim

Enkazlar var içimde istesem de kaldıramadığım, bitmeyen çaresizliklerim

Unutulmuşların içine hapsolmuş bir bedenin içinde yaşarken

Umudu umut etmekle geçip gidiyor gündüzlerim, siyah gecelerim

Varlığım yokluğun anlamını yeniden tanımlarken

Bazen kaybolup gidiyorum sanki onca gölgenin arasında

Gülümsüyorum, yüzüme hiç yakışmasa da, hep aynı maskeyi takıyorum

Çukurlar kazıyorum ruhumun taş kesmis yollarına

Bir bir gömüyorum düşleri, ebruli hayalleri, aslında kendimi

Belki bir ışık yanar diye bekliyorum, yıldızları kaybolmuş gecelerimin gözlerine

Bir kurşun gibi beynimde saplı kalmış yalnızlığın yankılan sessizliği

Hep bomboş kalacak biliyorum yüreğimin kırık çerçevesi...

leydielif

27 Kasım 2009

Bayramınız Kutlu Olsun




Mutluluklarınızın çoğalması, gönüllerinizin neşeyle dolması, tüm hayatınızın bayram günleri gibi geçmesi dileğiyle tüm müslüman aleminin Kurban Bayramı Kutlu Olsun. Nice bayramlara....

leydielif

22 Kasım 2009

Gözlerimde Sonbahar




Hüzünlü bir şarkı var dilimde durmadan tekrarladığım
Demli bir çay misali biraz acı, karşımda yaslı hatıralarım
Canım yanıyor aklıma her gelişinde geride bıraktıklarım
Bitmiş tükenmiş ömür heyhat! beyhude  geçen yıllarım,


Düğüm düğüm dudaklarımda kalmış şiirler şarkılar
Bir yanımda yalnızlığın kor ateşi, bir yanımda sisli anılar..
Hiç mi bitmeyecek bilmiyorum ki , gözlerimdeki sonbahar
Aklımda keşkeler, pişmanlıklar, yüreğimde yarım kalmış aşklar..


Ne sevmeyi bilmiş, ne sevilmeyi, hicranla dolmuş yüreğim
Kah ağlamış kah gülmüş yalan olsada , ışıkları sönmüş gözlerim
Bir elimde vafesız dostlarım, diğerinde umutsuzluğum, hayallerim 
Bir küçük tebessümdü sadece, dualarım dileklerim...

leydielif
resim alıntı..

18 Kasım 2009

Bunu Hak Etmedim Biliyorum...




Bir hafta boyunca çektiğim mide ağrısınıdna sonra ilaç almayı başladım ve sanırım biraz daha iyiyim. Sağlığımın kıymetini bir nebze olsun daha öğrendim derken biliyorsunuz sevgili dostlar direksiyon sınavım vardı. Cumartesi günü erkenden kalktım koşa koşa sınav alanına gittim. Nasıl kalabalık bir yer ama bir görseniz, heyecanlı değilseniz bile heyecan basıyor insanı. Neyse bizim komisyondan dolayı bize sıra biraz geç geldi ama sonunda bindim arabaya. Her şeye en ince detayına kadar dikkat ediyorum aman puan kıracaklar diye. Emniyet kemerimi taktım, aynaları düzelttim. Arabayı çalıştırdım güzelce ve çok iyi bir kalkış yaptım sorunsuz neyse bir kere stop etti araba oda ikinci vitese geçerken hızını yeterince artırmamışım. Ama sınava girenlerin içinde stop ettirmeyen ya iki kişi vardı yada hiç yoktu. Yapmam gereken herşeyi yaptım  sanırım sinyal vermeyi unutmuşum .Hatalarım bundan ibaret. Direksiyon hocama görede kalmama imkan yok çünkü ciddi bir yanlış yapmadım. Sınav bitti ve ben evde bir heyecanla hocanın beni aramasını bekliyorum. Artık dayanamadım ben aradım ve sonuç ne dersiniz; kalmışım. Aslında kalmış olmama hiç üzülmedim desem yeridir nedeni ise bir hafta sonra tekrar sınav var ve onda geçeceğime eminim. Ama benim kızdğım ve hatta iki gün sakinleşemediğim durum benden çok daha kötü kullananların hemde yüksek bir puanla geçmiş olması .Yapılan gerçekten bir haksızlıktı ve ben hiç bir şey yapamadım. Bir kaç arkadaş daha var benim gibi iyi olmasına rağmen kalmışlar ve onlarıda duyunca sinirim bir kat daha arttı. İnsanları anlamak asla mümkün olmayacak bir kez daha aynı şeyleri düşünmeye başladım. Daha öncede başıma gelmişti bunun gibi bir olay. Bu iki oldu bakalım üçüncüsünde nasıl bir tepki vereceğim. Siz siz olun size yapılan haksızlığa asla izin vermeyin yoksa  sonra benim gibi sinirden kendi kendizi yersiniz.
Şimdi ise iki günlük direksiyon eğitiminden sonra tekrar sınava gireceğim . Aynı stresi tekrar yaşayacağım bakalım bu sefer ne olacak. Ama aynı haksızlığı tekrarlayacak olurlarsa böyle sessiz olmayacağım kesin. Sınavdan sonra güzel haberlerle burada olurum inşallah öyle umut ediyorum, yine bir aksilik çıkmazsa. Ve günün sloganıyla bitiriyorum...SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK....

leydielif

17 Kasım 2009

Öylesine





Kör karanlığın ışığa hasret kalması gibi

Çöl ayazında susuz kalmış bir çiçek sanki

Biraz yalnız biraz karışık ebruli hayalleri


Kendi bedenine hapsolmuş, tek suçu sevmek miydi

İki ayrı parçaydı ruhu, gece ile gündüz gibi 

Kimi zaman yaz güneşi gibi  parlar, meltem gibi eserdi

Bir fırtına kopuverirdi, yüreğnin durgun denizlerinde

Her anı farklı bir iklimdi sanki, güz yağmurları gibi

Kaybolup giderdi, sualsiz soruların hiç bilinmeyen sahilinde

Elinde boş bir şişe içer dururdu yalnızlığın katran siyahı şarabını

Hep sarhoştu bedeni , gözleri hiç gelmeyeceğini bildiği düşlerini beklerdi

Biraz sessiz biraz yorgun , üç günlük ömür öylesine geçip gidecekti....


leydielif
resim alıntı

12 Kasım 2009

Bitmeyen İki Gece




Hayatımın hiç bitmeyeceğini sandığım iki gecesini geçirdim. Mide ağrısı bu kez dayanılır gibi değildi. Geçmesini uzun süre beklememe rağmen ağrı dahada şiddetini artırdı  maalesef. Bedenim daha fazla dayanamayacağı için acile gitmek zorunda kaldım hemde iki gece üstü üste. Çektiğim ağrıyı kelimelere dökmem imkansız bunu biliyorum ama şunu iyi biliyorum ki hayatta en büyük servet sağlığımız. Eğer sağlığımız yerindeyse, emin olun hayatta hiç birşeye üzülmeye sıkıntı etmeye değemezmiş. Nedendir bilmiyorum ama iki şey var kaybetmediğimiz sürece kıymetini bilmediğimiz. Zaman ve sağlık. Bende dahil olmak üzere neden herkes aynı yanlışı yapıyor anlayamıyorum. 
Ben bunun farkına vardım sanırım hala sanırımı diyorum çünkü tamamen iyileştiğimde yine aynı şeylere, hayatın akışına kendimi bırakıp gideceğim. Taki sağlğımı tamamen kaybedip bu günlerimi arayana dek. İster nasihat deyin ister bir dost tavsiyesi üzüm çekirdeğini doldurmayacak şeylere üzlmeyi bırakıp sağlığımızı düşünmeye başlamalı, hayattan beklentilerimiz neyse asla ertelememeli arada birde olsa kendimize vakit ayırmalıyız. Bu kelimeleri yazarken bile iki gecedir çektiğim ağrının etkisi hala geçmemiş gibi geliyor.Öyle yorgun öyle halsiz bırakıyorki beni  uyur gezer gibi dolaşıyorum evin içinde. Neyse daha fazla içinizi karartmayayım. Bu arada hastalığamı üzüleyim yoksa cumartesi gireceğim direksiyon sınavınamı çalışayım şaşırdım. Hayır nasıl geçeceğim onuda bilemiyorum. Her şeyin hayırlısı diyelim.  Onuda geçersem biraz daha hafiflemiş olacağım. 
Sanırım yine bu gecede midem ağrıyacak yine sinyal vermeye başladı. Uykusuz bir gece daha beni bekliyor galiba... Benden şimdilik  bu kadar sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle...

leydielif

09 Kasım 2009

Elif'in Mutfağı Açılıyor




Sevgili dostlarım yemek tariflerimi bundan sonra yeni açmış olduğum bloğum Elif'in Mutfağı nda sizlerle paylaşacağım. Tarifler tamamıyla bana ait olacak. Yöresel yemekler, kışlık zahireler, yepyeni tatlar, püf noktaları ve daha bir çok lezzetli yazılarla sizlerle olacağım. Herkesi bekliyorum. Beni orada da yalnız bırakmayacağınıza eminim. Sevgilerimle.....

07 Kasım 2009

Hamsi Tava



Genelde tavuk tüketen biri olarak bu aralar balık canım istiyor nedense. Özelliklede mısır unuyla tavada  pişirilmiş hamsi. Nasıl bir lezzettir öyle anlalıtılır gibi değil. Kısaca tarif edecek olursak bir kilo hamsi alıyoruz ve iyice temizledikten sonra bir kaba aldığımız mısır ununa bulayarak teflon tavaya papatya gibi diziyoruz. Kuyrukları birleşecek şekilde.İsteğe göre tuz atıyoruz. Sonra üzerlerine çok az bir şekilde yağ gezdiriyoruz. Sonra alt tarafı pişinceye kadar bekliyoruz. Bir kapak yardımıyla balıkların şeklini bozmadan diğer tarafını çeviriyoruz. Ve her iki tarfafta pişinceye kadar bekliyoruz. Ve yemeğimiz hazır. Öyle lezzetli  oluyorki ben çok seviyorum. Sizede afiyet olsun. Yanında göbek salata yada roka süper gidiyo ...Bu kadar balıktan bahsedipte yememek olmaz ama değilmi. Yarın balık yemeye davetliyim çok şükür yoksa kendim gidip alacaktım hamsiyi. Başka lezzetlerde görüşmek dileğiyle...

leydielif

04 Kasım 2009

Aşktan Kalan...Sadece Yalan




Uzaktayım senden ve senli herşeyden çok uzakta....

Şehir küskün bana kızgın sanki tüm sokakları

Bir sonbahar rüzgarı gibi geçivermişti sevdanın günleri

Düşleri hayalleri birde seni; kurumuş yaprak gibi savurarak

Can çekişen bir sevda kalmıştı gözlerimde, sensiz kalmış

Dizleri üzerine çökmüş yalvarıyordu aşkın sön sözleri

Ayrılığa mahkum du biliyordu..Kal diyememişti....

Ağlamaklı bir bakış kalmıştı elinde..Aşktan kalan 

Bir çığlık vardı dudaklarında ve yankılanıyordu .

Yüreğinin en ücra köşesinde.Yalanmış diyordu..

Aslında aşk bir yalan...


leydielif
resim alıntı...

31 Ekim 2009

Kolay Poğaça Tarifi




Bu aralar eve misafir çok geliyor olunca benimde pasta,börek,kek,poğaça,gibi yiyiceklerle aram baya yakınlaştı. Tabi yeme konusunda değilde yapma konusunda. Nedense bu yeme konusunda hiç çok iştahlı olmamışımdır. Neyse ben tarifime geçeyim. Çok basit bir tarif. Misafir geliyorum dese yarım saatte yapabilirsiniz.İşte tarifimiz

Malzemeler

Bur paket yaş maya
Göz kararı un
Bir su bardağı sıvı yağ
Bir yumurta
Çörek otu
susam
bir tatlı kaşığı şeker
biraz tuz
isteğe göre harcını yapabilirsiniz.Ben siyah zeytinli sevdiğim için zeytinli yapıyorum.

Yapılışı :

Pratik bir bilgi ile başlayalım. Uumuzu derin bir kaba aldıktan sonra ortasını havuz gibi açıyoruz. Ve ne koyacaksak içine bu açtığımız havuzun içine koyuyoruz. Bir bardak ılık suya yaş mayamızı ve bir şeker kaşığı mayamızı koyduktan sonra beş dakika kadar bekletiyoruz. Maya kıvamına gelince unumuzun ortasına açtığımız havuzun içine mayamızı yağımızı ve yumurtamızın beyazını koyuyoruz. Sarısını sakın koymayın yoksa poğaça çok sert olur. Yoğurduğumuz hamurun kıvamı oldukça yumuşak olmalı ki çok kabarsın ve sert olmasın.Ceviz büyüklüğünde kopardığımız hamurumuza istediğimiz şekli verdikten sonra, içinide koyup kapatıyoruz. Fırın tepsisini güzelce yağladıktan sonra yumurtamızın sarısını  sürüyoruz ve üzerine isteğe bağlı susam ve çörek otu atıyoruz. 180  derecede yüzleri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Servise hazır. Afiyet olsun.

Leydielif

Dilek Ağacı




Masmavi dilekler biriktirdim, dilek ağacının dallarında asılı.

 Her gün kendime birini hediye ettim, umudun başını alıp gittiği zamanlarda.

Garip  bir his var yüreğimin en kuytusunda, fısıldıyor arada bir çınlayan kulaklarıma

Vazgeçme düşlerinden, bırakıp gitmesin seni dileklerin, gerçek olacak tüm hayallerin... diyor

Düşler sokağında sayarken adımlarımı,  bir avcı misali peşimde, yalnızlığın karanlık gölgesi

Ne pişmanlıklar kalmış ne keşkeler, bir yaz yağmuru gibi yağıyor yüzüme yaşama sevinci

Gel gitleri kaldırdım bir bir penceremden, mor menekşeleri düzledim akşamdan kalma güneşime

Kapılarımı kapattım hüzne, ümitsizliğe birde beni benden eden yalnızlığın siyah gözlerine

Bahar geldi rengi solmuş hayallerimin arka bahçesindeki kurumuş çiçeklerime....

Dilek ağacında saklı hayallerim, yarım kalan düşlerim,

Kimbilir belki bir gün gerçek olur diye öylece beklerim...


leydielif
resim alıntı

24 Ekim 2009

Bir Sınav Daha Geride Kaldı




Ehliyet kursuydu sınavdı derken bu gün itibariyle yazılı sınava girmiş bulunuyorum. Sınavın süresi iki buçuk saat olsada ben ilk bir satte çıkma cesaretini gösterdim. Neden derseniz soruların neredeyse % 80 i önceki sene çıkmış ve benim çözdüğüm sorulardı. Ve açıkçası çok fazla zorlanmadım. Bir iki tane yanlış çıkacaktır ama sanırım üç derstende geçeceğim. İşin zor kısmı zaten bence direksiyon sınavı.Devamlı olarak araba sürerek kendimi geliştiremiyor oluşum sanırım benim için büyük bir korku. Ama o sınavda da soğukkanlı olursam büyük ihtimalle onuda geçer sonunda ve inşallah ehliyet sahibi olurum. Pazartesiden itibaren bir haftalık  direksiyon kursu başlıyor. Araba sürme konusunda hem pratik hemde teorik olarak bilgiye sahip olunca, araba sürmek gerçekten büyük keyif veriyor insana. Bende dört gözle bekliyorum pazartesiyi. inşallah bu kursuda bitirir son sınavıda geçerim. Birde araba alırsam yada eşim alırsa değemiyn keyfime gitsin derim :)
Bu arada annemde yeni evine taşındı. Biraz yorucu bir gün olsada çok keyifliydi.Annemin bir sokak ilerde oturuyor olması kadar güzel bir şey olabilir mi. Şimdilik benden bu kadar. Hayatı beşinci vitese takmış son sürat gidiyorum bakalım. Nerde ne zaman durucağım bilemiyorum. Ancak bir işe girebilirsem duraklayabeleciğim sanırım. Biri beni durdursun :)

leydielif

19 Ekim 2009

Yeni Bir Mim ve Ben



Bir mimle daha karşınızdayım sevgili dostlarım. Sevgili Medinem beni böyle güzel bir mimle mimlemiş . Kendisine çok teşekkür ediyorum. Biraz geç kalmış olsamda cevaplamaktan mutluluk duyacağım bir mim ve gelelim cevaplara...
1-En sevdiğiniz 3 çiçek ismi???
Kırmızı gül
papatya
hanımeli
2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz??
Şiir kitabımı çıkarabilmek
Mısıra gidebilmek
Hayalimdeki arabayı alabilmek
3-En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz??
Sevmediklerim ;
Çok fazla alınganım
Çok sulu gözlüyüm
Hayır demeyi bilmiyorum (Kendi zararıma bile olsa hayır diyemiyoru)
Sevdiğim huylarım
Ne olursa olsun gülümsemeyi biliyor olmam
Yapmak istediğim birşeyden asla vazgeçmiyor olmam
Affetmeyi biliyor olmam
4-Gıcık olduğunuz 3 hareket
İki yüzlü insanlar. Yüzünüze başka arkanızdan başka konuşan insanlara gıcık oluyorum
Kibirli insanlara gıcık oluyorum
En gıcık olduğum şey ise başka insanların mutsuzluğu ile mutlu olan insanlar.. 
5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündügünüz olay?
Sanırım hayatımın en kötü günüydü. Rahmetli babaannemin cenazesine yetişememişdim. Hala içimde bir yara gibi durur. Son kez göremedim o güzel yüzünü. Canım babaannem nur içinde yat.
Bende bu mimi cevaplamak isteyen tüm blog dostlarıma gönderiyorum sevgilerimle beraber... 


leydielif

 

Kendinizi ve İnsanları Keşfetmek Zordur



Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!


Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına

rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz? Bu sorunun

yanıtını vermeden önce lütfen aşağıdaki soruyu okuyun.


Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu

etkileyecek. İşte üç aday hakkındaki gerçekler:

1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara

danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10

bardak martini içiyor.

2. aday:İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken

uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski içiyor.

3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara

içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.

Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?

Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın

lütfen!
1. aday: Franklin D. Roosevelt


2. aday: Winston Churchill


3. aday: Adolf Hitler

ve bu arada... Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz, Beethoven'i

öldürdünüz !!!

Alıntı...

12 Ekim 2009

Bitmeyen Dönemeçler




Hayat bazen dönemeçlerle dolu bir yola dönüyor sanki. Birini geçeyim derken yeni bir tane çıkıveriyor karşına. Ve sonra bir tane daha. Arada bir düzlüğe çıkmayı başarsak bile, geçmeye çalıştığımız dönemeçler bizi öyle bir yoruyorki ne geçtiğimiz yolun farkına varabiliyoruz ne de nasıl geçitğimizi biliyoruz. Birileri arkamızdan itip duruyor sanki, hep bir yerlere, birşeylere yetişmek zorunda kalıyoruz. Zamansa hiç yetmiyor. Akşama yarım kalanlarla baş başa kalıyoruz. Yarını, hatta yarınları bugünden yaşayıp tüketiyoruz sanki. Ömür kendimizin belirlediği noktalar arasında geçip gidiyor. Yeni yollar, yeni yüzler yada şöyle söyleyelim hayatımıza YENİ ne katabiliyoruz.Aslında bu sorunun cevabı herkes için aynı sanki...
Arada bir derin bir nefes alıyoruz , omzumuza yüklenen sorumluluklar ağır basmaya başladığında. Görevler, ihtiyaçlar, karmaşa her gün birini giyiyoruz üzerimize, hiç biri bedenimize uymasada. Kendimizi aradığmız ne çok zaman oluyor..Programlanmış bir makine gibi her gün aynı şeyleri yaşamaktanda yapmaktanda başka çaremizin olmamamsı , sanırım hayatımızın en kötü tarafı. Arada bir ayanaya uzun uzun baktıktan sonra, daha ne kadar böyle devam edecek diye kendimle olan kavgalarımda, hep kaybeden oluyorum. Asla geri gelemeyeceğini bildiğimiz zamanı öyle gereksiz öyle boş işler içir harcıyoruz ki , birilerinin yolumuza DUR işaeti koymasını bekliyoruz sanki. Peki bizi gerçekte ne durdurabilir, hayatımıza küçük mutluluklar ve sevinçler eklemeyi nasıl başarabiliriz. Sanırım bunuda içimizdeki BEN den  başkası yapamaz. Artık birşeylerin farkına varma zamanı geçiyor. Hayat bize verilmiş bir hediye ise bunuda en güzel şekilde yaşamak yine bizim elimizde. Ne olursa olsun, karşımıza ne kadar dönemeç çıkarsa çıksın, yinede bu hayatı yaşamak güzel. İçine biraz umut ve sevinç eklersek dahada güzel olur. Ne zaman biteceğini blmediğim bir ömrü üzülerek, sıkıntı içinde geçirmektense , var olan mutluluklarla yetinmeyi bilip hayatı daha yaşınılır hale getirmeyi yeğlerim. Umut dolu sevgi dolu bur hayat dileğiyle...

leydielif
resim alıntı

10 Ekim 2009

Ucu Bilenmiş Cümleler



Eskilerden kalma bir gülüş var yüzümde

Dokunsam kaybolacak sanıyorum

Soğuk bir rüzgar gibi vuruyor yüzüme yalnızlğın nefesi

Elimde ucu yanmış düşlerim, hiç bitmeyen bir yoldayım

Gidiyorum.....

Yorgun yıllarım kalmış bavulumda birde ebruli hayallerim

Canım çekilmiş ruhumdan, yalnızılğım karaya vurmuş,

Kimsesiz sokaklarda kaybolmuş sessiz çığlıklarım

Korkuyorum....

Karanlık yüzlerden, sevmeyi unutmuş yüreklerden

Damla damla içime akan gözyaşlarından

Yıldızları kaybolmuş gecelerin karanlık bakışlarından

Biliyorum...

Bitecek üç günlük ömür, kalacağım yine kendimle....


Yazan:leydielif
resim alıntı

06 Ekim 2009

Bir Gün Daha Bitti


Evet ömür denen limandan bir gemi daha eksildi bu gün. Ama ne gündü hala yorgunluktan ayaklarım ağrıyor. Ev işlerini halletikten sonra koştura koştura okula gittik. Çok şükür öğretmenimiz gelmiş. Ama okulu görmeyin bu gün ilk defa gelen  çocukların sesler,i veliler , okul savaş alanı gibiydi. Bir tarafta ağlayan annesini isteyen çocuklar, bir tarafta çocuğu hangi sınıfta bulmaya çalışan veliler... Valla bizde oğlumla beraber girdik o kalabalığın içine. Sınıfımızı bulduk. Çok tatlı bir öğretmenimiz var ben çok sevdim kendisini. Çocuklarla olan iletişimi çok iyi. Neyse Kaan Erdemi iyice öğütledikten sonra yarım saat daha yanında kalıp çıktım okuldan. Koştura koştura çarşıya. Kızkardeşimle çarşıda girmediğimiz dükkan kalmadı sanırım. En son ayaklarımın uyuştuğunu hissediyordum. Nasıl yorulduk anlatamam. Sonra bir telefon Kaan Erdemin öğretmeni. Siz gittiniz gideli ağlıyo lütfen alırsanız iyi olur. Hadi bakalım. Bu yorgunluğun üstüne öyle güzel bir haber ki. Bu seferde koştur koştur okula gittim. Baktım ki hala ağlıyo.Beni görünce o an sustu. Öğretmeni  nasıl üzülmüş. Siz gittiniz gideli ağlıyo diyor. Bu çocuk nasıl bir yıl okula gitti anlamıyorumki ben. Geçen senede gitti kreşe yabancılık çekmemesi lazım ama nerde . Bakalım yarın bahçede bekleyeceğim, artık çok ağlarsa öğretmeni çağıracak beni. Ters gibi evde okula çok uzak evede gidemeyeceğim. Yine zor bir gün beni bekliyor. Bir yandan Kaan Erdemin okuluna yetişeyim derkendiğer taraftan ehliyet kursunu aksatmaktan korkuyorum. Kazanamazsam çok kötü olur. Diğer taraftan ev taşıma heyecanı evin eksikleri tamiri falan derken bakalım benim hayat ne zaman düz bir yola girecek . Çok yorucu bir günün ardından sanırım daha fazla dayanamayacağım uyumam gerekiyo arıtk. Siz sevgili blog dostlarıma da iyi geceler diliyorum ...

leydielif..

05 Ekim 2009

Hayat mı Çok Hızlı Yoksa Ben mi Koşuyorum


Evet başlıktada söylediğim gibi bu günlerde birşey dikkatimi çekti. Günler öyle çabuk bir şekilde geçiyorki artık hangi gündeyim onu bile şaşırır hale geldim. Annemin taşınacak olması, oğlumun okulu, ehliyet derken artık kendime ayıracak bir dakikam bile kalmadı neredeyse. Ama tek bir şikayetim yok tabi. Birde kendime istediğim gibi bir iş bulabilirsim değmeyin keyfime. Hala arıyorum. Artık yapacaklarımı önceden programlıyorum yoksa hepsi birbirine karışıyor. Yakında bir ajanda tutacağım galiba :) Sabah 8.30 da kalktıktan sonra ilk önce bloğuma bakıp bu yazıyı yazdıktan sonra evi işlerini halledip şu bir türlü açılamayan okulumuzun yolunu tutacağız oğlumla. Bakalım bize yine öğretmen gelmedi mi diyecekler. Yİne öyle söylerlerse sanırım bu sefer tepkim farklı. olacak. Okulda birde özel sınıf varmış. Benim haberim bile yok. Öğretmenleride varmış. Peki benim oğlumun o sınıfa alınmamasının sebebi ne onu hala anlamış değilim. Bunuda tartışmayı düşünüyorum okul yöneticileriyle. Eğer oğlumu okula bırakabilirsem kız kardeşimle annemin yeni evi için alışverişe çıkmam gerekiyor. Annem çalıştığı için evin bütün işleri tabi bana ve kız kardeşime kaldı. Annem için herşeyi yaparım canım annem sen merak etme her şeyi halledeceğim ben senin yerine. Alışverişi çok uzatmamam gerekiyo akşam 5 buçukta kurs var ona yetişmem lazım. Bu arada akşam yemeği olarakda sanırım yine makarna yiyeceğiz :) olsun ben makarnayı çok seviyorum. Tabi oğlumda öyle. İşte akşama kadar işleri istediğim gibi halledebilirsem akşama görüşürüz dostlarım . Valla şimdiden yoruldum sanki ne çok şey varmış yapmam gereken. Şimdilik gidiyorum akşama görüşmek üzere sevgiyle kalın...

04 Ekim 2009

Talasemi Nedir? (Akdeni Anemisi)

Talasemi kalıtsal geçiş gösteren, önlenebilir bir kan hastalığıdır. Akdeniz bölgesinde daha sık görülen bu hastalık genellikle bir yaşından önce solukluk, dalak büyüklüğü ve gelişme geriliği ile kendini gösterir. İyi tedavi edilemeyen hastalarda yüz kemiklerinde değişiklikler, demir birikimine bağlı olarak da kalp, karaciğer, pankreas gibi organlarda bozukluklar ortaya çıkmaktadır

TALASEMİNİN FORMLARI:

1. TALASEMİ TRAİT: TALASEMİ TAŞIYICILIĞI: Bu bireyler, tamamen sağlıklıdır. Eğer her iki ebeveyn de talasemi taşıyıcı iseler, çocuklarına geçirdikleri talasemi geni ile talasemi hastalığına neden olabilirler. Talasemi taşıyıcılarına talasemi minör denir.
2.TALASEMİ İNTERMEDİA: Taşıyıcılar gibi tamamen sağlıklı olmayan, hastalık belirtileri genellikle ileri yaşlarda başlayan, kan gereksinimleri daha az olan hastalığın hafif formudur.

3. TALASEMİ MAJOR: Akdeniz anemisi olarakta bilinir. Erken çocuklukta başlayan, çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için yeterli hemoglobini yeterince yapamazlar.

Çocukta ilk belirtiler genellikle ilk 6 ayda ağır, ilerleyici bir hemolitik anemi şeklinde kendini gösterir. Bu çocukların yaşam boyu ortalama 3-4 haftada bir, kan transfüzyonlarına ihtiyaçları vardır. Anemiyi düzeltmek amacı ile yapılan konsantre kan transfüzyonları çocuğun yaşamını uzatırken, vücutta demir birikmesine yol açar ve çeşitli organların fonksiyonları bozulur. Demir birikimini önlemek amacıyla genellikle 3 yaş civarında özel bir pompa ile haftanın 5 günü demir bağlayıcı ilaç (Desferrioxamine) alınması zorunludur. İleri yaşlarda dalak alınarak, hastanın kan ihtiyacı geçici olarak azalır, fakat kesin çözüm değildir. Kemik iliği nakli, hastalığı tamamen düzelten bir tedavi yöntemidir. Çok pahalı bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, son 15 yıldır kemik iliği nakli konusunda yapılan çalışmalarda özellikle uygun verici kardeşi olan küçük hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Uygulanan ek tıbbi tedavi gereksinimleri ile beraber bir hastanın yıllık maliyeti yaklaşık 12.000-15.000$ civarındadır.

Bu tür kalıtsal hastalıklardan korunmada en etkili yöntemler;

1. Toplum eğitimi,

2. Taşıyıcıların taranması,

3. Genetik danışma,

4. Doğum öncesi tanı yöntemleridir. İki taşıyıcının evlenmesi halinde ise hamileliğin 6-22. haftasında doğum öncesi tanı yapılabilir. Böylece hasta bir çocuğun doğması önlenir. Doğum öncesi tanı ile sağlıklı olacağı belirlenen bebeğin doğmasına izin verilebilir.
 
Talasemi Taşıyıcılığı Nedir?
Talasemi taşıyıcıları sağlıklı görünen, hasta olmayan fakat hastalığı taşıyan ve çocuklarına geçiren kişilerdir. Antalya'da taşıyıcılık oranı %10 un üzerindedir. Yani 10 kişiden birisi talasemi taşıyıcısıdır. Her talasemili çocuğun anne ve babası taşıyıcıdır. İki taşıyıcı evlendikleri takdirde doğacak çocuğun talasemili olma ihtimali %25 dir. Bu nedenle evlilik öncesi her genç talasemi taşıyıcısı olup olmadığını test yaptırarak öğrenmelidir.

Talasemi'nin iki talasemi taşıyıcısının evlenmesi sonucu oluşacağını söylemiştik.Sağlıklı anne ve baba ile kendileri gibi sağlıklı çocuklar görünmekte. Bu aile ve cocukları talasemi ile hiçbir zaman karşılaşmayacaklar.

 Anne ve baba dan biri taşıyıcı. Çocuklarda hastalığın oluşması için bu durum yeterli değil ve korkulacak bir durum yoktur. Bu durumda doğacak her çocuk için %50 taşıyıcı %50 sağlıklı çocuk olma ihtimali bulunmaktadır. Yapılacak iş ise çocuklara talasemi testi uygulayıp ilerde onların çocuklarının sağlıklı olmalarını sağlamaktır.

Anne ve baba ikiside taşıyıcı. Bu durumda taşıyıcı olduğunuzu bilmek size hem iyi hem kötü haber demek. İyi çünki hasta bir çocuk sahibi olmaktan kurtuluyorsunuz. Kötü çünki sağlıklı çocuk sahibi olabilmeniz için her doğum öncesi prenetal tanı yani doğum öncesi tanı uygulattırmanız gerekli.Oldukça pahalı ve zor olan bu işler inanın hasta çocuk sahibi olmanın 10 milyonda biri değildir. Hasta çocuk sahibi olmanız sizi hayatınız boyunca ardı arkası kesilmeyecek tedavilere sürükler.Bu durumda her doğumda %25 hasta çocuk %50 taşıyıcı çocuk %25 sağlam çocuk olma ihtimali bulunmaktadır.

Böyle evliliklerde sağlıklı çocuk doğurma ihtimali bulunmaktadır. Bu evlilikte anne yada baba dan biri hasta dır ve her doğumda çocukların %50 si hasta doğma riski taşımaktadır. %50 oranında da taşıyıcı çocuk doğma ihtimali bulunmaktadır. Talasemi hastaları düzenli tedavi sonucunda diğer sağlıklı bireylerle aynı hayat standardında yaşayabilirler.

Bizim için her ne kadarda istenmeyen bir durum olsada nadiren rastlanan bir durumdur. Çünki bu evlilikte sağlıklı çocuk doğurma ihtimali yoktur. Anne ve baba talasemi hastasıdır ve çocuklarda %100 hasta olarak doğar. Hastalığın genetik yapısı maalesef bu sonucu bizimle karşı karşıya getirmektedir. Bu evliliklerde kesinlikle çocuk düşünülmez.


Kaynak:www.talasemi.net



Bu bilgiyi vermek istememin sebebi bende talasemi taşıyıcısıyam ve gerçekten zor bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Hastası değilim çok şükür ama , ne olursa olsun taşıyıcılıkta yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Çok çabuk yoruluyorum. Kalp atışlarım aniden 120'ye fırlıyor. Küçük bir yokuşu bile çıkamıyorum. Merdiven hiç çıkamıyorum. Bazen öyle kötü oluyor ki oturduğunuz yerden kalktığınz zaman bile hemen yorgun düşüyorsunuz. Kanınızdakı demir oranı yükselmiyor. İllaki  dışaridan takviye almanız gerekiyor. Kısacası hayatımı gün geçtikçe dahada zor bir hale getiriyor. Tüm talasemi taşıyıcılarına ve hastalarına acil şifalar diliyorum..

leydielif

03 Ekim 2009

Milli Eğitim Bakanlığı Duy Sesimi!



Okullar açılalı bir haftayı geçmesine rağmen benim oğlum hala okuluna gidemedi. Sorunumuz ise Milli Eğitim Bakanlığı okula hala öğretmen göndermemiş. Nasıl bir çelişki bu anlayamadım. Binlerce öğretmen ataması yapıldı. Okulların açılacağı gün belli. Ve bir ilin merkezindeki bir okula öğretmen ataması yok.Bir heyecanla bekleyen oğlumun artık sabrı kalmadı.Oğlum hergün soruyo. Anne ben ne zaman okula gideceğim. Hem oğlumun sabrı tükendi hemde hiç bir şeyi düzene koyamayan benim de sabrım tükendi. Bakalım okuldaki görevlinin söylediklerine göre pazartesi gelecek. Bir umutla bekliyorum. Bir an önce öğretmenimiz gelsede okulumuz başlasa. Bende hayatımı ona göre düzene koyabilsem. Güzel haberlerde görüşmek dileğiyle...

02 Ekim 2009

Bir Elvedanın Anatomisi


Bakışların cam  kırıkları gibi batarken,
 bir kurşun gibi salınmışsın yüreğimin namlusuna
Şah damarıma saplanıp kalmış elveda deyişin,
 her adımın azrail gibi almış canımı, ve soluksuz bırakmış
Şimdi sensiz karanlık gecelerim,
 kelimelerim intahara meyilli,
 şiirlerimse çoktan ölmüş
Gömülmüş aldınışlarımın dipsiz çukurlarına,
bağışlanmayı bekleyen bir mahkum gibi beklemekte
Depremler var şimmdi yüreğimin senli topraklarında,
 vuslatlar paramparça olmuş,
 kırılmış ruhumdaki aynalar
Gözlerimde kalsada senden kalan yağmurlar,
 damla damla eritsede bedenimi,
 bu gönül seni unutamaz

leydielif
resim alıntı..

01 Ekim 2009

İşte Bloğumun Yeni Hali




Çok uzun bir araştırmadan ve içinden hiç çıkamadığım kararsızlıktan sonra hem başlığa hemde bloğumun içeriğine uygun bir template buldum. Ben çok sevdim bloğumun yeni halini. Peki  sizce nasıl oldu.

29 Eylül 2009

Sonuda Bende Ehliyet Alıyorum


Uzun süren bir düşünce maratonundan sonra bende ehliyet almaya karar verdim. Biraz tedirgin birisi olarak kendime fazla güvenmiyordum açıkcası. Daha şöför koltuğuna bile oturmamış birisi olarak, araba kullanmak bana çok uzak geliyordu aslında. Ama içimdeki o korkuya bir dur demenin vakti gelmişti. Ve ilk derse dün itibariyle girdim ve çok eğlenceli geçti. Sanırım ben bu işi başaracağım. Lise yıllarıma geri dönmüş gibi hissetim kendimi. Sınıfımızda sanırım 15 -20 kişi var ve 15 inden fazlası bayan. Galiba artık erkekler ehliyet almayı bayanlara bırakmışlar. Bende çok şaşırdım. Hatta sohbet konusu bile oldu arkadaşlar arasında.Ama zaten istatiksel olarak da bayanlar trafik kurallarına daha çok uyduğu için , bayan sürücülerin trafikde olması daha iyiymiş. Sanırım bende kurallara harfiyyen uyan çok dikkatli bir sücü olacağım. Bir de güzel bir araba alırsam tamamdır. Tabi yukardaki gibi bir araba almak zor olsada benim hayalimdeki araba o. Şimdiden araba kullanma heyecanı sardı beni. Zevkli bir şey olsa gerek.
Üstelik benim şanslı bir olduğum bir taraf daha var. Yılbaşından sonra ehliyetlere yeni düzenleme geliyormuş ve oldukça zorlaşacakmış ehliyet almak. Özellikle direksiyon dersleri çok uzun olacakmış. Onun için benim bu sınavı geçip ehliyet almam gerkiyo yoksa bir daha zor alırım sanırım...İşte böyle sevgili dostlarım. Bana şans dileyin sevgiyle kalın...

27 Eylül 2009

Sevgili Blog Dostlarım

Uzun zamadır sizlerden gelen yorumların olmaması, gün geçtikçe daha bir incitir oldu yüreğimi. Her kelimeniz, her cümleniz benim için o kadar değerli ki , içimde bir şüphe kemirip duruyor bedenimi. Acaba bir tek kelime dahi yazılamayacak kadar kötü şeyler mi yazıyorum. Zaten yorum demek eleştiri demektir. Ben sadece iyi yorum beklemiyorum. Kalbinizden geçenleri iyi veya kötü yazmanızı, sizlerinde düşüncelerinizi bilerek yazmayı istiyorum. Hiç kimsenin okumadığı yada yorum yazmak istemediği bir bloğa daha fazla yazı yazmak da istemiyorum. Yanlış anlamayın sakın zorla sizden yorum istemiyorum. Sadece sizin düşüncelerinizin benim için ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Bu bloğu açmamdaki tek sebep hiç kimsenin bilmediği şiirlemi herkesle paylaşmak, bir kelime bile olsa oların yorumlarına göre kendimi daha iyi geliştirmekti. Eğer bir hatam veya yanlışım olduysa özür dilerim. Sanki bütün blog arkadaşlarım bana küsmüş gibi geliyor. Ve ben kendimi sokağa terk edilmiş bir kedi gibi hissediyorum. İnanın çok kötü bir duygu. Ve sizlere sormak istiyorum. Sizce Elif şiir mi yazmalı yoksa yaşadıklarını yazarak sanal bir günlük mü tutmalı. Sizden gelen düşüncelere göre bloğumu tamamen değiştirmeyi yada kapatmayı düşünüyorum. Tüm blog dostlarıma sevgi ve saygılarımla...

Ruhumun Öteki Yarısı


Sonsuz maviliklerim var

Grileşmiş gözlerimdeki yansımalar

Süngüsü düşmüş bir asker gibi

Hem korkak hem cesaretli,

Dünden kalanlar...

Hiç bitmeyen yollarım var

Mayınlar döşenmiş sokaklarına

Her adımı azrail gibi almış canımı

Karşımda durur ruhumn öteki yarısı

Sonbaharı gelmiş düşlerim var

Solsada bir bir topladığım

Bir çöl fırtınası gibi kavurur bedenimi yalnızlık

Gözlerimde hiç bitmeyen yağmurlar

Her gece yeniden doğarım

Sarıp sarmalar beni karanlığım

Damarlarımda dolaşır sanki

Bitip tükenmeyen yalnızlığım...



leydielif
resim alıntı

24 Eylül 2009

Çelişkilerin Seremonisi




Aşk mı hayatın kısa yazılışı


Nefret mi kalbimin görünmeyen giysisi

Vuslat mı duyguların tek öznesi

Ayrılıkı mı gözümdeki yaşın sahibi

Karanlık mı acıtır duvarların arasına gizlenmiş gölgemi

Aydınlık mı yaşatır mezarımdaki çiçekleri

Siyah mı kaplamış çöl ayazındaki yüreğimi

Beyaz mı renklerin en masum görüneni

Hayat mı yaşadığımızı sandığımız çelişkiler silsilesi

Ölüm mü gerçeğin tek efendisi...

leydielif
resim alıntı

23 Eylül 2009

Üç Bilinmeyenli Denklem




Çözümsüz bir denklem gibiydi  hayat çoğu zaman istesemde çözemediğim,

Üç bilinmeyeni vardı  bu denklemin, düğüm düğüm kalmış beynimin hücrelerinde.

Yüklemsiz  öznesiz cümlelerin arasında kalmış BEN 'dim asla bilinmeyecek olan,

Taştan heykellerin gözyaşlarında gizli kalmış çocuksu düşlerimdi ikinci bilinmeyen.

Solmuş yaprakların dilinde bir ağıttı sanki rengini kaybetmiş hayallerim.

Ölümün bilinmeyen mabedi gibi bedenimi saran yalnızlığımdı üçüncü bilinmezliğim,

Tüm umutları toplasamda mahşer yerine dönmüş yüreğimin ellerinde,

Hüznü kederi çıkırsamda çöle dönmüş gözlerimden,

Toz pembe hayalleri bölsemde ucu bilenmiş vedalarıma,

Etkisiz bir eleman gibi kalıyordu titreyen ellerimde sessiz haykırışlarım...

Çarpıp çıksam da yüreğimdeki tüm kapıları, yalnızlığıma kilit vursamda,

Bilinmeyenlerin sonuydu sonsuzluk, çaresizliğin azralili karşımda olsada,

Ruhum terkedecek bedenimi, bir avuç toprakda kalacak sessiz bakışlarım...


leydielif
resim alıntı

Son Sahne




Karanlık gecelerimin armağanıydı göz yaşlarım,

Yine baş köşeye oturup gözlerini bana  dikmiş yalnızlığım.

Üzerime örttüm kardanda soğuk taş kaldırımlarını,

Bir kıvılcım gibi yansada yüreğimin kırık dökük duvarları,

Kurşun yarası gibi durur sırtımda, dost bildiklerimin yok oluşları.

Dirhem dirhem parçalara bölünmüş ruhumun mezar taşları,

Kan gölüne dönmüş yalnızlığımın kör karanlık çukurları,

Bu son sahnesiydi ömrümün onunda kapandı perdesi,

Kıyamet koptu sanki yüreğimde, karşımda umudumun azraili..

Her gün can verir, içimdeki çocuğun ebruli hayalleri..

Gişeler kapandı bir bir, ömür denilen filmin bitti son sahnesi...


leydielif
resim alıntı

22 Eylül 2009

Düş Sokağı



Kimsesiz düşlerimin kimsesiz sokağında yürüyorum,

Cebimde son kalan umudumun kırıntıları,

Çığlık atsamda kimse duymayacak biliyorum,

Bir bir sönmüş sanki , düş sokağımın lambaları...

Geceler gardiyan olmuş uykusuz gözlerime,

Soğuk rüzgarlar savurmuş ruhumu çok uzaklara,

Yalan olmuş gülümsemeler, hüzün çökmüş yüzüme,

Ne can kalmış ne canan, yol verdim bütün hatıralarıma...

Demir atmış yüreğim yalnız şehrin limanına,

Kaybolup gitmiş haykırışlarım, çıkmaz sokaklarında,

Bir yokuş çıkmakla geçmiş ömrümün baharı,

Hediye etmişim yalnızlığıma,  bana küskün hatıralırımı..


leydielif
resim alıntı..

20 Eylül 2009

Bayramınız Kutlu Olsun


Sevgili blog dostlarım; Ramazan bayramınızı  en içten dileklerimle kutlar, daha nice güzel bayramlar geçirmenizi dilerim.

leydielif

19 Eylül 2009

Veda Mevsimi




Alıp başını gitmiş yine bakışlarım,

Bilmiyorum kaç kere, gitmelere yanmışım,

Unutulmuş bir roman gibiyim, birazda eski,

Sararmış yine yapraklar, geldi veda mevsimi...

Güneşe hasret, karanlık ruhumun çiçekleri,

Bir damla tebessüm yeter çöle dönmüş yüreğime,

Yine gün batımı var kırık dökük penceremde...


leydielif
resim alıntı

Bayram Sabahı


Akşamdan bir telaş bir sevinç başlardı bizim evde. Bayramlıklar alınmış, şekerler çikolatalar baş köşeye konmuş, evin her tarafı mis gibi tütün kolonyosı kokardı. O geceki uyku gibi rahat ve huzurlu bir uyku var mıydı...Evin erkekleri erkenden kalkar, bayram namazı için koştura koştura evden çıkarlardı. Ev ahalisi ise erkeklerin bayramdan dönmesini heyecanla bekler, kapı zili çalınca yüzlerindeki gülümsemeyle birlikte bayramda içeri giriverirdi sanki. Sonra evin en büyünğünden sırayla el öpmeye başlanır acaba ne kadar bayram harçlığım olacak sorusu çocukların gözlerinde ilginç bir tebessüme dönüşürdü. Sonra elimize döktüğümüz tütün kolonyası ve bir çift şeker mutluluğumuzu en üst seviyeye çıkarır ve artık gezme vaktinin geldiğini işaret ederdi. Çocukluğumun bayramları hep böyle tütün kolonyalı, daha sonra pek duyamadığım bir sevinçve mutlulukla geçerdi. Şimdi ne zaman bir tütün konolyası duysam eski o güzel bayramlara gider gelirim, gözlerimde eskilerden kalma bir tebessümle. Her yeri bir huzur kaplayıverir güneşin ilk ışıkları gibi. İçimde umudumun sesi yankılanıp durmakta; yarın ki bayram da çok güzel olacak.

Her günün bayram tadında geçmesi ve yüreğinizin her zaman huzurla dolması dileğiyle.
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

leydielif

17 Eylül 2009

Bitmeyen Vedalarım


Geçmişin izleri kalmış, her sokak başında,
Anılar gizli bir düşman gibi, her an karşımda,
Bir yaralı kalp kalmış eskilerden bana,
Yanarım şimdi bensiz kalmış sevdalara...

Dilimde bir ah kalmış, gözlerimde iki damla yaş,
Yalnızlık mı , hiç bitmeyecek bir savaş,
Geçip gidiyor ömür, bak yavaş yavaş,
Ne bir dost kalmış yanımda, ne bir yoldaş.

Kırılmış kanatlarım, kurumuş yapraklarım,
Yalnızlığıma değil vefasız dostlara yanarım.
Baş ucumda durur hep sessiz akşamlarım,
Alır götürür mechule hiç bitmeyen vedalarım.

Aldanışlarım var boş çerçevemin içinde,
Hüznün buğusu durur, hala penceremde,
Ruhum esir düşmüş ümitsizliğimin ellerinde,
Kaybolup gitmiş düşlerim, acısı hala yüreğimde...

leydielif
resim alıntı

Geceler


Sessizliğimin sesidir çoğu zaman,

Karanlık ruhumu aydınlatır,

Bir bir yanar içimde sokak lambaları,

Gözlerimde parlar yıldızları.

Geceler, kimsesiz duyguların sancısı...

Siyah bir deniz gibi sonsuz,

Kurumuş bir yaprak gibi ruhsuz,

Bomboş sokaklarda duyulur sesi,

Geceler, uykusuz gözlerimin bekçisi

Ebruli düşlerimin yalnız süvarisi

Solmuş hayallerimin gizli bahçesi

Yankılanırken ahlarım, taş duvarların arasında

Geceler, benim yalnızlığımın resmi....




yazan:leydielif
resim alıntı

Blogger Sana Neler oluyor


Üç gündür ne yaptıysam açamadım bloğumu. Ve hala da açamıyorum. Kumanda paneline girebildim çok şükür . Ama bloğun ana sayfası hala açılmıyor. Sinirden klavyenin tuşlarını kıracağım neredeyse. Bir tane sorumlu birisi çıkıp da tek kelime etmiyor ya o daha bir sinirlendiriyor beni. Binlerce hatta milyonlarca insan giriyor her gün bu bloglara. Nasıl böyle büyük bir sorun olurda bir yetkili çıkıpda işte şöyle şöyle yapmanız gerekiyo veya şöyle bir sorun var bir kaç gün sonra açılacak dese olmaz mı. İnsanları böyle çaresizce bekletiyorlar. Üstelik birde koskoca! google var arkasında. Böylesi bir durum hiç yakışmadı sanada güvenim kalmadı google. Sinirden ne yazacağımı bile bilemiyorum. Bir sürü çareler üretilmiş. DNS ayarlarını değiştirin bilgisayarı açın kapatın, modemi resetleyin, her halde blog kapanınca insanlar nasıl tepki verecek onu merak ettiklerinden yapıyorlar bunları. Neyse inşallah en kısa zamanda bu sorun çözülürde bizde kaldığımız yerden devam edebiliriz. Geçmiş Kadir Geceniz mübarek olsun sevgili dostlarım. En yakın zamanda görüşmek dileğiyle...

13 Eylül 2009

Yürüyorum



Yürüyorum, taş kaldırımların sessizliğinde,

Yürüyorum, alacakaranlığın mechul gölgesinde...

Dinliyorum, hüzünümün o buğulu bestesini,

Bilmiyorum, gözlerimdeki bu yas ne zaman bitecek ki.

Susuyorum, çığlıkların arasında, sükutla sırdaşım,

Yağıyorum, sağnak yağmur gibi geceler yoldaşım.

Esiyorum, bir deli poyraz gibi, kurumuş yaprakların arasında,

Üşüyorum, kimsesiz kalmış duygularımın soğuğunda.

Gidiyorum, yalnız akşamlarımı aldım yanıma,

Gidiyorum, bir veda demeden ağlamaklı hatıralara.

Biliyorum, hiç bitmeyecek hüznümün yağmurları,

Yanacak için için, yüreğimin terkedilmiş sokakları...


leydielif
resim alıntı

12 Eylül 2009

Yalnızlığın Gölgesi



Yalnızlığın gölgesi vurmuş gözlerime,

Bir parça umut kalmış ellerimde.

Ruhum kayıp, bedenim isyankar,

Küskünüm, beni unutan gecelere.

Yarım kalmış bir masal gibi,

Sonsuzluğa uzanıp gitmişim...

Penceremde sessizliğin ufuk çizgisi,

İstesemde silememişim....


leydielif
resim alıntı

11 Eylül 2009

Erkin Koray---Öyle Bir Gecer Zamanki


ErkinKoray oylebir gecer zamanki
">

Yüreklerimiz Birleşsin Türkiye Güzelleşsin


Önce sel felekatiyle sarsıldık. Sel öyle bir vurduki anne kucağındaki minik yavurusunu bile kurtaramadı. Selden geriye kalan çamursa dah ada kötü. Sonra yağmalama haberlerini duyunca kendime söylediğim ilk cümle bunlar bizim inisanımız olamaz .... Ama maalesef üstelikde kameraların kendilerini çektiğini bile bile birde yüzündeki pişkin gülümsemeyle insanların canımı nasıl kurtarırım diye düşündüğü bir zamanda sele kapılon eşyaları toplayan bizim insanımız(!)dı. Nasıl bir mal hırsıdır bu nasıl bir vicdansızlıktır onu anlayabilmiş değilim. Hala yağış uyarıları devam ederken sabah duyduğum ilk haber Konyada deprem oldu 150 yaralı ... İnanın sanki nefes alamadım bir an. Allahım bize ne oluyo diye düşündüm. Bu felaketlere sebep olan ne. Bir yerlerde hata yapıyoruz biliyorum . Bir sonraki haberse içler açısıydı. Elindeki molotof kokteylini polisin üzerine atan saldırganlar. Bir veba gibi yayılan bu vicdansızlık, inançsızlık insanlara neler yaptırabiliyormuş Allahım. Kendi memleketimizde görmek sanırım bunun en acı tarafı. Ama bunun böyle devam etmemesi ve bir an önce bir çözüm bulunması gerekiyo. Bu çağrımı duyan herkese sesleniyorum. Elele verelim Türkiyemizi güzelleştirelim. O eski güzel günlerine geri getirelim. Felaketi yaşayan insanlardan uzak olsak bile onlarla olan dualarımız güzel dileklerimiz insanları birazcık olsun ferahlatacak bizi güzel günlerin beklediğini hatırlatacaktır. ilk önce sel felaketinde zarar görmüş tüm insanlara geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Allah yardımcıları olsun . Asla yalnız değilsiniz bizim dualarımızı her an sizlerle olacak. Konya halkınada çok geçmiş olsun eminim bunuda atlatacağız.Hep birlikte el elele vererek yapamayacağımız hiç bir şeyin olmadğına inanıyorum. Bir karabulut gibi başımızda dolana bu felkatlerden dualarımızla , yüreğimizdeki inancımızla kurtulacağımızı biliyorum.Yüreklerimiz hep beraber olsun. Tüm Türkiye için;

YÜREKLERİMİZ BİRLEŞSİN TÜRKİYE GÜZELLEŞSİN...


leydielif

08 Eylül 2009

Söyleyemediklerim


Boşluğa uzanan gözlerim takılı kalmış kırık bir vazonun içindeki solmuş çiçeğin yapraklarına.Aynadaki yansımam gibi öylece duruyordu karşımda. Kadrosunu asla dolduramadağım bir film setine benzeyen ömrümde böyle solup gidecekti biliyorum. Senaryosunu tek kelime ekleyemediğim sadece bana verilen rolü oynamak zorunda olduğum kimsenin izlemek istemeyeceği bir filmdi benim hayatım. Rengi gri, mevsimleri güz, yalnızlığın sırdaşıydı günlerim. Yarım yamalak cümlelerim vardı dudaklarımda. Hep içimde kalan , yüreğimin kırıklarından sızan yakarışlarım. Hani toz pembe olur ya hayaller , alır götürür seni mutluluğun en sonuna. Ilık bir yaz akşamı, huzuru getirir odanın her bir yanına. Mehtabın pırılıtıları gibi okşar saçlarını. Hiç dömemek üzere giden bir yolcu gibi uğurladım hayallerimden geriye ne kaldıysa. Yalnızlığın, hasret kokan, özlem kokan elbisesini giydim, umudum baş ucumda ağlarken. Biriktirdim sevgimi, beni unutan düşlerimi yüreğimin bir köşesinde, ressamsız bir tablo gibi astım soğuk duvarlarımın en tenha yerine. Kimse görmesin istedim, onuda benden almasınlar. Hançer saplı yüreğime birde kurşun atmasınlar istedim. Yok oldum sanki vefa(sızlığın)nın çıkmaz sokaklarında. Bir omuz aradım başımı yaslayabileceğim, göz yaşlarımı hediye edilebeceğim. Gül bahçesi istemedim hiç bir mevsim, dikenlere razıydım ben, tek bir gül(ümseme) yeterdi güze dönmüş ömrüme.


leydielif
resim alıntı

Ömür Dediğin Üç Gündür

SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..

SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..


'









demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden iğrendim...
onun derdini gördüm, derdime imrendim....
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...