Yüreğimden Damlayan''Hüzün'' Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından, Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum. Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından, Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.
31 Ekim 2009
Kolay Poğaça Tarifi
Bu aralar eve misafir çok geliyor olunca benimde pasta,börek,kek,poğaça,gibi yiyiceklerle aram baya yakınlaştı. Tabi yeme konusunda değilde yapma konusunda. Nedense bu yeme konusunda hiç çok iştahlı olmamışımdır. Neyse ben tarifime geçeyim. Çok basit bir tarif. Misafir geliyorum dese yarım saatte yapabilirsiniz.İşte tarifimiz
Malzemeler
Bur paket yaş maya
Göz kararı un
Bir su bardağı sıvı yağ
Bir yumurta
Çörek otu
susam
bir tatlı kaşığı şeker
biraz tuz
isteğe göre harcını yapabilirsiniz.Ben siyah zeytinli sevdiğim için zeytinli yapıyorum.
Yapılışı :
Pratik bir bilgi ile başlayalım. Uumuzu derin bir kaba aldıktan sonra ortasını havuz gibi açıyoruz. Ve ne koyacaksak içine bu açtığımız havuzun içine koyuyoruz. Bir bardak ılık suya yaş mayamızı ve bir şeker kaşığı mayamızı koyduktan sonra beş dakika kadar bekletiyoruz. Maya kıvamına gelince unumuzun ortasına açtığımız havuzun içine mayamızı yağımızı ve yumurtamızın beyazını koyuyoruz. Sarısını sakın koymayın yoksa poğaça çok sert olur. Yoğurduğumuz hamurun kıvamı oldukça yumuşak olmalı ki çok kabarsın ve sert olmasın.Ceviz büyüklüğünde kopardığımız hamurumuza istediğimiz şekli verdikten sonra, içinide koyup kapatıyoruz. Fırın tepsisini güzelce yağladıktan sonra yumurtamızın sarısını sürüyoruz ve üzerine isteğe bağlı susam ve çörek otu atıyoruz. 180 derecede yüzleri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Servise hazır. Afiyet olsun.
Leydielif
Dilek Ağacı
Masmavi dilekler biriktirdim, dilek ağacının dallarında asılı.
Her gün kendime birini hediye ettim, umudun başını alıp gittiği zamanlarda.
Garip bir his var yüreğimin en kuytusunda, fısıldıyor arada bir çınlayan kulaklarıma
Vazgeçme düşlerinden, bırakıp gitmesin seni dileklerin, gerçek olacak tüm hayallerin... diyor
Düşler sokağında sayarken adımlarımı, bir avcı misali peşimde, yalnızlığın karanlık gölgesi
Ne pişmanlıklar kalmış ne keşkeler, bir yaz yağmuru gibi yağıyor yüzüme yaşama sevinci
Gel gitleri kaldırdım bir bir penceremden, mor menekşeleri düzledim akşamdan kalma güneşime
Kapılarımı kapattım hüzne, ümitsizliğe birde beni benden eden yalnızlığın siyah gözlerine
Bahar geldi rengi solmuş hayallerimin arka bahçesindeki kurumuş çiçeklerime....
Dilek ağacında saklı hayallerim, yarım kalan düşlerim,
Kimbilir belki bir gün gerçek olur diye öylece beklerim...
leydielif
resim alıntı
24 Ekim 2009
Bir Sınav Daha Geride Kaldı
Ehliyet kursuydu sınavdı derken bu gün itibariyle yazılı sınava girmiş bulunuyorum. Sınavın süresi iki buçuk saat olsada ben ilk bir satte çıkma cesaretini gösterdim. Neden derseniz soruların neredeyse % 80 i önceki sene çıkmış ve benim çözdüğüm sorulardı. Ve açıkçası çok fazla zorlanmadım. Bir iki tane yanlış çıkacaktır ama sanırım üç derstende geçeceğim. İşin zor kısmı zaten bence direksiyon sınavı.Devamlı olarak araba sürerek kendimi geliştiremiyor oluşum sanırım benim için büyük bir korku. Ama o sınavda da soğukkanlı olursam büyük ihtimalle onuda geçer sonunda ve inşallah ehliyet sahibi olurum. Pazartesiden itibaren bir haftalık direksiyon kursu başlıyor. Araba sürme konusunda hem pratik hemde teorik olarak bilgiye sahip olunca, araba sürmek gerçekten büyük keyif veriyor insana. Bende dört gözle bekliyorum pazartesiyi. inşallah bu kursuda bitirir son sınavıda geçerim. Birde araba alırsam yada eşim alırsa değemiyn keyfime gitsin derim :)
Bu arada annemde yeni evine taşındı. Biraz yorucu bir gün olsada çok keyifliydi.Annemin bir sokak ilerde oturuyor olması kadar güzel bir şey olabilir mi. Şimdilik benden bu kadar. Hayatı beşinci vitese takmış son sürat gidiyorum bakalım. Nerde ne zaman durucağım bilemiyorum. Ancak bir işe girebilirsem duraklayabeleciğim sanırım. Biri beni durdursun :)
leydielif
19 Ekim 2009
Yeni Bir Mim ve Ben
Bir mimle daha karşınızdayım sevgili dostlarım. Sevgili Medinem beni böyle güzel bir mimle mimlemiş . Kendisine çok teşekkür ediyorum. Biraz geç kalmış olsamda cevaplamaktan mutluluk duyacağım bir mim ve gelelim cevaplara...
1-En sevdiğiniz 3 çiçek ismi???
Kırmızı gülpapatya
hanımeli
2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz??
Şiir kitabımı çıkarabilmek
Mısıra gidebilmek
Hayalimdeki arabayı alabilmek
3-En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz??
Sevmediklerim ;
Çok fazla alınganım
Çok sulu gözlüyüm
Hayır demeyi bilmiyorum (Kendi zararıma bile olsa hayır diyemiyoru)
Sevdiğim huylarım
Ne olursa olsun gülümsemeyi biliyor olmam
Yapmak istediğim birşeyden asla vazgeçmiyor olmam
Affetmeyi biliyor olmam
4-Gıcık olduğunuz 3 hareket
İki yüzlü insanlar. Yüzünüze başka arkanızdan başka konuşan insanlara gıcık oluyorum
Kibirli insanlara gıcık oluyorum
En gıcık olduğum şey ise başka insanların mutsuzluğu ile mutlu olan insanlar..
5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündügünüz olay?
Sanırım hayatımın en kötü günüydü. Rahmetli babaannemin cenazesine yetişememişdim. Hala içimde bir yara gibi durur. Son kez göremedim o güzel yüzünü. Canım babaannem nur içinde yat.Bende bu mimi cevaplamak isteyen tüm blog dostlarıma gönderiyorum sevgilerimle beraber...
leydielif
Kendinizi ve İnsanları Keşfetmek Zordur
Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!
Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına
rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz? Bu sorunun
yanıtını vermeden önce lütfen aşağıdaki soruyu okuyun.
Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu
etkileyecek. İşte üç aday hakkındaki gerçekler:
1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara
danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10
bardak martini içiyor.
2. aday:İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken
uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski içiyor.
3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara
içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.
Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?
Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın
lütfen!
1. aday: Franklin D. Roosevelt
2. aday: Winston Churchill
3. aday: Adolf Hitler
ve bu arada... Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz, Beethoven'i
öldürdünüz !!!
Alıntı...
12 Ekim 2009
Bitmeyen Dönemeçler
Hayat bazen dönemeçlerle dolu bir yola dönüyor sanki. Birini geçeyim derken yeni bir tane çıkıveriyor karşına. Ve sonra bir tane daha. Arada bir düzlüğe çıkmayı başarsak bile, geçmeye çalıştığımız dönemeçler bizi öyle bir yoruyorki ne geçtiğimiz yolun farkına varabiliyoruz ne de nasıl geçitğimizi biliyoruz. Birileri arkamızdan itip duruyor sanki, hep bir yerlere, birşeylere yetişmek zorunda kalıyoruz. Zamansa hiç yetmiyor. Akşama yarım kalanlarla baş başa kalıyoruz. Yarını, hatta yarınları bugünden yaşayıp tüketiyoruz sanki. Ömür kendimizin belirlediği noktalar arasında geçip gidiyor. Yeni yollar, yeni yüzler yada şöyle söyleyelim hayatımıza YENİ ne katabiliyoruz.Aslında bu sorunun cevabı herkes için aynı sanki...
Arada bir derin bir nefes alıyoruz , omzumuza yüklenen sorumluluklar ağır basmaya başladığında. Görevler, ihtiyaçlar, karmaşa her gün birini giyiyoruz üzerimize, hiç biri bedenimize uymasada. Kendimizi aradığmız ne çok zaman oluyor..Programlanmış bir makine gibi her gün aynı şeyleri yaşamaktanda yapmaktanda başka çaremizin olmamamsı , sanırım hayatımızın en kötü tarafı. Arada bir ayanaya uzun uzun baktıktan sonra, daha ne kadar böyle devam edecek diye kendimle olan kavgalarımda, hep kaybeden oluyorum. Asla geri gelemeyeceğini bildiğimiz zamanı öyle gereksiz öyle boş işler içir harcıyoruz ki , birilerinin yolumuza DUR işaeti koymasını bekliyoruz sanki. Peki bizi gerçekte ne durdurabilir, hayatımıza küçük mutluluklar ve sevinçler eklemeyi nasıl başarabiliriz. Sanırım bunuda içimizdeki BEN den başkası yapamaz. Artık birşeylerin farkına varma zamanı geçiyor. Hayat bize verilmiş bir hediye ise bunuda en güzel şekilde yaşamak yine bizim elimizde. Ne olursa olsun, karşımıza ne kadar dönemeç çıkarsa çıksın, yinede bu hayatı yaşamak güzel. İçine biraz umut ve sevinç eklersek dahada güzel olur. Ne zaman biteceğini blmediğim bir ömrü üzülerek, sıkıntı içinde geçirmektense , var olan mutluluklarla yetinmeyi bilip hayatı daha yaşınılır hale getirmeyi yeğlerim. Umut dolu sevgi dolu bur hayat dileğiyle...
leydielif
resim alıntı
10 Ekim 2009
Ucu Bilenmiş Cümleler
Eskilerden kalma bir gülüş var yüzümde
Dokunsam kaybolacak sanıyorum
Soğuk bir rüzgar gibi vuruyor yüzüme yalnızlğın nefesi
Elimde ucu yanmış düşlerim, hiç bitmeyen bir yoldayım
Gidiyorum.....
Yorgun yıllarım kalmış bavulumda birde ebruli hayallerim
Canım çekilmiş ruhumdan, yalnızılğım karaya vurmuş,
Kimsesiz sokaklarda kaybolmuş sessiz çığlıklarım
Korkuyorum....
Karanlık yüzlerden, sevmeyi unutmuş yüreklerden
Damla damla içime akan gözyaşlarından
Yıldızları kaybolmuş gecelerin karanlık bakışlarından
Biliyorum...
Bitecek üç günlük ömür, kalacağım yine kendimle....
Yazan:leydielif
resim alıntı
06 Ekim 2009
Bir Gün Daha Bitti
Evet ömür denen limandan bir gemi daha eksildi bu gün. Ama ne gündü hala yorgunluktan ayaklarım ağrıyor. Ev işlerini halletikten sonra koştura koştura okula gittik. Çok şükür öğretmenimiz gelmiş. Ama okulu görmeyin bu gün ilk defa gelen çocukların sesler,i veliler , okul savaş alanı gibiydi. Bir tarafta ağlayan annesini isteyen çocuklar, bir tarafta çocuğu hangi sınıfta bulmaya çalışan veliler... Valla bizde oğlumla beraber girdik o kalabalığın içine. Sınıfımızı bulduk. Çok tatlı bir öğretmenimiz var ben çok sevdim kendisini. Çocuklarla olan iletişimi çok iyi. Neyse Kaan Erdemi iyice öğütledikten sonra yarım saat daha yanında kalıp çıktım okuldan. Koştura koştura çarşıya. Kızkardeşimle çarşıda girmediğimiz dükkan kalmadı sanırım. En son ayaklarımın uyuştuğunu hissediyordum. Nasıl yorulduk anlatamam. Sonra bir telefon Kaan Erdemin öğretmeni. Siz gittiniz gideli ağlıyo lütfen alırsanız iyi olur. Hadi bakalım. Bu yorgunluğun üstüne öyle güzel bir haber ki. Bu seferde koştur koştur okula gittim. Baktım ki hala ağlıyo.Beni görünce o an sustu. Öğretmeni nasıl üzülmüş. Siz gittiniz gideli ağlıyo diyor. Bu çocuk nasıl bir yıl okula gitti anlamıyorumki ben. Geçen senede gitti kreşe yabancılık çekmemesi lazım ama nerde . Bakalım yarın bahçede bekleyeceğim, artık çok ağlarsa öğretmeni çağıracak beni. Ters gibi evde okula çok uzak evede gidemeyeceğim. Yine zor bir gün beni bekliyor. Bir yandan Kaan Erdemin okuluna yetişeyim derkendiğer taraftan ehliyet kursunu aksatmaktan korkuyorum. Kazanamazsam çok kötü olur. Diğer taraftan ev taşıma heyecanı evin eksikleri tamiri falan derken bakalım benim hayat ne zaman düz bir yola girecek . Çok yorucu bir günün ardından sanırım daha fazla dayanamayacağım uyumam gerekiyo arıtk. Siz sevgili blog dostlarıma da iyi geceler diliyorum ...
leydielif..
leydielif..
05 Ekim 2009
Hayat mı Çok Hızlı Yoksa Ben mi Koşuyorum
Evet başlıktada söylediğim gibi bu günlerde birşey dikkatimi çekti. Günler öyle çabuk bir şekilde geçiyorki artık hangi gündeyim onu bile şaşırır hale geldim. Annemin taşınacak olması, oğlumun okulu, ehliyet derken artık kendime ayıracak bir dakikam bile kalmadı neredeyse. Ama tek bir şikayetim yok tabi. Birde kendime istediğim gibi bir iş bulabilirsim değmeyin keyfime. Hala arıyorum. Artık yapacaklarımı önceden programlıyorum yoksa hepsi birbirine karışıyor. Yakında bir ajanda tutacağım galiba :) Sabah 8.30 da kalktıktan sonra ilk önce bloğuma bakıp bu yazıyı yazdıktan sonra evi işlerini halledip şu bir türlü açılamayan okulumuzun yolunu tutacağız oğlumla. Bakalım bize yine öğretmen gelmedi mi diyecekler. Yİne öyle söylerlerse sanırım bu sefer tepkim farklı. olacak. Okulda birde özel sınıf varmış. Benim haberim bile yok. Öğretmenleride varmış. Peki benim oğlumun o sınıfa alınmamasının sebebi ne onu hala anlamış değilim. Bunuda tartışmayı düşünüyorum okul yöneticileriyle. Eğer oğlumu okula bırakabilirsem kız kardeşimle annemin yeni evi için alışverişe çıkmam gerekiyor. Annem çalıştığı için evin bütün işleri tabi bana ve kız kardeşime kaldı. Annem için herşeyi yaparım canım annem sen merak etme her şeyi halledeceğim ben senin yerine. Alışverişi çok uzatmamam gerekiyo akşam 5 buçukta kurs var ona yetişmem lazım. Bu arada akşam yemeği olarakda sanırım yine makarna yiyeceğiz :) olsun ben makarnayı çok seviyorum. Tabi oğlumda öyle. İşte akşama kadar işleri istediğim gibi halledebilirsem akşama görüşürüz dostlarım . Valla şimdiden yoruldum sanki ne çok şey varmış yapmam gereken. Şimdilik gidiyorum akşama görüşmek üzere sevgiyle kalın...
04 Ekim 2009
Talasemi Nedir? (Akdeni Anemisi)
Talasemi kalıtsal geçiş gösteren, önlenebilir bir kan hastalığıdır. Akdeniz bölgesinde daha sık görülen bu hastalık genellikle bir yaşından önce solukluk, dalak büyüklüğü ve gelişme geriliği ile kendini gösterir. İyi tedavi edilemeyen hastalarda yüz kemiklerinde değişiklikler, demir birikimine bağlı olarak da kalp, karaciğer, pankreas gibi organlarda bozukluklar ortaya çıkmaktadır
TALASEMİNİN FORMLARI:
1. TALASEMİ TRAİT: TALASEMİ TAŞIYICILIĞI: Bu bireyler, tamamen sağlıklıdır. Eğer her iki ebeveyn de talasemi taşıyıcı iseler, çocuklarına geçirdikleri talasemi geni ile talasemi hastalığına neden olabilirler. Talasemi taşıyıcılarına talasemi minör denir.
2.TALASEMİ İNTERMEDİA: Taşıyıcılar gibi tamamen sağlıklı olmayan, hastalık belirtileri genellikle ileri yaşlarda başlayan, kan gereksinimleri daha az olan hastalığın hafif formudur.
3. TALASEMİ MAJOR: Akdeniz anemisi olarakta bilinir. Erken çocuklukta başlayan, çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için yeterli hemoglobini yeterince yapamazlar.
Çocukta ilk belirtiler genellikle ilk 6 ayda ağır, ilerleyici bir hemolitik anemi şeklinde kendini gösterir. Bu çocukların yaşam boyu ortalama 3-4 haftada bir, kan transfüzyonlarına ihtiyaçları vardır. Anemiyi düzeltmek amacı ile yapılan konsantre kan transfüzyonları çocuğun yaşamını uzatırken, vücutta demir birikmesine yol açar ve çeşitli organların fonksiyonları bozulur. Demir birikimini önlemek amacıyla genellikle 3 yaş civarında özel bir pompa ile haftanın 5 günü demir bağlayıcı ilaç (Desferrioxamine) alınması zorunludur. İleri yaşlarda dalak alınarak, hastanın kan ihtiyacı geçici olarak azalır, fakat kesin çözüm değildir. Kemik iliği nakli, hastalığı tamamen düzelten bir tedavi yöntemidir. Çok pahalı bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, son 15 yıldır kemik iliği nakli konusunda yapılan çalışmalarda özellikle uygun verici kardeşi olan küçük hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Uygulanan ek tıbbi tedavi gereksinimleri ile beraber bir hastanın yıllık maliyeti yaklaşık 12.000-15.000$ civarındadır.
Bu tür kalıtsal hastalıklardan korunmada en etkili yöntemler;
1. Toplum eğitimi,
2. Taşıyıcıların taranması,
3. Genetik danışma,
4. Doğum öncesi tanı yöntemleridir. İki taşıyıcının evlenmesi halinde ise hamileliğin 6-22. haftasında doğum öncesi tanı yapılabilir. Böylece hasta bir çocuğun doğması önlenir. Doğum öncesi tanı ile sağlıklı olacağı belirlenen bebeğin doğmasına izin verilebilir.
Talasemi Taşıyıcılığı Nedir?
Talasemi taşıyıcıları sağlıklı görünen, hasta olmayan fakat hastalığı taşıyan ve çocuklarına geçiren kişilerdir. Antalya'da taşıyıcılık oranı %10 un üzerindedir. Yani 10 kişiden birisi talasemi taşıyıcısıdır. Her talasemili çocuğun anne ve babası taşıyıcıdır. İki taşıyıcı evlendikleri takdirde doğacak çocuğun talasemili olma ihtimali %25 dir. Bu nedenle evlilik öncesi her genç talasemi taşıyıcısı olup olmadığını test yaptırarak öğrenmelidir.
Talasemi'nin iki talasemi taşıyıcısının evlenmesi sonucu oluşacağını söylemiştik.Sağlıklı anne ve baba ile kendileri gibi sağlıklı çocuklar görünmekte. Bu aile ve cocukları talasemi ile hiçbir zaman karşılaşmayacaklar.
Anne ve baba dan biri taşıyıcı. Çocuklarda hastalığın oluşması için bu durum yeterli değil ve korkulacak bir durum yoktur. Bu durumda doğacak her çocuk için %50 taşıyıcı %50 sağlıklı çocuk olma ihtimali bulunmaktadır. Yapılacak iş ise çocuklara talasemi testi uygulayıp ilerde onların çocuklarının sağlıklı olmalarını sağlamaktır.
Anne ve baba ikiside taşıyıcı. Bu durumda taşıyıcı olduğunuzu bilmek size hem iyi hem kötü haber demek. İyi çünki hasta bir çocuk sahibi olmaktan kurtuluyorsunuz. Kötü çünki sağlıklı çocuk sahibi olabilmeniz için her doğum öncesi prenetal tanı yani doğum öncesi tanı uygulattırmanız gerekli.Oldukça pahalı ve zor olan bu işler inanın hasta çocuk sahibi olmanın 10 milyonda biri değildir. Hasta çocuk sahibi olmanız sizi hayatınız boyunca ardı arkası kesilmeyecek tedavilere sürükler.Bu durumda her doğumda %25 hasta çocuk %50 taşıyıcı çocuk %25 sağlam çocuk olma ihtimali bulunmaktadır.
Böyle evliliklerde sağlıklı çocuk doğurma ihtimali bulunmaktadır. Bu evlilikte anne yada baba dan biri hasta dır ve her doğumda çocukların %50 si hasta doğma riski taşımaktadır. %50 oranında da taşıyıcı çocuk doğma ihtimali bulunmaktadır. Talasemi hastaları düzenli tedavi sonucunda diğer sağlıklı bireylerle aynı hayat standardında yaşayabilirler.
Bizim için her ne kadarda istenmeyen bir durum olsada nadiren rastlanan bir durumdur. Çünki bu evlilikte sağlıklı çocuk doğurma ihtimali yoktur. Anne ve baba talasemi hastasıdır ve çocuklarda %100 hasta olarak doğar. Hastalığın genetik yapısı maalesef bu sonucu bizimle karşı karşıya getirmektedir. Bu evliliklerde kesinlikle çocuk düşünülmez.
Kaynak:www.talasemi.net
Bu bilgiyi vermek istememin sebebi bende talasemi taşıyıcısıyam ve gerçekten zor bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Hastası değilim çok şükür ama , ne olursa olsun taşıyıcılıkta yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Çok çabuk yoruluyorum. Kalp atışlarım aniden 120'ye fırlıyor. Küçük bir yokuşu bile çıkamıyorum. Merdiven hiç çıkamıyorum. Bazen öyle kötü oluyor ki oturduğunuz yerden kalktığınz zaman bile hemen yorgun düşüyorsunuz. Kanınızdakı demir oranı yükselmiyor. İllaki dışaridan takviye almanız gerekiyor. Kısacası hayatımı gün geçtikçe dahada zor bir hale getiriyor. Tüm talasemi taşıyıcılarına ve hastalarına acil şifalar diliyorum..
leydielif
TALASEMİNİN FORMLARI:
1. TALASEMİ TRAİT: TALASEMİ TAŞIYICILIĞI: Bu bireyler, tamamen sağlıklıdır. Eğer her iki ebeveyn de talasemi taşıyıcı iseler, çocuklarına geçirdikleri talasemi geni ile talasemi hastalığına neden olabilirler. Talasemi taşıyıcılarına talasemi minör denir.
2.TALASEMİ İNTERMEDİA: Taşıyıcılar gibi tamamen sağlıklı olmayan, hastalık belirtileri genellikle ileri yaşlarda başlayan, kan gereksinimleri daha az olan hastalığın hafif formudur.
3. TALASEMİ MAJOR: Akdeniz anemisi olarakta bilinir. Erken çocuklukta başlayan, çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için yeterli hemoglobini yeterince yapamazlar.
Çocukta ilk belirtiler genellikle ilk 6 ayda ağır, ilerleyici bir hemolitik anemi şeklinde kendini gösterir. Bu çocukların yaşam boyu ortalama 3-4 haftada bir, kan transfüzyonlarına ihtiyaçları vardır. Anemiyi düzeltmek amacı ile yapılan konsantre kan transfüzyonları çocuğun yaşamını uzatırken, vücutta demir birikmesine yol açar ve çeşitli organların fonksiyonları bozulur. Demir birikimini önlemek amacıyla genellikle 3 yaş civarında özel bir pompa ile haftanın 5 günü demir bağlayıcı ilaç (Desferrioxamine) alınması zorunludur. İleri yaşlarda dalak alınarak, hastanın kan ihtiyacı geçici olarak azalır, fakat kesin çözüm değildir. Kemik iliği nakli, hastalığı tamamen düzelten bir tedavi yöntemidir. Çok pahalı bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, son 15 yıldır kemik iliği nakli konusunda yapılan çalışmalarda özellikle uygun verici kardeşi olan küçük hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Uygulanan ek tıbbi tedavi gereksinimleri ile beraber bir hastanın yıllık maliyeti yaklaşık 12.000-15.000$ civarındadır.
Bu tür kalıtsal hastalıklardan korunmada en etkili yöntemler;
1. Toplum eğitimi,
2. Taşıyıcıların taranması,
3. Genetik danışma,
4. Doğum öncesi tanı yöntemleridir. İki taşıyıcının evlenmesi halinde ise hamileliğin 6-22. haftasında doğum öncesi tanı yapılabilir. Böylece hasta bir çocuğun doğması önlenir. Doğum öncesi tanı ile sağlıklı olacağı belirlenen bebeğin doğmasına izin verilebilir.
Talasemi Taşıyıcılığı Nedir?
Talasemi taşıyıcıları sağlıklı görünen, hasta olmayan fakat hastalığı taşıyan ve çocuklarına geçiren kişilerdir. Antalya'da taşıyıcılık oranı %10 un üzerindedir. Yani 10 kişiden birisi talasemi taşıyıcısıdır. Her talasemili çocuğun anne ve babası taşıyıcıdır. İki taşıyıcı evlendikleri takdirde doğacak çocuğun talasemili olma ihtimali %25 dir. Bu nedenle evlilik öncesi her genç talasemi taşıyıcısı olup olmadığını test yaptırarak öğrenmelidir.
Talasemi'nin iki talasemi taşıyıcısının evlenmesi sonucu oluşacağını söylemiştik.Sağlıklı anne ve baba ile kendileri gibi sağlıklı çocuklar görünmekte. Bu aile ve cocukları talasemi ile hiçbir zaman karşılaşmayacaklar.
Anne ve baba dan biri taşıyıcı. Çocuklarda hastalığın oluşması için bu durum yeterli değil ve korkulacak bir durum yoktur. Bu durumda doğacak her çocuk için %50 taşıyıcı %50 sağlıklı çocuk olma ihtimali bulunmaktadır. Yapılacak iş ise çocuklara talasemi testi uygulayıp ilerde onların çocuklarının sağlıklı olmalarını sağlamaktır.
Anne ve baba ikiside taşıyıcı. Bu durumda taşıyıcı olduğunuzu bilmek size hem iyi hem kötü haber demek. İyi çünki hasta bir çocuk sahibi olmaktan kurtuluyorsunuz. Kötü çünki sağlıklı çocuk sahibi olabilmeniz için her doğum öncesi prenetal tanı yani doğum öncesi tanı uygulattırmanız gerekli.Oldukça pahalı ve zor olan bu işler inanın hasta çocuk sahibi olmanın 10 milyonda biri değildir. Hasta çocuk sahibi olmanız sizi hayatınız boyunca ardı arkası kesilmeyecek tedavilere sürükler.Bu durumda her doğumda %25 hasta çocuk %50 taşıyıcı çocuk %25 sağlam çocuk olma ihtimali bulunmaktadır.
Böyle evliliklerde sağlıklı çocuk doğurma ihtimali bulunmaktadır. Bu evlilikte anne yada baba dan biri hasta dır ve her doğumda çocukların %50 si hasta doğma riski taşımaktadır. %50 oranında da taşıyıcı çocuk doğma ihtimali bulunmaktadır. Talasemi hastaları düzenli tedavi sonucunda diğer sağlıklı bireylerle aynı hayat standardında yaşayabilirler.
Bizim için her ne kadarda istenmeyen bir durum olsada nadiren rastlanan bir durumdur. Çünki bu evlilikte sağlıklı çocuk doğurma ihtimali yoktur. Anne ve baba talasemi hastasıdır ve çocuklarda %100 hasta olarak doğar. Hastalığın genetik yapısı maalesef bu sonucu bizimle karşı karşıya getirmektedir. Bu evliliklerde kesinlikle çocuk düşünülmez.
Kaynak:www.talasemi.net
Bu bilgiyi vermek istememin sebebi bende talasemi taşıyıcısıyam ve gerçekten zor bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Hastası değilim çok şükür ama , ne olursa olsun taşıyıcılıkta yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Çok çabuk yoruluyorum. Kalp atışlarım aniden 120'ye fırlıyor. Küçük bir yokuşu bile çıkamıyorum. Merdiven hiç çıkamıyorum. Bazen öyle kötü oluyor ki oturduğunuz yerden kalktığınz zaman bile hemen yorgun düşüyorsunuz. Kanınızdakı demir oranı yükselmiyor. İllaki dışaridan takviye almanız gerekiyor. Kısacası hayatımı gün geçtikçe dahada zor bir hale getiriyor. Tüm talasemi taşıyıcılarına ve hastalarına acil şifalar diliyorum..
leydielif
03 Ekim 2009
Milli Eğitim Bakanlığı Duy Sesimi!
Okullar açılalı bir haftayı geçmesine rağmen benim oğlum hala okuluna gidemedi. Sorunumuz ise Milli Eğitim Bakanlığı okula hala öğretmen göndermemiş. Nasıl bir çelişki bu anlayamadım. Binlerce öğretmen ataması yapıldı. Okulların açılacağı gün belli. Ve bir ilin merkezindeki bir okula öğretmen ataması yok.Bir heyecanla bekleyen oğlumun artık sabrı kalmadı.Oğlum hergün soruyo. Anne ben ne zaman okula gideceğim. Hem oğlumun sabrı tükendi hemde hiç bir şeyi düzene koyamayan benim de sabrım tükendi. Bakalım okuldaki görevlinin söylediklerine göre pazartesi gelecek. Bir umutla bekliyorum. Bir an önce öğretmenimiz gelsede okulumuz başlasa. Bende hayatımı ona göre düzene koyabilsem. Güzel haberlerde görüşmek dileğiyle...
02 Ekim 2009
Bir Elvedanın Anatomisi
Bakışların cam kırıkları gibi batarken,
bir kurşun gibi salınmışsın yüreğimin namlusuna
Şah damarıma saplanıp kalmış elveda deyişin,
her adımın azrail gibi almış canımı, ve soluksuz bırakmış
Şimdi sensiz karanlık gecelerim,
kelimelerim intahara meyilli,
şiirlerimse çoktan ölmüş
Gömülmüş aldınışlarımın dipsiz çukurlarına,
bağışlanmayı bekleyen bir mahkum gibi beklemekte
Depremler var şimmdi yüreğimin senli topraklarında,
vuslatlar paramparça olmuş,
kırılmış ruhumdaki aynalar
Gözlerimde kalsada senden kalan yağmurlar,
damla damla eritsede bedenimi,
bu gönül seni unutamaz
leydielif
resim alıntı..
bir kurşun gibi salınmışsın yüreğimin namlusuna
Şah damarıma saplanıp kalmış elveda deyişin,
her adımın azrail gibi almış canımı, ve soluksuz bırakmış
Şimdi sensiz karanlık gecelerim,
kelimelerim intahara meyilli,
şiirlerimse çoktan ölmüş
Gömülmüş aldınışlarımın dipsiz çukurlarına,
bağışlanmayı bekleyen bir mahkum gibi beklemekte
Depremler var şimmdi yüreğimin senli topraklarında,
vuslatlar paramparça olmuş,
kırılmış ruhumdaki aynalar
Gözlerimde kalsada senden kalan yağmurlar,
damla damla eritsede bedenimi,
bu gönül seni unutamaz
leydielif
resim alıntı..
Etiketler:
anatomi,
elveda,
gidişin,
gitme diyemedim,
vuslatlar
01 Ekim 2009
İşte Bloğumun Yeni Hali
Çok uzun bir araştırmadan ve içinden hiç çıkamadığım kararsızlıktan sonra hem başlığa hemde bloğumun içeriğine uygun bir template buldum. Ben çok sevdim bloğumun yeni halini. Peki sizce nasıl oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




