Yüreğimden Damlayan''Hüzün'' Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından, Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum. Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından, Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.
02 Aralık 2011
AŞK'sın Sen
sen benim en yalnız yanım,
hiç akmayan göz yaşımsın.
anlatmak istedikçe sustuğum,
bazen duamsın, bazen ahım.
susadıkça içtiğim, içtikçe susadığım,
kurumuş topraklarıma can verensin.
kah güldüğüm kah ağladığım,
ben senim sevgili sen de bensin...
hüznümsüm ruhumu kaplayan,
bir damla tebessümsün yüzümde.
sensiz yüreğimde sessizce çağlayan,
yandıkça yakan AŞK'sın sen gönlümde...
leydielif
02 Ağustos 2011
SEN
Canım yanıyor, hatıralarım gecenin karanlığında can verirken
Hiç dinmeyen bir yağmur gibi yağıyor gözlerimden, AŞK 'ın kanlı damlaları
Öyle bir susuyorum ki şarkılar şiirler bana küsüyor
Sensiz sabahlar, birde sensiz akşamlar bana eşlik ediyor
Kadehlere saklıyorum dünlerimi, zehir olsa da kana kana içiyorum
Bedenim yanıp kavrulsa da SEN diye, ben hep üşüyorum...
Dilimde tespih olmuş ismin her şey seni anlatır olmuş bana
Gözlerimde son gülüşün, azrail gibi her an can verdirir canıma
Bitmez bu Ah!larım ruhum bedenimi terk edip gitse de
Senden vazgeçmeyecek sensiz kalmış yüreğim, beyaz kefeni giyse de...
leydielif
26 Haziran 2009
Nadasa Bıraktım Aşkımı

Vurgun yemiş sol yanım, karaya vurmuş sevdamın parçaları,
İçimde bir feryat yankılanır sanki dalgaların arasında,
Nadasa bıraktığım aşkım şimdi çook uzaklarda.
Bir fısıltı gibi kulaklarımda hala o güzel sesin,
Unutulmayan bir şarkı gibi hala dudaklarımda ismin.
Yağmurlarım dinmiş sanki, biraz susuz biraz yorgunum.
Eski bir kutuya sakladım ne varsa senden kalan,
Resimleri bir bir yaktım külleri kaldı geriye aşkımdan.
Bir sen ver aklımda inadına herşeyden çok özlediğim,
Gidişin var gözlerimde,karşımda öylece durur sensizliğim.
Nadasa bıraktım aşkımı yüreğim göz yaşlarıyla ıslansada,
Dönmem artık geri kalbim aşkınla kavrulsada....
Yazan.leydielif
resim alıntıdır
04 Nisan 2009
Aşk mı...

Nasıl bir aşktı içimdeki,
Kendime bile anlatamıyorum.
Demir atmışsın gönlüme,
İstesemde vazgeçemiyorum.
İnanmıyorum artık masallara,
Yalancısın, sanki bir büyücü.
Bir ben miyim sevdayla yanan...
Hep dudaklarımda sevda türküsü.
Perde oldun gözlerimde,
En büyük özlemimdin düşlerimde,
Hiç arama bulamazsın,
Gömdüm seni yüreğimin içine.
Rüzgar gibi geçtim ömründen,
Neyim varsa aldın gittin.
Hatıralarla başbaşayım şimdi,
Sen günahlarımın bedelisin.
En büyük hatamsın biliyorum,
Aşk mı... artık inanmıyorum.
Yazan:leydielif
resim alıntıdır
10 Mart 2009
Seni Çok Seviyorum

Gökteki yıldızlar kadar uzaktın bana,
Bazen bir nefes kadar yakın.
Hayallerin en güzeliydin benim için,
Çölün ortasındaki bir su damlası gibiydin.
Ne şiirler yazabildi aşkımı,
Ne romanlar anlatabildi.
Bir deli sevdaydı yüreğimdeki.
Bir sen vardın dünyada birde ben sanki.
Anlamsızdı geride kalan her şey.
Seninle geçen her an bir ömre değerdi.
Yıldız oldun karanlık gecelerime,
Şarkı oldun dilimde hiç bıkmadan söylediğim.
Haykırıyorum dünyaya herkes bilsin istiyorum,
Her şeyimsin sen aşkım SENİ ÇOK SEVİYORUM.
Yazan:leydielif (Eşime İtafen yazdığım bir şiir)
03 Mart 2009
Yarım Kalan Sevda

Sabah olmuştu. Masanın üzerinde uyuya kalmıştı düşlerinin prensini düşünürken. Of heryerim tutulmuş dedi sessizce. Hemen üzerini değiştirdi çantasını aldığı gibi annesine; ben tokup deyip çıktı kapıdan. Her zaman okula gittiği bu yolda yine herşey aynıydı. Herkes bir telaş içerisinde koşturup duruyordu. Okula çok az kalmıştıki yıllardır boş olan yalıya birileri taşınmış eşya indiriyorlardı. Her gün gördüğü bu yalıya hayran hayran bakar bir gün ben de burada oturacğım deyip gülerdi kendine. Merakla kapısını önüne kadar gitti yalının. Tam kapının önünde kim taşınmış diye bakayım derken ellerinde kolilerle kapıdan girmeye çalışan adama, hızlı bir şekilde çarptı. İkiside yerde buldular kendilerini bir anda. Bir yandan önünüze baksanız iyi olmazmı diye adama söylenirken, bir yandanda üstünü başına düzeltiyordu. Kolileri yere düşen adamsa ayağa kalkmış, dikkatle kendisine bakıyordu. Elini uzattı adam ayağa kalkması için. Öyle sinirlenmiştiki başını yukarı kaldırmış tam birşeyler söyleyecekti ki adama, öylece kalakaldı adamın gözlerini görünce. Dudaklarına gelen kelimeleri yutmuştu sanki. Öylece karşısında duran adama bakıyor yerinden çıkacakmış gibi çarpan kalbinin sesini kendisi bile duyuyordu. Adam özür diledi ve kusura bakmayın kolilerden göremedim sizi dedi. Genç adamın yüzüne hayranlıkla bakıyor, tek kelime dahi çıkmıyordu ağzından. Genç adam kolilerini toplayıp eve dönerken o hala genç adamı izliyor bakışlarını ondan alamıyordu. Birden okul geldi aklına, koşa koşa gitti geç kalmamak için. Zil çalmış derse girmişlerdi bile. Ne kadar zaman geçmişti ne olmuştu anlyamamıştı bile. Akşam olmuş okul dağılmıştı. Nasıl geçmişti o gün, neler yapmışlardı hiç hatırlamıyordu sanki. Sadece kendine çarpan genç adamı düşünüyor ;hayatımda böyle güzel gözler görmedim diyordu . Yalının önüne gelmişti yine . Uzun uzun baktı, belki yine görürüm o genç adamı diye. Görememişti çok beklesede genç adamı.Biraz üzgün, biraz yorgun, evin yolunu tuttu istemesede. Eve gelir gelmez odasına kapanmıştı yine. Genç adamı gördüğü anı düşünmekten başka birşey yapamıyordu. Güneş ilk ışıklarını gösterirken hala uyumamış, bütün gece acaba bir daha görebilir miyim diye dönüp durmuştu yatağında.Aceleyle çıktı evden. Koşar adımlarla geldi yalının kapısın önüne. Her kimse gelen taşınma işini bitirmiş yerleşmişti artık. Öylece bekledi bir müddet kapının önünde. Birden açılıvermişti kapı. Yine o genç adam tam karışısında duruyordu. Gözlerine inanamıştı. Yine kalbi deli gibi çarpmaya başlamış nefes dahi alamaz olumştu. Genç adam gülümseyerek sizi dün görmüştüm galiba dedi ve tekrar özür diledi kendinden. Ne diyecekti ne söyleyecekti bilemedi bir türlü. Sonra buraya siz mi taşındınız dedi içinden bir oh çekerek. Genç adam; evet yeni taşındık dedi. Şey bende alt sokakta mavi boyalı evde oturuyorum; dedi gülümseyerek genç adama. Öyle rahatlamış hissediyorduki kendini. Bir kaç kelime daha konuştuktan sonra, benim okula gitmem gerekiyo dedi . Genç adam tanıştığımıza sevindim dedi o kocaman yeşil gözlerine bakarak. İçinde tarif edilmez bir mutluluk, koşa koşa okula gitti yine geç kalmasına rağmen. Artık derslerde sadece onu düşünüyor, bir daha göreceği zamanın hayaliyle geçiriyordu tüm vaktini. Okula geliş gidişlerinde hep onu bekliyor, görmeden gidemem diyordu içinden. Hayatı boyunca hep hayalini kurduğu, görmeden sevmeye başladığı kalbinin sahibiydi bu genç adam. Uzun boylu, siyah saçlı, masmavi gözleri olan, çok yakışıklı bir adamdı.
Bir gün işi çıkmış çarşıya inmek zoruda kalmıştı. Tek başına gezmeyi hiç sevmesede çıkmıştı annesinin zoruyla. Mağazaları dolaşıyordu tek tek. Uzun zamandır almamıştı yeni birşeyler. Bir elbise beğenmişti, mavi çizgili. Tam elini uzatmıştı ki başka bir bayanda aynı elbiseye uzanmış ama kendinin elinde kalmıştı. Güldüler sonra. Bayan pardon sizi görmedim dedi. Önemli değil siz bakabilirsiniz dedi bayana. Sonra konuşmaya başladılar şundan bundan. Nerede oturuyorsunuz, ne iş yapıorsun, ondan bundan derken hayatı boyunca hiç öğrenmek istemediği o gerçekleri öğrenmişti kadından. Genç adamın oturduğu yalıda oturduğunu öğrenmişti bayanın.. Öyle şaşırmıştıki; kimdi bu kadın, niye orada oturuyordu aklında binbirtane soru, susup kalmıştı. Bayan hiç birşeyin farkında değil anlatıyordu. Yeni evlendiğini, eşiyle birlikte anneannesinin olan bu yalıya taşıntıklarını söyleyivermişti. Bütün hayalleri ,umutları, düşleri karabasan gibi çöküvermişti üzerine. Gözünden yağmur gibi inen yaşları elleriyle silmeye çalışıyor ;Allah'ım bana yardım et diye çığlık atıyordu içinden. Akşa olmuş eve dönmüştü istemesede. Hemen odasına kapanmış gözlerinden akan yaşlarla baş başa kalmıştı. Sonra aldı defterini eline içine sığmayan üzüntüsünden kurtulmak ister gibi büyük harflerle Yarım Kalan Sevdam Seni Hiç Unutmayacağım yazdı. Yavaşca uzandı yatağına tarfsiz acılar içinde kıvranarak. Ağlayan gözlerini kapadı usulca. Yeni hayaller de, yeni düşlerde arayacaktı artık, yarım kalmış sevdasını...
25 Şubat 2009
Aşkın Ayak Sesleri

Tam karşısında duran aynaya baktı uzun uzun. Bu tükenmiş kadın ben miyim Allah'ım dedi içinden.Öyle bir hali vardıki kendisi bile acımıştı aynadaki görüntüsüne. İçten içe kızdı, bağırdı kendi kendine. Nasıl bu hale geldin diye sordu haykırırcasına. Sessiz çığlıkları yankılandı beyninde. Oturuyordu . Ayağa kalktı aniden.Üstünü başını düzeltti.Derin bir nefes aldı sessizce bir of çekerek. Sonra tekrar aynaya döndü ve evet söyleyeceğim artık. Neydi söyleyecekleri neler geçirmişti aklından kim bilebilirdi ki....Bir hışımla çıktı kapıdan rüzgar gibi geçti koridorlardan.Aşkın ayak sesleri duyuldu attığı her adımda. Kararlıydı bu sefer, söyleyecekti içinde ne varsa, haykıracaktı içinde ki o büyük sevdasını . Gelmişti işte, odasının tam önünde duruyordu. Sanki hayatının başlangıcı vardı bir adım ötesinde. Çalmadan açtı kapıyı ve tam karşısındaydı artık sevidiği adamın. Çakmak çakmak olan gözlerini dikti sevdiğinin gözlerine ve haykırırcasına söyledi dudakları; Seni Seviyorum.....Sonra bir daha söyledi.Gözlerinden inen yaşlar eşlik ediyordu sanki kendisine. Her damlasında seni seviyorum yazıyordu. Hiç bir şey söylememişti sevdiği adam. Gülümsedi ve sarıldı sımsıkı hiç bırakmayacakmış gibi. Sonra iki kelime fısıldadı kulağına; seni seviyorum.....Dünya durmuştu sanki o an, duyulan sadece deli gibi çarpan bu sevdalı kalplerin sesiydi. Bir ömre değerdi, ölse gam yemezdi artık . Gülümsüyordu yaşlı gözleri . İçten içe tekrarlıyordu; oda beni seviyor Allah'ım oda beni seviyor .....
12 Şubat 2009
SEVMEK

Onu düşünmektir sevmek karanlık gecelerde
Hayalini kurmaktır onsuz geçen günlerde
Hep onu hatırlayıp ağlamaktır saatlerce
Beyhude geçen ömrü ona adamaktır
Bir yaz yağmurunda deli gibi ıslanmaktır
Bir kadeh bile içmeden sarhoş olmaktır
Bir kere sevmek bin defa ölmek demektir
Bıkmadan usanmadan hep onu beklemektir
Hayatın tek gerçek yanı aşktır sevmektir
12 Ocak 2009
Leyla ile Mecnun

Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen
bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir.
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.
Mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun
(deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz.
Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür.
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:
"Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni."
Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.
Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır.
Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür.
Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır.
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.
Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir.
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;
"Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez."
Der, kabri kucaklayarak ölür.
Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
"Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."
(Bu hikayeyi her zaman çok sevmişimdir.Nedenine gelince gerçekten hayran kalınacak kadar güzel kıskanılacak kadar müthiş bir aşk hikayesidir.Günümüzdeki aşklarla kıyaslama yapamıyorum bile.Hani vardır ya 'Nerde o eski aşk hikayeleri' gerçektende böyle aşk yaşan yoktur sanırım.Gerçek aşk hikayelerinde buluşmak dileğiyle...) leydielif

