
Ders kitaplarının arasında kaybolmuş, gayretle sınavalara hazırlanıyordu. Başını hiç kaldırmadan çalışıyor, bu sınavları geçmem lazım diyordu kendi kendine. İkide bir gözlüğünü düzeltiyor, eğilmekten ağrıyan omzuna, elleriyle masaj yapmaya çalışıyordu. Geceyarısı olmuştu artık. Ara versem iyi olacak dedi ve yavaşca oflaya oflaya kaltı sanadalyesinden. Bir kahve olsa ne iyi olurdu dedi. Ocakta sıcak su olduğunu farkedince kendine hemen o çok istediği kahveyi hazırlayıverdi. Elinde kahve fincanı, pencerede uzun uzun seyretti sessiz sessiz yağan yağmuru. Sonra tekrar döndü ders kitaplarının yanına. Ama artık hiç ders çalışmak istemiyor, her zaman yaptığı gibi gözlerini kapatıp, o hiç olmayacağını zannettiği hayallerini düşünmek istiyordu. Başını yavaşca masanın üzerine koydu, kapadı gözlerini. Yüzünde bir tebessüm, yine aynı hayalin peşindeydi. Kendini herşeyden çok seven, bu yalnızlığına son verecek ve onu çok mutlu edecek kalbinin sahibi olacak kişiyi hayal eder, acaba bende bir gün sevebilir miyim diye sorardı kendi kendine. Uzun uzun düşünür hayallerinin arasında kaybolup giderdi.
Sabah olmuştu. Masanın üzerinde uyuya kalmıştı düşlerinin prensini düşünürken. Of heryerim tutulmuş dedi sessizce. Hemen üzerini değiştirdi çantasını aldığı gibi annesine; ben tokup deyip çıktı kapıdan. Her zaman okula gittiği bu yolda yine herşey aynıydı. Herkes bir telaş içerisinde koşturup duruyordu. Okula çok az kalmıştıki yıllardır boş olan yalıya birileri taşınmış eşya indiriyorlardı. Her gün gördüğü bu yalıya hayran hayran bakar bir gün ben de burada oturacğım deyip gülerdi kendine. Merakla kapısını önüne kadar gitti yalının. Tam kapının önünde kim taşınmış diye bakayım derken ellerinde kolilerle kapıdan girmeye çalışan adama, hızlı bir şekilde çarptı. İkiside yerde buldular kendilerini bir anda. Bir yandan önünüze baksanız iyi olmazmı diye adama söylenirken, bir yandanda üstünü başına düzeltiyordu. Kolileri yere düşen adamsa ayağa kalkmış, dikkatle kendisine bakıyordu. Elini uzattı adam ayağa kalkması için. Öyle sinirlenmiştiki başını yukarı kaldırmış tam birşeyler söyleyecekti ki adama, öylece kalakaldı adamın gözlerini görünce. Dudaklarına gelen kelimeleri yutmuştu sanki. Öylece karşısında duran adama bakıyor yerinden çıkacakmış gibi çarpan kalbinin sesini kendisi bile duyuyordu. Adam özür diledi ve kusura bakmayın kolilerden göremedim sizi dedi. Genç adamın yüzüne hayranlıkla bakıyor, tek kelime dahi çıkmıyordu ağzından. Genç adam kolilerini toplayıp eve dönerken o hala genç adamı izliyor bakışlarını ondan alamıyordu. Birden okul geldi aklına, koşa koşa gitti geç kalmamak için. Zil çalmış derse girmişlerdi bile. Ne kadar zaman geçmişti ne olmuştu anlyamamıştı bile. Akşam olmuş okul dağılmıştı. Nasıl geçmişti o gün, neler yapmışlardı hiç hatırlamıyordu sanki. Sadece kendine çarpan genç adamı düşünüyor ;hayatımda böyle güzel gözler görmedim diyordu . Yalının önüne gelmişti yine . Uzun uzun baktı, belki yine görürüm o genç adamı diye. Görememişti çok beklesede genç adamı.Biraz üzgün, biraz yorgun, evin yolunu tuttu istemesede. Eve gelir gelmez odasına kapanmıştı yine. Genç adamı gördüğü anı düşünmekten başka birşey yapamıyordu. Güneş ilk ışıklarını gösterirken hala uyumamış, bütün gece acaba bir daha görebilir miyim diye dönüp durmuştu yatağında.Aceleyle çıktı evden. Koşar adımlarla geldi yalının kapısın önüne. Her kimse gelen taşınma işini bitirmiş yerleşmişti artık. Öylece bekledi bir müddet kapının önünde. Birden açılıvermişti kapı. Yine o genç adam tam karışısında duruyordu. Gözlerine inanamıştı. Yine kalbi deli gibi çarpmaya başlamış nefes dahi alamaz olumştu. Genç adam gülümseyerek sizi dün görmüştüm galiba dedi ve tekrar özür diledi kendinden. Ne diyecekti ne söyleyecekti bilemedi bir türlü. Sonra buraya siz mi taşındınız dedi içinden bir oh çekerek. Genç adam; evet yeni taşındık dedi. Şey bende alt sokakta mavi boyalı evde oturuyorum; dedi gülümseyerek genç adama. Öyle rahatlamış hissediyorduki kendini. Bir kaç kelime daha konuştuktan sonra, benim okula gitmem gerekiyo dedi . Genç adam tanıştığımıza sevindim dedi o kocaman yeşil gözlerine bakarak. İçinde tarif edilmez bir mutluluk, koşa koşa okula gitti yine geç kalmasına rağmen. Artık derslerde sadece onu düşünüyor, bir daha göreceği zamanın hayaliyle geçiriyordu tüm vaktini. Okula geliş gidişlerinde hep onu bekliyor, görmeden gidemem diyordu içinden. Hayatı boyunca hep hayalini kurduğu, görmeden sevmeye başladığı kalbinin sahibiydi bu genç adam. Uzun boylu, siyah saçlı, masmavi gözleri olan, çok yakışıklı bir adamdı.
Bir gün işi çıkmış çarşıya inmek zoruda kalmıştı. Tek başına gezmeyi hiç sevmesede çıkmıştı annesinin zoruyla. Mağazaları dolaşıyordu tek tek. Uzun zamandır almamıştı yeni birşeyler. Bir elbise beğenmişti, mavi çizgili. Tam elini uzatmıştı ki başka bir bayanda aynı elbiseye uzanmış ama kendinin elinde kalmıştı. Güldüler sonra. Bayan pardon sizi görmedim dedi. Önemli değil siz bakabilirsiniz dedi bayana. Sonra konuşmaya başladılar şundan bundan. Nerede oturuyorsunuz, ne iş yapıorsun, ondan bundan derken hayatı boyunca hiç öğrenmek istemediği o gerçekleri öğrenmişti kadından. Genç adamın oturduğu yalıda oturduğunu öğrenmişti bayanın.. Öyle şaşırmıştıki; kimdi bu kadın, niye orada oturuyordu aklında binbirtane soru, susup kalmıştı. Bayan hiç birşeyin farkında değil anlatıyordu. Yeni evlendiğini, eşiyle birlikte anneannesinin olan bu yalıya taşıntıklarını söyleyivermişti. Bütün hayalleri ,umutları, düşleri karabasan gibi çöküvermişti üzerine. Gözünden yağmur gibi inen yaşları elleriyle silmeye çalışıyor ;Allah'ım bana yardım et diye çığlık atıyordu içinden. Akşa olmuş eve dönmüştü istemesede. Hemen odasına kapanmış gözlerinden akan yaşlarla baş başa kalmıştı. Sonra aldı defterini eline içine sığmayan üzüntüsünden kurtulmak ister gibi büyük harflerle Yarım Kalan Sevdam Seni Hiç Unutmayacağım yazdı. Yavaşca uzandı yatağına tarfsiz acılar içinde kıvranarak. Ağlayan gözlerini kapadı usulca. Yeni hayaller de, yeni düşlerde arayacaktı artık, yarım kalmış sevdasını...
Sabah olmuştu. Masanın üzerinde uyuya kalmıştı düşlerinin prensini düşünürken. Of heryerim tutulmuş dedi sessizce. Hemen üzerini değiştirdi çantasını aldığı gibi annesine; ben tokup deyip çıktı kapıdan. Her zaman okula gittiği bu yolda yine herşey aynıydı. Herkes bir telaş içerisinde koşturup duruyordu. Okula çok az kalmıştıki yıllardır boş olan yalıya birileri taşınmış eşya indiriyorlardı. Her gün gördüğü bu yalıya hayran hayran bakar bir gün ben de burada oturacğım deyip gülerdi kendine. Merakla kapısını önüne kadar gitti yalının. Tam kapının önünde kim taşınmış diye bakayım derken ellerinde kolilerle kapıdan girmeye çalışan adama, hızlı bir şekilde çarptı. İkiside yerde buldular kendilerini bir anda. Bir yandan önünüze baksanız iyi olmazmı diye adama söylenirken, bir yandanda üstünü başına düzeltiyordu. Kolileri yere düşen adamsa ayağa kalkmış, dikkatle kendisine bakıyordu. Elini uzattı adam ayağa kalkması için. Öyle sinirlenmiştiki başını yukarı kaldırmış tam birşeyler söyleyecekti ki adama, öylece kalakaldı adamın gözlerini görünce. Dudaklarına gelen kelimeleri yutmuştu sanki. Öylece karşısında duran adama bakıyor yerinden çıkacakmış gibi çarpan kalbinin sesini kendisi bile duyuyordu. Adam özür diledi ve kusura bakmayın kolilerden göremedim sizi dedi. Genç adamın yüzüne hayranlıkla bakıyor, tek kelime dahi çıkmıyordu ağzından. Genç adam kolilerini toplayıp eve dönerken o hala genç adamı izliyor bakışlarını ondan alamıyordu. Birden okul geldi aklına, koşa koşa gitti geç kalmamak için. Zil çalmış derse girmişlerdi bile. Ne kadar zaman geçmişti ne olmuştu anlyamamıştı bile. Akşam olmuş okul dağılmıştı. Nasıl geçmişti o gün, neler yapmışlardı hiç hatırlamıyordu sanki. Sadece kendine çarpan genç adamı düşünüyor ;hayatımda böyle güzel gözler görmedim diyordu . Yalının önüne gelmişti yine . Uzun uzun baktı, belki yine görürüm o genç adamı diye. Görememişti çok beklesede genç adamı.Biraz üzgün, biraz yorgun, evin yolunu tuttu istemesede. Eve gelir gelmez odasına kapanmıştı yine. Genç adamı gördüğü anı düşünmekten başka birşey yapamıyordu. Güneş ilk ışıklarını gösterirken hala uyumamış, bütün gece acaba bir daha görebilir miyim diye dönüp durmuştu yatağında.Aceleyle çıktı evden. Koşar adımlarla geldi yalının kapısın önüne. Her kimse gelen taşınma işini bitirmiş yerleşmişti artık. Öylece bekledi bir müddet kapının önünde. Birden açılıvermişti kapı. Yine o genç adam tam karışısında duruyordu. Gözlerine inanamıştı. Yine kalbi deli gibi çarpmaya başlamış nefes dahi alamaz olumştu. Genç adam gülümseyerek sizi dün görmüştüm galiba dedi ve tekrar özür diledi kendinden. Ne diyecekti ne söyleyecekti bilemedi bir türlü. Sonra buraya siz mi taşındınız dedi içinden bir oh çekerek. Genç adam; evet yeni taşındık dedi. Şey bende alt sokakta mavi boyalı evde oturuyorum; dedi gülümseyerek genç adama. Öyle rahatlamış hissediyorduki kendini. Bir kaç kelime daha konuştuktan sonra, benim okula gitmem gerekiyo dedi . Genç adam tanıştığımıza sevindim dedi o kocaman yeşil gözlerine bakarak. İçinde tarif edilmez bir mutluluk, koşa koşa okula gitti yine geç kalmasına rağmen. Artık derslerde sadece onu düşünüyor, bir daha göreceği zamanın hayaliyle geçiriyordu tüm vaktini. Okula geliş gidişlerinde hep onu bekliyor, görmeden gidemem diyordu içinden. Hayatı boyunca hep hayalini kurduğu, görmeden sevmeye başladığı kalbinin sahibiydi bu genç adam. Uzun boylu, siyah saçlı, masmavi gözleri olan, çok yakışıklı bir adamdı.
Bir gün işi çıkmış çarşıya inmek zoruda kalmıştı. Tek başına gezmeyi hiç sevmesede çıkmıştı annesinin zoruyla. Mağazaları dolaşıyordu tek tek. Uzun zamandır almamıştı yeni birşeyler. Bir elbise beğenmişti, mavi çizgili. Tam elini uzatmıştı ki başka bir bayanda aynı elbiseye uzanmış ama kendinin elinde kalmıştı. Güldüler sonra. Bayan pardon sizi görmedim dedi. Önemli değil siz bakabilirsiniz dedi bayana. Sonra konuşmaya başladılar şundan bundan. Nerede oturuyorsunuz, ne iş yapıorsun, ondan bundan derken hayatı boyunca hiç öğrenmek istemediği o gerçekleri öğrenmişti kadından. Genç adamın oturduğu yalıda oturduğunu öğrenmişti bayanın.. Öyle şaşırmıştıki; kimdi bu kadın, niye orada oturuyordu aklında binbirtane soru, susup kalmıştı. Bayan hiç birşeyin farkında değil anlatıyordu. Yeni evlendiğini, eşiyle birlikte anneannesinin olan bu yalıya taşıntıklarını söyleyivermişti. Bütün hayalleri ,umutları, düşleri karabasan gibi çöküvermişti üzerine. Gözünden yağmur gibi inen yaşları elleriyle silmeye çalışıyor ;Allah'ım bana yardım et diye çığlık atıyordu içinden. Akşa olmuş eve dönmüştü istemesede. Hemen odasına kapanmış gözlerinden akan yaşlarla baş başa kalmıştı. Sonra aldı defterini eline içine sığmayan üzüntüsünden kurtulmak ister gibi büyük harflerle Yarım Kalan Sevdam Seni Hiç Unutmayacağım yazdı. Yavaşca uzandı yatağına tarfsiz acılar içinde kıvranarak. Ağlayan gözlerini kapadı usulca. Yeni hayaller de, yeni düşlerde arayacaktı artık, yarım kalmış sevdasını...
10 yorum:
bnm bi kuzenim vardı, o daha bekarken bi evden bahsetmiştik biz, ben demiştim ki ne kadar güzel dimii? o da bana, "güzelse banane, ben oturmıycam ya.." demişti. sonra o eve gelin gitti hehe:)
bunda da öyle olur sandım ama olmadı:) acıklı şeyler beni boğuyoo, yapmayın bunu.. :)
umıtsız sevdalar ınsana sadece uzuntu verır..
yazık kıza cok uzuldum.
hayalkirikligina ugramamak adina kalbi hemencecik kaptirmamak gerekiyor:)en dogrusu önce arastiripta ögrenmesi gerekirdi,sevgiler gülüm..
Cok guzel bir hikayeydi... ama cok cabuk kaptirmis gonlunu genc adama.. arada bulussaydilar ya da tesadufen karsilassaydilar... belki o zaman bundan bir roman bile olur ;) Yuregine saglik sevgili Elif :)
Ne güzel hikaye sonunda bende bekledim adamda ona aşık olur o evde otururlar diye
herşeyin sonu güzel bitsin isteniyor ama ne mümkün
sevgiler
sevgili bidost çok haklısınız aslında bende kötü bitmesini istemedim ama bır baktim böyle bitivermiş kötü sonları alaşığım belkide ondandır.
öykücüm maalasaf öyle sonu olmayan sevdalar insandan neler götürür neler bir enkaz bırakır çoğu zaman arkasında...
AşkınAY haklısın hemen kaptırmamak gerekiyo ama ilk görüşte aşk ta maalesef sonunu düşünüemiyor insan böyle talihsizliklerin arasında kalıveriyorsun ....
sevgili Moonsun çok doğru zaten çok uzun bir hikaye oldu eğer detay yazacak olsaydım küçük bir roman olurdu galiba :) ama o zaman sizinle paylaşama imkanım olmayacak. Bilemiyorum bu konuda ne yapacağımı hikayeler git gide uzuyorlar sıkmıyorumdur inşaallah sizleri sevgilerimle....
EVet meliha hep güzel sonlar bekliyoruz ama hep acı bitiyor bu hikayeler...
Yorum Gönder