03 Nisan 2009

Vazgeçmek Yok


Bir elinde fırçası bir elinde tual, öylesine dalmıştı ki resim yaparken ,sanki yaptığı resmin içinde yaşayan bir hayal kahramanı gibiydi. En büyük tutkusuydu resim yapmak. Düşlerini, hayallerini renklerle birleştirir,üzüntülerini,kederlerini,her fırça darbesiyle bırakırdı kağıdın üzerine. Yaşamaktı onun için resim yapmak,hayatın ta kendisiydi.
Annesi arada bir odasına gelir neler yaptığını şöyle bir kontrol eder yaptığı resimleri her zaman çok beğenirdi. Evde kendini destekleyen tek kişiydi aslında. Babası resim yapmasına her zaman karşı çıkmış, resim yaptığını her gördüğünde bağırmış çağırmış ,sadece ders çalışacaksın böyle boş işlerle uğraşmayacaksın diye tehditler savurmuştu. Kızındaki büyük kabiliyeti fark edememişti.Ne büyük bir hata yaptığını anlayacaktı elbek bir gün.
Okulda arkadaşları çok severdi onu. Resme olan yeteneği hem arkadaşlarının hemde öğretmenlerinin sevgizini kazandırmıştı ona. Koridorda arkadaşlarıyla konuşurken ,resim öğretmenleri hızlı adımlarla ona doğru geliyordu. İçinde hiç anlamadığı bir merak uyanıvermişti. Yüzünde şaşkın bir ifade sessizce öğretmenini dinlemeye başladı. Öğretmeni sevinçle anlatmaya başlamıştı.Dünya çapınça liseler arası bir resim yarışması yapılacaktı.Ve eğer kazanırsa iki yıl boyunca burslu olarak yurt dışında eğitim fırsatını yakalayacaktı. İçindeki heyecan artık yüzüne yansıyor yavaş yavaş tebessüme dönüşüyordu. Sonunda beklediği fırsat gelmişti. Hayatını değişterecek geleceği için büyük bir adım olacaktı. Ve bunu hiç kimse engelleyemeyecekti. Bir an bababasının öfke dolu bakışları geldi gözünün önüne. Asla vazgeçmeyeceğim dedi ,kararlıydı,bu yarışmaya girecekti.
Eve gider gitmez hemen odasına gitmiş,yeni aldığı boyaları ,fırçaları çıkarmış büyük bir heyecanla onlara bakıyordu. Sanki gözlerinde yıldızlar parlamaya başlamıştı. İçinden nasıl bir resim yapacağını düşünürken,birden kapısı açıldı. Babasıydı gelen.Yüzünde yine aynı kızgın ifade,sesinde aynı öfke vardı. Yinemi çıkardın o gereksiz şeyleri dedi sinirden ellerini ovuştururken. Ne söyleyeceğini bilemimiş elindeki boyaları ve fırçaları hemen çekmeceye kaldırıvermişti. Öyle acıyorduki yüreği. Nasıl yapardı bunun babası kendine. En çok destek vermesi gerken kişi oyken , o resim yapmasına bile izin vermiyor engel olmaya çalışıyordu. Babası ,kendiyle arasına aşılmaz taştan duvarlar örmüştü sanki. Ne zaman okşamıştı başını kızım diye. Yada ne zaman sevgiyle sarılmıştı. Kendini bildi bileli,hep böyle öfkeli, aynı evde olmalarına rağmen sanki aralarında çok uzun mesafeler vardı. Babası gider gitmez fırçalarını boyalarını tekrar çıkarmış, yine ne resim yapacağım diye düşünmeye başlamıştı. Babasının bu yersiz öfkesine yenilmeyecekti. Yorgun gözleri yavaş yavaş kapanırken, yüzünde bir tebessüm yarışmanın yapılacağı günü hayal ediyordu.
Zaman su gibi akıp gitmiş, yarışma gününe bir gün kalmıştı. Gece dememiş gündüz dememiş,bir hırsla yapmıştı resmini. Annesi geçen zaman boyunca kendine devamlı destek olmuş,babasından gizlemesine yardım etmişti.Resimlerin teslim edileceği gün erkenden kalkmış yaptığı resmi özenle kaplamıştı . Babası görmeden evden çıkarması gerekiyordu.Sessiz adımlarla evden çıkmaya çalışırken babasının sesiyle irkildi. Elindeki ne diye sordu babası. O an ne diyeceğini bilememiş adeta donup kalmıştı. Sanki babası elindeki resmini alacak yine kendine bağıracak çağıracak belkide yarışmaya girmesini engelleyecekti. O an annesi girmişti odaya. Okuldan istemişler resim dersleri çin deyip geçiştirmeye çalışmış,okula geç kalacaksın hadi git artık demişti, yüzünde marek etme ben senin yanındayım ifadesiyle. Annesine tebessümle bakarken hızlı bir şekilde çıkıp gitmişti evden okula doğru. Büyük bir heyecanla resmini öğretmenine teslim etmiş öyle bir rahatlamıştıki. Artık sabırla yarışma sonucunu bekleyecek, kazansada kaybetsede bu yarışmaya katılabildiği için içinde büyük bir seviç olacaktı.
Günler geçmiş, yarışma sonuçlarının açıklanacağı gün gelip çatmıştı. Okula nasıl gelmişti hiç anlayamamıştı. Heyecandan hiç bir şey düşünemiyor kazındım mı kaybettim mi diye soruların arasında kaybolup gidiyordu. Sınıfta arkadaşlarıyla beraber öğrtmenlerinin gelmesini bekliyorlardı. Sonunda görünmüştü öğretmenleri kapıda. Öğretmeni sevinçle yanına doğru gelmeye başlamış, kendisi adeta nefes alamaz olmuştu. Öğretmeni kazandınn ,sen kazandın derken gözyaşlarına engel olamamıştı. Zaman durmuştu sanki o an. Sevinçten akan gözyaşları akarken yüzünden, kalbi mutluluktan deli gibi çarpmaya başlamıştı. Kazanmıştı, hayallerine doğru büyük bir adım atmış, umutlarının o sonsuz ışığında yepyeni bir hayata doğru yelken açmıştı.....

Yazan:leydielif

4 yorum:

havvanur dedi ki...

bi solukta okudum çok güzeldii kıs bu kız bnm hilal gibi:) resim hayatı resim olmuşş ders yapmasa hep resim çizse baba bişi demiorda bn kızıyom:))kırtasiye açacak kadar resim malzememiz varr sevgiler leydimelifim

meltem dedi ki...

elifcim, ne güzel yazmışsın ama çok duygulandırdı bu beni
ben çok gerçek olduğunu ve de yaşanmış bir olay olduğunu düşündüm bunun, hatta bir an sen olduğunu düşündürdü bişey bana,sonra birden kendi yaşadığım bi olayı anımsamama sebeb oldu.
çok fena oldum gerçekten çok güzel yazmışsın ciğerimmm...
ciğerim dedim birden çok ciğerimden geldi kusura bakma hemşeriyiz ya bu lafımıda yöresel olduğu için hoşgör ki ben çok kullanırım yakınlarıma gerçek hayatta
aman çok uzattım yaw
sevgiler

kardelen dedi ki...

Resim yapmasına çok sevindim sevgili havvanur bende resim yapmayı çok seviyorum hatta resim kursuna bile gitmiştim resim öğretmeni olabilmek için ama kısmet olmadı Hİlalcim olur inşallah :) sevgilerimle canım...

kardelen dedi ki...

çok teşekkür ederim sevgili meltemcim . Hiç kusura bakılırmı canım beni böyle yakın hissettiğin için çok sağol canım benim. bu hikaye yaşanmış bir hikaye değil tamamen benim hayal ürünüm diğer hikayeler gibi. Sevgilerimle canım...